QP Türkiye - Leading Luxury Journal

QP, saatler konusunda dünyanın en iyi gazetecilik ve en heyecan verici canlı etkinlikleri için bir merkezdir. QP dergisinin online websitesidir.

GÜNCEL

46. SAYI ÇIKTI

QP Türkiye’nin yeni sayısı çıktı. Kapağında, Jaeger-LeCoultre’un Reverso modeline yer veren 46. sayıya info@qpmagtr.com adresine e-mail atarak ulaşabilirsiniz.

Piet Mondrian’ın New York City 1 eserinin 75 yıl önce ilk kez sergilendiğinden bu yana baş aşağı şekilde durduğunun fark edilmesi üzerinden gerçeklik ve doğruluk nosyonları yeniden tartışmaların hararetli bir konusu olabilir. En etkili küresel efor farkındalık ve zamanın değişen perspektifleri arasındaki balansı yakalamak modernitenin günümüz tanımlarından olduğu gibi, sorgulama belki de her şeyin ötesine geçebilecek bir güce sahip. Halihazırda var olanla yetinmeyip bir sonraki adımın neler sunabileceği merak edenler de kuvvetle muhtemel başarının ne demek olduğunu deneyimlerden.

Farkındalık denkleminin zaman neticesindeki neden sonuçlarında Breitling’in CEO’su Georges Kern, sektörde kendine yer edinmiş bir aileye sahip olduğu için kalite ve tasarım hassasiyetinin oluştuğunu düşünüyor. Ahmet Doğu İpek ise hem hayatında hem de çalışmalarında ses kısmayı düşünüyor ancak en doğru frekansı yakalayarak… Otomobillerin iç tasarımlarında kompleks tuş panelleri yerini daha sade görünümlere bırakırken moda “yeni normal” monotonluğundan sürrealizm derecesini iyice artırıyor. Bir sürü farklı meselenin detayları için sizi daha fazla bekletmeden, 46. sayının sayfalarını çevirmeye başlıyoruz. Keyifli okumalar…

Yeni saat

KRONOLOJİK KOMPLİKASYONLAR

Geliştirilen ve değiştirilen her bir noktanın yanı sıra geçmişine göndermelerde bulunan Laureato 38 mm Copper, değişken ışık açılarının parametrik ışınlarını temsil ediyor.

Yazı: James Gurney

Laureato, 70’lerin sonlarından beri GP’nin spor-lüks modeli ve yıllar içinde birtakım daha fazla ya da daha az başarı kazanan tasarım varyasyonlarının ardından orijinal formuna çok daha yakın bir halde geri döndü; görünümü La Chaux-de-Fonds üreticisinin en popüler saati olduğunu kanıtlıyor. Bu Laureato, Royal Oak’ın ya da Nautilus’un aldığı övgüleri alamazsa bunun sebebi daha çok Girard-Perregaux’nun Audemars ya da Patek’e kıyasla daha az görünür olması ve tasarımla hiçbir ilgisi yok.  

Açık renk tonu, tırtıklı görünümlü kadran detayını ve “parçaları” (ibreler, lejandlar ve logolar) ortaya çıkarıyor; bakır kadran ise Laureato’da genellikle gördüğünüz daha yumuşak siyah ve lacivert renklerden farklı, ayrıca Aston Martin saatlerinde yeşilin yaptığına çok benzer şekilde saatin biçimini güzelce ortaya çıkarıyor.

(daha&helliip;)
Otomobil

UNVAN KUTLAMALARI

1972 Formula 1 otomobilinin izlerini taşıyan Lotus Evija Fittipaldi, Emerson Fittipaldi’ni kendi tarzıyla anıyor.

Farklı branşlarda kendini ispat etmiş isimlerin aradan geçen zamana rağmen hatırlanıyor olması her açıdan başarının bir sembolü olarak yorumlanabilir. Öyle ki söz konusu tutkulu bir şekilde kendimizi kaptırdığımız, adrenalin dolu bir spor dalının zaferleri olduğunda bu isimlere ithaf edilen tasarımların yeri de başka olur. Tabii bir de Lotus’un etkisini unutmamak gerekiyor.

Brezilyalı F1 pilotu Emerson Fittipaldi’nin 1972’de henüz 25 yaşındayken kazandığı
F1 Dünya Şampiyonluğu Lotus tarafından yeniden hatırlatılıyor. O dönemde bu başarıyı elde en genç pilot unvanına sahip Fittipaldi, Lotus 72 ile zaferine ulaşıyor; 50. yıl anısına sınırlı sayıda üretilecek olan modelin de Type 72’ye göndermeler yapmış olması şaşırtmıyor. Lotus Evija Fittipaldi; 0’dan 100’e hızlanmasını 3 saniyenin altında, 0’dan 300’e ise dokuz saniyenin altında erişebiliyor. Tamamen elektrikli modelin merkezinde 2.013 beygir gücü ve 1.704 Nm tork üreten dörtlü elektrik motor bulunuyor. Ayrıca modelin erişebileceği maksimum sürat limitinin de 350 km/s olduğunun altını özellikle çizelim.

GÜNCEL İÇERİKLER

GÜNCEL

365 GÜN DERLEMESİ

2022 yılının lüks segmentinde yaşanılacak en pahalı şehirlerinde New York ve Singapur aynı seviyede.

Seneyi bitirmeye yakın, 12 ayın özetleri yapılmaya başlandı. Zaman kavramını sorgulatan ve neredeyse herkesin aynı cümleyi kurduğu bu periyotta CNN, Economist Intelligence Unit (EIU) dünyadaki 172 şehrin göreceli harcamalarını takip eden Worldwide Cost of Living raporunu yayınladı. Bu yılki verilere göre, Rusya-Ukrayna ve pandeminin devam eden etkisinden dolayı ortalama yaşam maliyeti yüzde 8,1 arttı.

“Ukrayna’daki savaş, Rusya’ya yönelik Batı yaptırımları ve Çin’in sıfır COVID politikaları, artan faiz oranları ve döviz kurundaki değişimlerle birleşen tedarik zinciri sorunlarına neden oldu ve dünya çapında bir yaşam maliyeti kriziyle sonuçlandı.” EIU başkanı Upasana Dutt bir medya açıklamasında 2022 datalarını en kısa haliyle anlattı. “Anketimizde yer alan 172 şehirdeki ortalama fiyat artışının, dijital verilere sahip olduğumuz 20 yılda gördüğümüz en güçlü artış olmasıyla, bu yılki endeksteki etkiyi açıkça görebiliyoruz. Şehirlerde petrol fiyatlarındaki artış özellikle güçlüydü (geçen yıl olduğu gibi), ancak gıda, kamu hizmetleri ve ev eşyaları şehir sakinleri için daha pahalı hale geliyor.”

Sıralama ise şöyle: New York ve Singapur birinciliği beraber paylaşıyor. Ardından Tel Aviv, Hong Kong ve Los Angeles geliyor. Zürih, Cenevre, San Francisco, Paris ve son olarak Kopenhag 10. sırada listeyi tamamlıyor. Hazır konu 2022 datalarına gelmişken Qatar Airways’ın 2022’de dünyanın en iyi havayolu şirketi seçildiğini de belirtmeli.

Seyahat

ORTAK ALANLAR

East Meets West sergisini 10 Ocak 2023 tarihine kadar Ace Hotel Kyoto’da ziyaret edebilirsiniz.

Seyahat etmenin en keyifli yanlarından biri de henüz keşfetmediklerini deneyimlemek. Tanımadığınız sanatçılarla tanışmak yahut her daim takip ettiklerinizle buluşmak, henüz tadına bakmadığınız tabakları merak etmek ya da müdavimi olduğunuz restorona bir kez daha gitmek… Referanslarımızı çoğaltabiliriz tabii ki ancak konaklayacağınız otel, sanatın bir parçası olduğunda haritaların kimi zaman karmaşık tarafıyla muhatap olmak zorunda kalmazsınız. Ace Hotel Kyoto da bu olağanı yaratanlardan biri.

(daha&helliip;)
Dosya

FİZİKSEL KRONOGRAF

Kronolojik ile biyolojik yaşının arasını olabildiğince açmak isteyenler için rota yeniden oluşturuluyor.

Kişisel tarihçesinde doğum tarihinin etkisiz olmasını kim istemez? Yaş almak ve beraberinde getirdiği tüm aydınlanma bir yana, bir “yaş”tan sonra çok az kişi kronolojik kayıtları ile barışık bir şekilde ömrünü sürdürebiliyor. Zamanı durdurmak kisvesi altında durmadan şişirilen kozmetik ve estetik sektörü de bu konuda hiç yardımcı olmuyor. Sosyal medyanın yarattığı algı oyunları yoluyla gelinen durumun reel olmadığının ayrımına varmak ise gün geçtikçe zorlaşıyor. Fotoğraflarda kullanılan filtrelerle, değil kişinin yaşını, kimliğini bile belirlemek gün geçtikçe uzak bir ihtimale dönüşüyor.

Ama bütün bu algı operasyonunu bir kenara bırakıp rasyonel düşünerek işin içinden çıkmak mümkün. Doğum saatimizden bu yana hiç durmadan kayıtlara işlenen kronolojik yaşımız ile bedenimizin yaşı senkronize ilerlemeyebiliyor. Buna erişmek için tabii ki bazı formüller var. Bu konudaki araştırmaların gün geçtikçe artması ile elde edilen güncel sonuçlar artık çok daha tatmin edici. Kronolojik ve biyolojik yaş arasındaki fark “fizyolojik yıpranma payı” olarak ifade ediliyor. Burada kastedilen büyük ölçüde fiziksel yıpranma, çünkü kronolojik yaşı durdurmak mümkün olmasa da biyolojik yaşı kontrol altına almak için bazı temel sağlık ön koşullarını yerine getirmek gerekiyor. Biyolojik yaşı belirlerken kullanılan parametrelerde genetik, yaşanılan coğrafya, diyet ve uyku düzeyi en üst sırada. Bunu egzersiz alışkınlıkları, sigara ve alkol tüketimi takip ediyor. Psikolojik etkenlerin de biyolojik yaşı belirlemede ciddi bir rolü var. Stres ve anksiyete fiziksel olarak da yıpranmaya, uyku düzeninin bozulmasına ve akabinde biyolojik yaşın ilerlemesine sebebiyet verebiliyor.

Yazının devamını QP No:45’te 32. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz. Dergiye abone olmak için ise info@qpmagtr.com’a e-mail atarak iletişime geçebilirsiniz.

Moda

YENİLENEN FORM

Klasik yönünü modern bileşenlerle eşleştiren Dr. Martens, zooloji tarafını da denkleme dahil ediyor.

İngiliz markayı her ne kadar 1460 botu ve 1461 ayakkabısıyla tanıyor olsak da, Dr. Martens elbette daha fazlasına sahip. Ancak son olarak karşımıza çıkan seçkisinde, tasarımlar bilekleri kapamaktansa bilek hizasında kalmayı tercih ediyor.

“Leopard Pack”, Smiths Hair On Leopard Print Shoes ve Adrian Snaffle Leopard Kiltie Loafer olarak iki farklı edisyonla sunuluyor. Smiths Hair ayakkabının dış kısmı, baskılı doğal bir malzeme ile tasarlanıyor. Adrian Snaffle Loafer ise zamanın asi alt kültürlerine göndermelerde bulunarak leopar versiyonu ile şekilleniyor. Bu noktada Adrian Snaffle Loafer’ların Dr. Martens’in en klasik silüetlerinden biri olduğunu belirtmek gerekiyor. İlk olarak 70’lerin sonlarında ve 80’lerin başında ortaya çıkan leopar desenin özellikle tercih edilmesi daha anlamlı hale geliyor.

Röportaj

JEAN-MARC PONTROUÉ

Panerai, yüksek saatçilikte değişimleri motamot izlemek yerine yenilikleri karakterize etmenin getirilerini anlatıyor.

Floransa’da 1860 yılında kurulan butiğiyle şehrin ilklerinden biri olan Panerai, benimsediği felsefeden uzaklaşmadan güncel ortamın değişimlerini özgün bir şekilde yorumluyor. Trendleri takip etmektense yenilikler yaratmayı tercih etmek, Jean- Marc Pontroué’ya göre bir olgunluk belirtisi. Sohbetimiz, yeni konsept butikler, eklenen kadran çapı ve Panerai Experience getirilerinde Panerai’nin yeni klasik anlayışı üzerine…

QP: Submersible QuarantaQuattro’nun yeni kasa boyutunun 44 mm olmasının nedeni arz talep ilişkisiyle bağlantılı mı?

(daha&helliip;)
Teknoloji

GÜNCELLENMİŞ VERSİYON

Yüzlerce hatta binlerce fotoğrafla dolu dijital albümlere karşı somut tek bir karenin varlığı anlık fotoğrafçılığın vintage tarafında Polaroid.

1937’deki başlangıcından 80’lere kadar Polaroid, teknolojik yeniliğin bir işareti olarak görülüyordu. Markayı 1981’e kadar yöneten kurucu Edwin Land, kariyeri boyunca 535 patent aldı. Kodak’ın 1975’te ürettiği dijital kamerayla elbette dengeler de değişti. O zamanlar Polaroid dijital bir kamera prototipi geliştirmiş ancak henüz bu teknolojiye hazır olmadığımızı düşünmüştü. 1991’deki en yüksek kazancının ardından sıkıntılı dönemlere giren Polaroid, 2017’de Impossible Project tarafından satın alındı. Polaroid Originals olarak yeniden markalaştırılması, nostaljik tarafın unutulacağı ya da teknolojinin yok sayılacağı anlamına gelmiyordu. Telefondan çekilen fotoğrafları klasik Polaroid kare formatına dönüştüren Polaroid Lab ve beş farklı lens seçeneğiyle Polaroid Now + klasik aksiyonun gelişmiş versiyonu olarak yorumlanabilir. Ayrıca kare formattaki beyaz filmlere alternatif oluşturan özel renk ve form seçeneklerinin sunulduğu da unutmamalı.

Otomobil

İRTİFA KURAMI

Porsche, 911 Carrera 4S tabanlı prototipini dünyanın en yüksek yanardağında ve off road temellerinde test ediyor.

Zorlu doğal şartlara karşı gelebilen adrenalin duygusunda Alman üretici sınırlarının bir adım ötesine geçmenin yollarını arıyor. Özel bir Porsche 911 off road otomobili, dünyanın en yüksek yanardağı olan Şili’deki Ojos del Salado’nun yamaçlarında bir çift 911 Special Experimental Projects’i test ediyor. Modifiye edilmiş arazi araçları, geliştirmeleri sırasında maksimum 6.007 metreye ulaşabildiler. Otomobiller, Le Mans galibi ve Pikes Peak rekoru kıran Romain Dumas liderliğindeki bir ekip tarafından test edildi. “Sanırım bugün dünyanın herhangi bir yerinde bizden daha yüksekte olan tek makine uçaktı!” diyen Dumas’a katılmamak elde değil. Bu özel deneysel prototipleri yapmak için Porsche, bir çift 911 Carrera 4S ile işe başladı. Yükseltilmiş çamurluklar, özel görünüm ve 13,7 inç yerden yükseklik sunan büyük arazi lastikleri gibi modifikasyonlar da peşi sıra geldiğini da belirtelim.

Sanat

ÖNGÖRÜLEN HANELER

Bonhams’ın 16 Kasım’daki müzayedesinin odağı 80’li yıllardaki Keith Haring’in tarzı.

Sanat dilinin bir noktada kişi ile eşleşmesi elbette yadsınmaz. Milisaniyede sanatçıyı tanıyabileceğiniz isimlerden biri de kuşkusuz Keith Haring. Dünya çapında 45 mural yaratan sanatçıya ayrılan seçki için beklentiler ise kabaca 1 milyon dolarlık tahminlerde.

(daha&helliip;)
Moda

TAKIM DEĞİŞİKLİĞİ

Dikiş stratejilerini revize ederek, erkek koleksiyonlarının çehresini değiştiren klasik markaların düşünce kalıplarını çıkarma pratiği.

Hibrit yaşamı deneyimledikten sonra klasik takım elbiselerin rafa kalkan ilk tasarımlardan biri olmasını kimsenin sorgulamadan benimsediği bir mevsimdeyiz. Öyle ki, Sonbahar- Kış 2022-2023 sezonunda markaların hemfikir olduğu konulardan en belirgin olanlarından biri buydu. Özellikle klasik takım elbiselerin kalıplarını çıkarmayı en iyi bilen “klasik” takım elbise markaları arasında sözsüz bir anlaşma yapılmış gibi duruyor. Burada önemli olan ayrım, bu markaların neden bu tasarım ile anıldığının tümüyle farkına varabilmek. Koleksiyonlarında takım elbiseye yer veren her marka ne yazık ki bu şekilde isimlendirilemiyor. El işçiliğinin ön planda olduğu ve insanların çoğunlukla formal giyim için başvurduğu markalardan bahsediyoruz. Bu markaların takım elbise ideolojileri de genelde statükocu bir çizgide ilerlediği için bu değişimin başını onların çekiyor oluşu konuyu daha da enteresanlaştırıyor. Klasik markalar da artık her sezon tekrara giren basın bültenlerinden sıkılmış gibi görünüyor. El işçiliğinin dümen suyundan gitmek yerine odak değiştiren kalıplar ile koleksiyonlarını yapılandırıyorlar.

Yazının devamını QP No:45’te 94. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz. Dergiye abone olmak için ise info@qpmagtr.com’a e-mail atarak iletişime geçebilirsiniz.

Tasarım

SOFRA DÜZENİ

Tasarım konusundaki obsesif tarafı ile Hem, aksesuar ve sofra takımlarını da seçkisine ekliyor.

Stockholm merkezli Hem, ilerici düşünceyi savunan bir yaratıcı platform olduğu kadar iş birlikleriyle de gündeme gelenlerden. Spotta özellikle altını çizdiğimiz “obsesif” tarafını ise açıklayalım. Zira Hem “Obsesif kalitede yaratıcı tasarımlar” anlayışını benimsiyor.

Marka son koleksiyonunda ise iş birliği içerisinde olduğu isimlerle birlikte çalışıyor. Öyle ki seçkide Bronto Tableware, Jonah Takagi’den ilham alan Brute Vase’i ve Fabien Cappello’nun Molino tuz ve karabiber öğütücüleri yer alıyor. 79 ile 449 dolar arasındaki fiyatları ile koleksiyona Hem’in web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yeni saat

KEŞİF İZLERİNDE

1952 yılında bilimsel çalışmalar yapmak üzere Grönland’a yollanan ekip üyelerinin bileklerinde yer alan Tudor Oyster Prince Ref. 7808 modelinin 70. yıl dönümü anısına.

Tudor’u genellikle modern tarafı ile Black Bay’in sayısız edisyonu ile eşleştiriyor olmak markanın, hikayesi olan modellerine haksızlık sayılabilir. Hele ki 1952’nin Temmuz ayında bilimsel çalışmalar yapmak üzere Grönland’a yollanan ekip üyelerinin bileklerinde yer alan Tudor Oyster Prince Ref. 7808 modelinin 70. yıl dönümü söz konusu olduğunda. Öyle ki Tudor, İngiliz Kuzey Grönland Seferi’nin ardından geçen yarım asırdan fazla bir süreyi kendi tarzında, en basit hali ile vintage bir modele modernizasyon katarak kutluyor.

(daha&helliip;)
Moda

SPONTANE PLANLAR

Gün içerisinde değişebilen senaryolara uyum sağlayabilen görünümlerde The Row çizgisi.

Planda hiç olmayan, bir anda gelişen programlar günlük hayatımızın bir parçası. Spontane yaşamanın daha keyifli olduğunu düşünenler ile ajandasında en ufak oynama bile yapmayanların buluştuğu noktada, her iki tavra uygun kıyafet tercihleri de var. Spontane ya da planlı yaşamayı tercih etsin, herkes bir anda kendini bambaşka bir plan içinde bulabilir; o yüzden her koşula hazırlıklı olmak gerekir. Bir toplantı çıkışında nereye gideceğiniz konusunda şüpheleriniz varsa, kıyafetlerinizin formel olduğu kadar spor görünmesi bir hayli önemli. Dış görünüşte bu dengeyi yakalamanın referansları da The Row’da mevcut. Klasik bir takım pantolonunu -ki klasiklerin kimi zaman sıkıcı olduklarını kabul edebiliriz- daha modern hale getiren bol kesimlere, oversized gömleklere ve elbette keten trençkotlara yer veren koleksiyon, her an değişebilecek programlara en azından görünüm olarak uyum sağlayabilmek için bir orta yol öneriyor.