QP Türkiye - Leading Luxury Journal

QP, saatler konusunda dünyanın en iyi gazetecilik ve en heyecan verici canlı etkinlikleri için bir merkezdir. QP dergisinin online websitesidir.

Yeni saat

TEKNİK ALT METİN

Big Pilot’s Watch Constant-Force Tourbillon Edition “IWC Racing”, yüksek saatçilik ve motor sporlarının teknik ve tasarım alt başlıklarındaki referanslarını aynı potada eritiyor.

Yüksek saatçilik markaları için tükenmez bir referans noktası olan motor sporlarının bir saat formuna dönüşmüş en yeni modeli Big Pilot’s Watch Constant-Force Tourbillon Edition “IWC Racing”, iki sektörün teknik ekspertiz noktalarını tasarım kodlarına aktarıyor. Yalnızca 15 adet üretilen modelin odak noktası saat 9 yönü olarak belirleniyor. Bu istikamette bir sabit güç mekanizmasına entegre tourbillon’a sahip saat, manüfaktürün en komplike kalibrelerinden biri olan 94800 ile çalışıyor ve 96 saatlik bir güç rezervi sunuyor. 42 mm’lik kasada ise materyal seçimi motor sporlarından ilhamla siyah mat Ceratanium®’dan yapılıyor.

Saatin kadran analizi üzerinden fonksiyonlarını sıralamaya devam edecek olursak, saat 1 yönünde kuzey ve güney yarım küreler için daimi ay evresi göstergesi ve saat 4 ve 5 yönünü kaplayacak büyüklükte bir güç rezervi göstergesi bulunuyor. Kayış olaraksa Formula 1 yarış otomobilleri için kumaş tasarlayan Alcantara markasından astarlanmış sarı dikişli kauçuk bir kayış tercih ediliyor.

Tasarım

HAREKET DİNAMİZMİ

İtalyan bisiklet markası Elite, geleneksel spor ekipmanlarının faydacı görünümüne farklı bir perspektiften bakarak teknoloji ile cam ve kayın ağacı malzemelerini bir araya getiriyor.

En son bisiklet turumuzun ne zaman ve nerede olduğunu düşündüğümüzde bir kısım bu soruyu pas geçerken bir kesim de açık hava ile olan temasının sekteye uğradığını dile getirebilir. İçerisinde bulunduğumuz yeni normalde, şüphesiz bir çoğumuz evlerimizin bir kısmını küçük bir spor salonuna çevirdik. İnternet üzerinden sipariş edilen bisikletler bir hevesle hanelerin en motive edici konumuna yerleştirilse de belli bir zamandan sonra kendilerini unutuyoruz. Bu noktada satın alınan ev bisikletlerinin popülaritesinin azalmasının sorumlusu bizler miyiz yoksa tasarımların çekici olmaması mı?

İtalyan menşeli bisiklet ekipmanları üreticisi Elite konuya tasarımı ön plana alarak odaklanıyor. Fuoripista Bike adını verdiği bisikletini cam ve kayın ağacı malzemesi ile yenilerken sanal bir antrenör ile antrenman yapmanıza da olanak sağlıyor. Torino merkezli Adriano Design stüdyosu ile iş birliği içerisinde giren marka, sürdürülebilir malzemeler kullanarak bisikleti bir spor ekipmanından ziyade mobilyaya daha yakın görünen bir tasarıma dönüştürüyor.

Otomobil

YEŞİL SPESİYALİTE

Aston Martin, 1959’da gerçekleşen 24 Hours of Le Mans’ın galibi olan DBR1’i, sınırlı edisyondaki V12 Speedster modeli ile yeniden anıyor.

Söz konusu köklü markaların bilinen modelleri olduğunda, geçmişin izlerinin günümüz teknolojisi ile eşleştirildiği örneklere alışmış durumdayız. Bir önceki cümlemizi yüksek saatçilikten moda markalarına kadar farklı sektörler ile genişletebildiğimiz gibi son olarak bu listeye İngiliz otomobil üreticisi Aston Martin dahil oluyor. 1959 yılında 24 Hours of Le Mans’ı ve Nurburgring’i zafer kazanarak tamamlayan DBR1’in hatırlatılması- her ne kadar unutulduğunu düşünmesek de- V12 Speedster modeli ile gerçekleştiriliyor.

Aston Martin yarış otomobilleri mirasını yeniden canlandırarak V12 Speedster DBR1 konfigürasyonundan sadece 88 adet üretecek. Bu koleksiyonu diğerlerinden ayıran özellikler arasında ise en belirleyici olanlardan biri Aston Martin ile özdeşleşen Racing Green renginin kullanılıyor olması. 690 hp güç ve 752 Nm tork üreten 5,2 litrelik çift turbo şarjlı V12’ye sahip modellerin bir başka ayırt ediciliği de sadece limitli edisyonda yer alan elmas kesimli 21 inçlik tek bijonlu jantları. 0-100 kilometre hıza 3,4 saniyede ulaşan modellerin fiyat bilgisi henüz paylaşılmamış olsa da bahsi geçen tasarım, geçmişe atıfta bulunan ve sınırlı edisyon bir Aston Martin modeli olduğundan rakamların bol sıfırlı olacağı kesin.

GÜNCEL İÇERİKLER

Teknoloji

DEZENFEKSİYON İSTASTONU

Bir taşla iki kuş vuran en yeni teknolojik cihazlardan Lexon Oblio, telefonunuzu kablosuz olarak şarj ederken dezenfekte edebildiği için üstüne konuşulmayı hak ediyor.

Pandemi hijyen obsesyonlarımızı üst seviyeye taşırken bazen teknolojinin insani çözümlerden daha etkili olduğunu kabul etmek gerekiyor. Lexon’un Oblio isimli kablosuz şarj cihazının telefonunuzu şarj ederken aynı zamanda  UV ışıkları ve iyonlaştırıcı teknolojisi sayesinde dezenfeksiyon işlemini de gerçekleştiriyor oluşu, günümüz için büyük bir artı niteliği taşıyor.

Telefonu 3 saat içinde şarj adet cihaz, telefonun tümüne yapışmış bakterilerin yaklaşık %99’unu 20 dakika içerisinde etkisiz kılıyor. Oblio iPhone ve Samsung modellerinde kullanılabiliyor. Tasarım dilinin modern olup gözü rahatsız etmiyor oluşunu da göz ardı etmemek gerek.

Tasarım

KLASMAN BİRLİKTELİĞİ

Bentley Home 2021 koleksiyonu ile otomobil üreticiliğindeki bespoke duruşunu mobilya tasarımlarına da aktarıyor.

Birçok otomobil üreticisi bu alan dışında tasarım perspektifini farklı disiplinler ve iş birlikleri ile genişletiyor. Markaların vizyonları farklı tasarımlar altında da gündelik hayatımıza bir bir entegre edilirken 2021 yılı içinde kendini belli etmeye devam ediyor. Bir önceki cümlemize referans gösterebileceğimiz en güncel örneklerden biri de İngiliz otomobil üreticisi Bentley tarafından geliyor. Yeni malzeme ve dokuların izinde tanıtılan Bentley Home 2021 koleksiyonu Carlo Colombo ve Bentley Design iş birliğinden doğuyor. Neticede bu sezonun Aldford Table, Ramsey Sofa ve Loveseat, Styal Desk ve Aldford Table modelleri ortaya çıkıyor.

Her bir parça zamansız ve ayırt edici çizgiler vizyonu ile şekillendirilirken seçki markanın otomobilleriyle de aynı tasarım değerlerine sahip. Bentley patentindeki marm \ more kumaşı ve degrade cilalaması ile oluşturulan koleksiyon hakkında detaylı bilgiye shop.bentleymotors.com üzerinden ulaşabilirsiniz.

Tasarım

EKSANTRİK VAZOLAR

Loewe’nin Weaves koleksiyonu dekoratif objelerin zanaat noktalarına değinirken tasarımların satışı Sotheby’s üzerinden gerçekleşecek.

Markaların sadece kendilerine atfettikleri sınırlar içerisinde kalmadığı bu zamanlarda Loewe de akıma dahil olarak, tasarım dilinin çeşitli noktalarına odaklanıyor. Aksesuarlar, saksılar ve bir dizi deri çantalara odaklanan Weaves koleksiyonu yedi sanatçının sanat pratiğiyle şekillendiriliyor. El yapımı kil çömlekleri, dokuma tekniklerine odaklanan işlevsel ve standart dışı tasarım olarak tanımlayabiliriz. Mayıs ayı itibarı ile Sotheby’s’in New York’ta düzenlenecek Modern and Contemporary Art müzayedesinde satışa çıkacak olan seçki aynı zamanda Loewe’nin kendi atölyesinden çıkan saksılara da yer veriyor. Deri ip ve yün ipliklerle örülmüş ya da çeşitli yönleri ile işlenmiş saksılara ek olarak İspanyol markanın klasik çanta tasarımları yeniden yorumlanıyor. Klasikten bir hayli uzak olan koleksiyonun kullanım alanlarında farklılık yaratacağı ise şüphe götürmez.

Tasarım

HAYAL GÜCÜYLE ŞEKİLLENEN İŞ BİRLİĞİ

Fransız tasarımcı Vincent Darré’ın İngiliz mobilya ve dekorasyon markası OKA ile iş birliğinden türeyen tasarımlar, optimist düşünmeyi tetikliyor.

Vincent Darré’ın Architectural Digest’teki ranking’i malum. Tasarımcının İngiliz OKA için yarattığı dört parçalık aksesuar ve mobilya koleksiyonu ise tümüyle karakterini yansıtıyor diyebiliriz. Bir konsol, lambader, ayna ve vazodan oluşan tasarımlarda, Fransız gösterişi OKA’nın İngiliz desen ve detaycılık kodlarına göre uyarlanıyor. Siyah ve beyaz ağırlıklı eklektik koleksiyonda materyal olarak mermer, seramik, ahşap ve pirinç öne çıkıyor.

Uzun bir moda tasarım geçmişi olan Darré, iç mimariye geçmesinde sürrealizm ve dadaizmi yansıtma isteğinin büyük etkisi oluyor. Koleksiyonda da bunun en belirgin örneği Gemini isimli vazo üzerinden okunabiliyor.

Sanat

EKOLOJİST KURAM

13. Şanghay Bienali, iklim, ekosistem ve teknoloji üçlüsünün arasındaki karmaşıklığa odaklanıyor.

1996 yılında ilk uluslararası sanat etkinliğini başlatan Şanghay, geçen zaman içerisinde çağdaş sanatın önemli lokasyonlarından biri hali geldi. Ancak bu noktada Asya pazarının son zamanlarda neredeyse çoğu sektörde -ki buna yüksek saatçilik de dahil- alım gücü ve global etki bakımından bir hayli yükselişte olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor. Bu kıtaya sanat perspektifinden baktığımızda ise Şanghay Bienali ile karşılaşıyoruz. Bu sene 13. kez düzenlenen bienal, üç aşamada inceleniyor. *A* Wet-run Rehearsal ile açılış yapan etkinlik daha sonra An Ecosystem Of Alliances ile devam ediyor. Bienalin son durağı ise geçtiğimiz günlerde açıklandı: Bodies of Water.

İklim, ekosistem ve teknoloji üçlemesinin hayatın içerisinde nasıl ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlı olduğunu inceleyen bienal Bodies of Water sergisi ile son düzlüğüne giriyor. Şanghay’ın tarihi, coğrafyası ve yerel dili ile diyalog halinde olacak olan 64 sanatçının yer aldığı bölümün baş küratörlüğünü Andrés Jaque üstleniyor. Bienalin temasına paralel olarak geliştirilen eserler iklim, ekosistem ve teknolojinin karmaşık iletişimine odaklanıyor. Joan Jonas, Pan Daijing, Diakron ve Emil Rønn Andersen gibi isimlerin yer aldığı kürasyon, 25 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.

Moda

KORUNAKLI TARZ

Henüz AirTag için seçim yapamamışken Hermès ve Apple iş birliğinden yeni bir tasarım daha tanıtıldı. Fakat bu sefer portatif evrenimiz olan akıllı telefonlar ön planda.

Akılımıza takılan en ufak bir sorunun dahi en kısa şekilde çözüme ulaşması için elimizin gittiği ilk adres, akıllı telefonlarımız. İnternetin uçsuz bucaksız verilerinin yanı sıra avuç içine sığabilen bu portatif evren aynı zamanda hepimizin kimliği. Demek istediğimiz akıllı telefonlar, anılarımızdan sosyal çevremize ve hatta banka hesaplarımıza varıncaya kadar taşınabilir kişisel ansiklopedimize dönüşmüş durumda. Kimi zaman kendimizi bakmaktan alıkoyamadığımız bu ekranlar bir yandan da kişisel verilerin korunma sorunsalını beraberinde getiriyor. Ancak siber güvenliği bir kenara bırakarak akıllı telefonları somut anlamda koruma görevine odaklanıyoruz.

Son olarak AirTag tasarımı ile eşyaların bir anda ortadan kaybolma özelliğine çare bulan Apple’ın bu mikro cihazına Hermès de kendi vizyonu ile dahil olmuştu. Bizler henüz hangi renk AirTag’e daha yakın olduğumuzu düşünürken, iki marka bu sefer de telefon kaplarını yakın markajlarına aldı. Hermès’in logosu kahverengi deri üzerine işlenirken kılıfa son dokunuşu kontrastlık yaratan beyaz dikişler yapıyor. MagSafe uyumlu telefon kılıfını, koruma kalkanına ek olarak bir stil göstergesi olarak da tanımlamak mümkün.

QP Seçti

MONOGRAF VE MOBİLYA ARASINDAKİ BAĞ

Gio Ponti’ye dair bilgi birikiminizi kuvvetlendirir kuvvetlendirmez ona ait bir tasarıma sahip olma isteğinizin de aynı şekilde güçlenmesi olası. Bunun için Taschen’in önerdiği yeni bir formül var.

Taschen yayınlarından yeni çıkan Gio Ponti Art Edition., tasarımcıya dair en kapsamlı monograflardan biri olarak kabul edilebilir. Üstelik limitli bir edisyon ile üretiliyor dolayısıyla bu kitaba sahip 1.000 kişiden biri olma ihtimali her geçen dakika azalıyor. Yazarlığını Gio Ponti’nin kızı Lisa Licitra Ponti, torunu Stefano Casciani, tasarım tarihçisi Brian Kish ve Fabio Marino’nun üstlendiği kitap hakkında bu bilgiye sahip olmak bile, içeriğin kapsamı hakkında bilgi veriyor. Ponti’nin 60 yıllık tasarım özgeçmişi, 136 farklı proje aracılığıyla inceleniyor.

Taschen bu 572 sayfalık kitabı, aynı zamanda Ponti’nin 1954 yılında tasarladığı “The Planchart” isimli sehpanın yeniden üretilmiş versiyonu ve tasarımcıya ait 1949 yılında çizilen 4 adet arşiv baskı ile birlikte satışa sunuyor. Dolayısıyla kitapla birlikte edineceğiniz bilgiler ışığında bir Ponti tasarımı ve 4 çizimine sahip olmanın değerini en iyi şekilde anlamak yayınevi tarafından mümkün kılınıyor.

Yeni saat

MUTLULUĞUN FORMÜLÜ

Chopard Eş Başkanı ve Sanat Direktörü Caroline Scheufele’nin 1993 yılında tasarladığı Happy Sport isimli saatin mensup olduğu “Happy Diamonds” koleksiyonunun mutlu olarak nitelendirilmesinin sebeplerinden birine Julia Roberts’ın yeni kampanya yüzü olması eklenebilir.

Caroline Scheufele’nin annesinin Happy Diamonds koleksiyonuna ait tasarımları gördüğünde verdiği ilk tepki: “Pırlantalar özgür olduklarında daha mutlu.” cümlesi bugün hala tasarımların mottosu olarak kabul ediliyor. Söz konusu Julia Roberts’ın bileğini süslemek olduğunda tahmin edeceğiniz üzere onlardan daha mutlusu yok. Koleksiyonun yeni kampanya yüzü olarak tanıtılan oyuncunun bileğinde 1993 yılında Caroline Scheufele tarafından tasarlanan Happy Sport modelinin güncel versiyonu yer alıyor.

Yönetmen Xavier Dolan’ın kampanyaya özel çektiği video 1 dakika içerisinde enerji depolamanıza yardımcı oluyor ve “Happy Diamonds”ın mottosunu olabilecek en etkili şekilde özetliyor. Tahmin edeceğiniz üzere, Dolan’ın perspektifi ve Roberts’ın meşhur gülümsemesi birleştiğinde videoyu yalnızca bir kere izlemekle sınırlanmak imkansız hale geliyor. Scheufele ise sadece vizyonu ile değil dans eğitimi ile koreagrafide de belirleyici bir rol oynayarak, kreatif sürece bütünsel bir şekilde yön veriyor.

Sanat

JOHANNESBURG’DA BİR ARKA BAHÇE

14 Nisan’da Lehmann Maupin’in Londra’daki galerisinde açılan “The Backyard is My World” isimli sergi, Güney Afrikalı sanatçı Robin Rhode’un lokasyonu sabit multidisipliner işlerinden oluşuyor.

Robin Rhode’un Londra’da 2011’den bu yana düzenlenen ilk kişisel sergisi “The Backyard is My World”, sanatçının 10 yıldır ailesinin Johannesburg’daki evinin arka bahçesinde ürettiği fotoğraf ve animasyon işlerinden oluşuyor. Sabit bir lokasyonu sanat pratiği ile farklı destinasyonlara dönüştüren Rhode, bu alanı bir açık hava stüdyosu olarak kullanıyor.

Uzun bir süredir aynı alanda eserler üreten sanatçı için bu arka bahçe rahatlık, neşe ve güveni sembolize ederken, çocukluğu ile direkt bağlantılı olduğu için kreatif sürecini de tetikliyor. Pandemi ile birlikte evlerimiz ile olan ilişkimizin yaklaşık bir senedir başka bir boyuta evrildiği bu dönemde, sanatçının 2000 yılından bu yana fokusunu verdiği temalar daha da anlamlanıyor. Duvarı kanvası olarak benimseyen Rhode’un, açık hava olmasına rağmen dört duvar arasındaki yaratıcılığını gözlemlemek herkese ilham verebilir. Seçki 6 Haziran’a kadar galeride görülebilecek.

Moda

GÖRSEL REFERANS

Loewe’nin Botanical Rainbow koleksiyonun temelleri; bir sıra halinde gökkuşağının renklerine sahip olmak ve çeşitli koku aranjmanlarında doğanın farklı bileşenlerini deneyimlemek üzerine.

Etrafımızda her zaman doğa ile ilişkilendirebileceğimiz oluşumlar var. Bu durumu şekillerle ifade ettiğimiz gibi kokularla da eşleştirebiliriz. Bu satırları okurken dahi etrafınızda dikkatiniz çeken bir formun aynısını ya da çok benzerini doğada bulabilirsiniz. Söz konusu kokular olduğunda ise olay daha komplike bir hale bürünmüyor değil. Koku hafızasının derin ve etkili bileşenleri insanları resmen üçüncü bir boyuta götürüyor. Öte yandan hem koku hem de parfüm şişelerinde kullandığı klasik form ile Loewe son koku koleksiyonu ile aramızda, Botanical Rainbow.

Loewe’nin alışılmış dikdörtgen şişelerinin her biri farklı esansların birleşimi ile dolduruluyor. 28 farklı koku, İspanyol moda evinin parfüm konusunda belirli bir yanını temsil eden altı aileden ilham alıyor. Aynı zamanda belirtmekte fayda var, Loewe yeni koleksiyonu için fotoğrafçı Tyler Mitchell ile bir kez daha iş birliği içerisinde. Marka baharatlı ve şekerli olmak üzere doğanın içerisindeki bütün koku partiküllerini çeşitli ağırlık oranlarıyla dengeliyor. Koleksiyonun isimdeki botanik kelimesini açıkladığımız gibi rainbow’un neyi temsil ettiğini merak ediyor olmanız oldukça normal. Farklı renk tonlarındaki şişeleri tek bir sıra halinde dizdiğiniz zaman karşınıza gökkuşağının renk paleti çıkıyor. Geriye ise dizi içerisinden hangi kokuyu tercih etmeli sorunsalı kalıyor.

Otomobil

ALTERNATİF SUNAN SEÇKİ

Audi, Q4 e-tron ve Q4 Sportback e-tron modelleri ile elektrikli otomobil segmentindeki tasarım ve performans konumunu idealize ediyor.

Elektrikli otomobil konseptinin gelişmekte olduğu son dönemde neredeyse aklınıza gelebilecek her marka bu konudaki teknik ve tasarım becerilerini geliştirmeye devam ediyor. Öyle ki, bu zamana kadar sadece hız ibrelerini baz alarak konuştuğumuz markalar – ki burada Lamborghini’den bahsediyoruz- bir yandan da konsept elektrikli otomobilleri ile karşımıza çıkıyor. Farklı sürüş segmentlerine hitap eden modellerin geneline son olarak Audi Q4 e-tron Elektrikli SUV’unu dahil ediyor.

Geçtiğimiz günlerde Q4 e-tron ve Q4 Sportback e-tron’u tanıtan Audi’nin her iki tasarımı da SUV sınıfına mensup. Bir diğer taraftan farklı batarya ve motor seçenekleri ile marka hedef kitlesini de genişletme gayesinde. Temel model olarak tanıtılan Q4 35, 52kWh kapasiteli bataryası ile 168 beygir gücüne sahip. 0’dan 100 kilometre saate ise 9 saniyede çıkabiliyor ve tek şarjla maksimum 349 kilometre yol kat ediyor. Q4 40 daha güçlü bir elektrikli motoru barındırırken Q4 50 ise iki adet elektrikli motoru baz alıyor. Üç farklı segmentinin doğrultusunda hızlanma ve beygir güçlerinin de değişkenlik gösterileceğini dile getirme gereği duymuyoruz. Q4 E-Tron modelleri aynı zamanda sanal gerçeklik teknolojisi ile de eşleştiriliyor. Alıştığımız “Hey Siri” seslenişi yerini “Hey Audi”ye bırakıyor. Sesli komut sistemine geçen marka modellerine 11.6 inç’lik multimedya ekranını ekliyor. Q4 e-tron’un Ford Mustang Mach-E, Tesla Model Y ve Volkswagen ID.4 yarışındaki pozisyonunu ise ilerleyen zamanlarda göreceğiz.

Yeni saat

ALGI OYUNLARI

Michael Murphy, Jaeger-LeCoultre için ürettiği Spacetime adlı enstalasyonunda uzayın üç boyutlu denklemine dördüncü bir boyut olarak zamanı ekliyor.

Jaeger-LeCoultre, bu yıl Watches & Wonders kapsamında sunduğu yenilikleri saat tasarımları ile sınırlandırmamayı seçiyor. Amerikalı sanatçı Michael Murphy’nin marka için ürettiği enstalasyon Spacetime, adının ele verdiği üzere uzay ve zaman ilişkisine dair var olan algımızı yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor. Manüfaktürün yeni tanıttığı Reverso Tribute Nonantième’in tasarım ve mekanizmasından iki boyutlu fotoğrafları üç boyutlu bir enstalasyona çeviren Murphy, saatin grafik kimliğini anamorfoz bir yöntemle sergileyip izleyicinin bakış noktasına göre farklı deneyimler sunuyor.

75 aşamalı kompleks bir üretim sürecine sahip eseri ile uzayın üç boyutuna, dördüncü bir boyut olarak zamanı ekleyen Murphy’nin enstalasyonu ilk kez geçtiğimiz hafta başlayan Watches& Wonders’da sergilendi. Spacetime, farklı şehirleri durak belirleyip bu sene içinde küçük çaplı bir dünya turu yapacak.