ORTAK KUVVET

  • 145 SHARES

Le Mans Classic ve Richard Mille ortaklığında oluşturulan deneyim ilkesinde 20 senenin özeti.

Şu sıralar herkesin kendi ait olduğu jenerasyonun geçmişini düşünmek geleceğini düşünmekten daha çok işine geliyor, ister istemez ekran süreleri de hiç̧ olmadığı kadar uzuyor. Geçmişi şimdiki zamanda sürdürmenin ekranlar aracılığıyla farklı yöntemlerini arayan #throwback jenerasyonları bizler, bu yüzden eski dönemlere ait her disiplinden çıkan tasarımın daha çok kıymetini biliyor, en azından bildiğimizi düşünüyoruz. Vintage mobilyalar ve kıyafetler için tozlu dükkanları karıştırmak, eski basım kitap ve dergilere ait koleksiyonlar yapmak ve klasik otomobilleri elektrikli hale getirmenin formüllerini aramakla meşgulüz. Dolayısıyla bugün hala tek bir tur atmak için bile can atacağımız farklı dönemlere ait klasik otomobillerin yarış̧ pistinde birbirleriyle rekabet ediyor oluşu bünyemizde ciddi bir hipnoz etkisi yaratabiliyor. Tıpkı Le Mans Classic referansında olduğu gibi.

Le Mans Classic, altı genel ve üç özel kategorisiyle, kuşkusuz, 2002’den bu yana dünyanın en önemli klasik otomobil organizasyonu sıfatını elinde bulunduruyor. Etkinlik, salt bir otomobil yarışından çok daha fazlasını katılımcılara sunabilmesi ve bir komünite ruhunu A’dan Z’ye yaratabilmesi ile farklılaşıyor. Yarışın, Richard Mille’in ana sponsorluğunda gerçekleşen 2018 edisyonunda, İkinci Dünya Savaşı öncesine ait, 21. yüzyılın en iddialı spor ve konsept modellerinden 700 otomobil yarışmıştı. O zamandan bu yana araya, bir pandemi, global olarak tokat formunda gözlemlenebilen esaslı bir iklim krizi ve başka evrensel felaketler girmesine rağmen bazı nosyonlar aynı hızla değişmedi. Örneğin, Richard Mille’in ekstrem ölçülerde fizik kurallarını ve teknolojiyi zorlaması. Üstelik marka bu prensibi tek yönlü̈ değil, pek çok açıdan benimsemeyi görev bilmiş̧ gibi. Neticede hem tasarım hem teknik özellikler konusunda farklı modeller ile yaptığı örneklemeleri birbiri ardına sıralamak mümkün. Richard Mille’in bu ideali, motor sporlarının doğasıyla paralel ilerlemeye hayli müsait. Devamlı gelişim ve değişim isteyen motor sporları, saat koleksiyonerlerinin de her daim ilgi alanları sıralamasına dahil olabiliyor. Markanın 2002’den bu yana Le Mans Classic gibi bir organizasyon ile kurduğu bağ̆, hem müşteri profilini mutlu ediyor; hem de sonuçta tasarım felsefesinde somutlaştırabildiği bir değere dönüşüyor. Limitli üretim felsefesini, kurulduğu günden bu yana bir zorunluluktan ziyade bir ideoloji olarak özümseyen marka, Le Mans için özel olarak tasarladığı tüm modellerde de bu yapıyı bozmuyor. Böylece kendini çok farklı bir ligde konumlandırma spesifikasyonlarına bir yenisini daha ekliyor. Saat koleksiyonerlerinin otomobil yarışlarına ve özellikle “dayanıklılık” konusuna olan ilgileri, her yeni Le Mans yarışında hem otomobil markaları hem de Richard Mille’in tanıttığı yeni saat modelleriyle kuvvetleniyor.