QP Türkiye - Leading Luxury Journal

QP, saatler konusunda dünyanın en iyi gazetecilik ve en heyecan verici canlı etkinlikleri için bir merkezdir. QP dergisinin online websitesidir.

Saat

YÜKSEK SAATÇİLİĞİN SANAT TARAFI

Piaget, Andy Warhol Foundation iş birliğinin ikinci yılında sanatçının “Collage” adlı eserinden ilham alan Andy Warhol Watch ‘Collage’ Limited Edition ile ön planda.

50 edisyon ile sınırlı model, Warhol’un 1973’te sahip olduğu saatle aynı formu taşıyor: 45 mm’lik 18K sarı altın kasa ve adını taşıyan bir sanatçının özgün estetiğini yansıtan kadran.

Kadranda, Warhol’un 1986 tarihli polaroid otoportrelerinden birine atıfta bulunan bir mozaik kompozisyon yer alıyor. Siyah oniks zemin üzerine sarı Namibian serpentine, pembe opal ve yeşil chrysoprase taşlarının ince dilimleriyle hazırlanmış marquetry işçiliği, Warhol’un renk yaklaşımını soyut biçimde yeniden kuruyor. Yeşil deri kayış, renk paletini tamamlayacak şekilde seçilmiş.

Arka kasada, Warhol’un kendi portresinin gravürü yer alıyor. İnce 501P1 otomatik kalibre, 40 saatlik güç rezervi sağlıyor ve Côtes de Genève dekorasyonuyla tamamlanmış. Piaget’nin La Côte-aux-Fées manüfaktüründen model, hem Warhol’un koleksiyoner kimliğine hem de Piaget’nin Métiers d’Art geleneğine bir gönderme niteliğinde. Kısacası Andy Warhol Watch ‘Collage’, sanat ve saatçiliğin kesişiminde, malzeme ve renk üzerinden sessiz bir diyalog kuruyor.

GÜNCEL

KLASİK ANLAYIŞA DAHİL OLANLAR

Rimowa’nın fenomen alüminyum valiz serisi, sıcak tonlu yeni yüzeyiyle güncelleniyor.

Rimowa, klasikleşmiş Classic koleksiyonuna yeni bir renk/finish seçeneği ekledi: Titanium. Markanın imza niteliğindeki oluklu alüminyum gövdesi, bu yeni yüzeyle birlikte daha sıcak ve satenimsi bir tona kavuşurken, kullanım sürecinde karakter kazanan bir patina geliştirmesiyle öne çıkıyor.

Classic Titanium serisi; Cabin, Check-In L ve Trunk olmak üzere üç farklı boyutta sunuluyor. Modeller, Rimowa’nın deri kulpları, metal köşe detayları ve yüksek kaliteli donanımıyla tanınan klasik tasarım dilini koruyor. Fonksiyonel açıdan ise kademesiz teleskopik tutma kolu, Multiwheel tekerlek sistemi ve TSA onaylı kilitler standart olarak yer alıyor. İç bölümde bulunan ayarlanabilir Flex Divider sistemi, eşyaların düzenli yerleştirilmesini kolaylaştıracak şekilde tasarlanmış.

“Titanium” adı gerçek titanyum malzeme kullanımına işaret etmiyor; bunun yerine özel işlemden geçirilmiş alüminyum yüzeyin yarattığı görünümü tanımlıyor. Marka, bu yüzeyin zamanla kullanıcıya özgü izler ve ton farklılıkları geliştirerek her parçayı kişiselleştirdiğini vurguluyor.

GÜNCEL

GARANTİ BBVA AMERICAN EXPRESS’İN LIFESTYLE AYRICALIKLARI İLE TANIŞIN!

Tüm bu ayrıcalıkların ardında, her detayı düşünülmüş bir marka felsefesi yatıyor: Garanti BBVA American Express Card.

American Express Card Lifestyle programı kart sahiplerinin yaşam tarzına yön veren bir deneyim anlayışını benimsiyor.

Garanti BBVA American Express Card sahipleri Lifestyle programı kapsanımda ; mücevherde Kısmet by Milka, Reis Kuyumculuk ve Gilan’ın ışıltısını, modada Emporio Armani, Alo Yoga  ve Brooks Brothers’ın zerafetini keşfediyor.

Özel günlerde DCEY(Davet çok elbisem yok) koleksiyonlarının şıklığını, yaşam alanlarında ICA Shop’un, En Plus’ın sofistike dokunuşlarını, bakım kategorisinde premium bir yaşam stili markası olan Atelier Rebul’un eşsiz kokularını, saat tutkunları için Konyalı Saat’in kusursuz zanaatkarlığını ayrıcalıklı bir deneyimle buluşturuyor.

Gastronomi dünyasında Kaen Sushi Yalıkavak ve Dieci Ristorante Italiano, konfor arayışında İnemare İğneada Hotel , enerji dolu günlerde Oakberry, ve oyun tutkunları için LEGO Store , Garanti BBVA American Express Lifesytyle programının kart sahiplerinin yaşam tarzına kattığı farklı renklerden sadece birkaçı.

Garanti BBVA American Express Card, bu markalarla kurduğu özel iş birlikleriyle alışverişi bir ayrıcalık değil, bir yaşam biçimine dönüştürüyor.

“Çünkü ayrıcalık, doğru seçimler yaptığınızda hayatın her alanında sizinle olur”

GÜNCEL İÇERİKLER

Otomobil

YENİ BİR YORUM

Geçmişten gelen referanslar, çağdaş mühendislikle buluşarak koleksiyon değeri taşıyan bir sürüş nesnesi ortaya koyuyor.

Porsche, markanın tarihindeki önemli bir figüre saygı duruşunda bulunan sınırlı üretim bir otomobil tanıttı. Klasik 911 GT3 Touring temel alınarak geliştirilen bu özel versiyon, performans karakterini korurken detaylarda daha kişisel ve tarihsel bir yaklaşım sunuyor. Model, dünya çapında yalnızca 90 adetle sınırlandırılmış durumda.

Mekanik altyapı GT3 Touring’in yüksek devirli sürüş karakterini sürdürürken, dış tasarımda dönemin estetik kodlarını hatırlatan özgün bir renk tercih ediliyor. İç mekanda ise geleneksel dokulara gönderme yapan kumaş seçimleri ve sadeleştirilmiş yüzeyler öne çıkıyor. Her bir otomobil, sahibine özel yapılandırma seçenekleriyle sunularak bireysel bir deneyim alanı yaratıyor.

Model ile birlikte verilen tamamlayıcı parçalar ve aksesuarlar, bu sınırlı üretimi yalnızca bir otomobil değil, aynı zamanda markanın tarihine referans veren bütüncül bir obje haline getiriyor. Bu özel versiyon, Porsche’nin performans mirasını nostaljiye kapılmadan yorumlama yaklaşımının güncel bir örneği olarak konumlanıyor.

Moda

DEĞİŞKEN ANLAYIŞI

Transaksiyonu geri plana alan bu adres, tasarımı doğrudan deneyime dönüştüren bir yaklaşım benimsiyor.

JW Anderson, Londra’nın Pimlico’daki yeni butiği klasik anlayışı mekansal bir anlatı üzerinden ele alıyor. Bu yeni adres, ürün sergilemenin ötesine geçerek markanın estetik dünyasını mimari ve duyusal unsurlarla bütünleştirmeyi hedefliyor.

İç düzenleme, alışıldık butik kurgularından uzak bir yapı sunuyor. Malzeme seçimleri, yüzey dokuları ve mekan içindeki boşluklar, ziyaretçinin alanla doğrudan ilişki kurmasına olanak tanıyor. Sunum dili, hiyerarşik raf sistemlerinden çok serbest bir dolaşım hissi yaratacak şekilde kurgulanmış.

Bu mekan, modayı yalnızca giyilebilir nesneler üzerinden değil, çevresel bir deneyim olarak ele alan bir yaklaşımı yansıtıyor. Pimlico’daki bu adres, markanın tasarım dilini fiziksel bir bağlama taşıyarak, perakendeyi sessiz ama güçlü bir ifade alanı haline getiriyor.

Tasarım

DUYULARLA KURULAN YENİ BAĞLANTI

Koku, Aroma Diffuser’da gizlenen bir detay değil; tasarımın doğrudan parçası.

Stockholm merkezli Transparent, ses teknolojisindeki yalın estetik anlayışını bu kez kokuya taşıyor. Aroma Diffuser modeli, cam ve alüminyumdan oluşan yapısıyla laboratuvar nesnesi kadar net bir duruş sergiliyor. Ultrasonik sistem, su ve yağı ısı kullanmadan titreştirerek ince bir sis oluşturuyor. Açık tasarımı, kullanıcıya farklı kokularla uyum olanağı sunuyor. Şeffaf rezervuar, mekanik süreci görünür kılıyor; tasarımın işlevini gizlemek yerine vurguluyor. Modüler parçalar kolayca sökülüp temizlenebiliyor, bu da Aroma Diffuser’ın ömrünü uzatıyor. Transparent, teknolojiyi sessiz biçimde mekana yerleştiriyor; ne dekoratif ne de süsleyici, sadece işlevsel bir varlık olarak. Aroma Diffuser, duyularla tasarım arasındaki çizgiyi inceltiyor.

Saat

JAPON ESTETİĞİNDEN HAREKETLE

Manüfaktürde teknik ustalık ile kültürel sembolizmin bir araya geldiği bu seri, mekanik disiplini görsel bir anlatıya dönüştürüyor.

L.U.C Quattro Spirit serisi, Japon estetiğini İsviçre saatçiliğinin teknik disipliniyle buluşturan üç özel modelle genişliyor: Enso, Meditating Daruma ve Samurai Last Stand. Her biri sekiz adetle sınırlı bu edisyonlar, 18 ayar etik beyaz veya pembe altın kasalarda. Grand Feu emaye tekniğiyle işlenen kadranlar, Japon kültürünün üç simgesini çağrıştırıyor: Farkındalık ve dengeyi temsil eden ensō çemberi, direnci simgeleyen meditasyondaki Daruma ve kararlılığı anlatan tattered fan motifi.

(daha&helliip;)
GÜNCEL

GÖRÜNMEZ DİYALOG

Kokunun hızla tüketilen bir etki değil; yavaşça açılan bir deneyim olabileceğini hatırlatan bir adım.

Hermès’nin Hermessence serisindeki “An Oriental Dream” üçlüsü, kokuyu bir anlatım biçimi gibi ele alıyor. Christine Nagel’in imzasını taşıyan kompozisyonlar, agar ağacının reçineli derinliğiyle başlıyor; vetiver ve tonka fasulyesi ikilisiyle sıcak bir ritim kuruyor; ardından sandal ağacı, massoïa ve amberle dengeleniyor. Bu seride yoğunluk yerine katmanlı bir denge hissi öne çıkıyor. Şeffaf cam şişeler, markanın geleneksel eyer dikişli deri detayını estetik biçimde koruyor. Her koku, doğrudan etki yaratmak yerine, zamana yayılan bir hafıza alanı oluşturuyor. Hermessence “An Oriental Dream”, malzemenin doğal akışını izleyerek, sessiz ama kalıcı bir iz bırakıyor.

Tasarım

DÜŞÜNCEYLE HAZIRLANMIŞ FONKSİYON

Taşınabilirlik, hızdan çok düzen ve özen üzerinden tanımlanıyor.

Rimowa ile Robbe & Berking iş birliği, taşınabilir tasarım fikrini yeniden yorumluyor. Alüminyum yüzeyiyle bildiğimiz Rimowa formu, burada küçük bir kutu ölçeğine indirgenmiş. Deri taşıma kolu, geçmişin seyahat estetiğini çağrıştırırken iki cam, ölçü kabı, karıştırıcı kaşık, iki pipet ve cilalama bezinin olduğu iç haznesi her bir parçayı sabitleyen mikrofiber astarla tamamlanıyor. Robbe & Berking’in gümüş işçiliği, Rimowa’nın teknik doğruluğuyla birleşerek kullanıcısına hem saklama hem sunum açısından düzenli bir alan sağlıyor. Sınırlı edisyondaki parça, hareket halindeyken bile malzeme kalitesini koruma fikrini merkezine alıyor; ölçülü, kontrollü ve net bir tasarım tavrı sunuyor.

Sanat

YARATICILIĞIN İZLERİ

29 Ocak – 22 Mart tarihleri arasında gerçekleşecek olan seçki David Lynch’in çok yönlü üretimini farklı medyumlar aracılığıyla sunuyor.

Alman başkentinde yer alan Pace Gallery, 2026’nın ilk aylarında David Lynch’in görsel çalışmalarına odaklanan kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Etkinlik, sanatçının sinema dışındaki yaratıcı pratiğini merkeze alarak resim, heykel, sulu boya, fotoğraf ve kısa film gibi farklı ifade biçimlerini aynı çatı altında buluşturuyor.

Seçki, Lynch’in yaklaşık yirmi yılı aşkın bir döneme yayılan çalışmalarından oluşuyor ve onun karanlık, sezgisel dünyasını görsel sanatlar üzerinden okumaya imkan tanıyor. Sergi, sanatçının tekrar eden temalarını ve kişisel görsel dilini kronolojik bir anlatıdan ziyade atmosfer ve duygu üzerinden ele alıyor.

(daha&helliip;)
Tasarım

KATMANLI PRİZMADA

Fonksiyonun biçimle örtüştüğü Fumi Log Holder, depolamayı arka plana itmeden mekAnın parçası hAline getiriyor.

İsveçli marka Eldvarm’un Fumi Log Holder modeli, keskin geometrilerle tanımlanmış sade bir nesne. Toz kaplı çelik gövdesi, yağlı ceviz ve pirinç detaylarla birleşerek hem sıcak hem yapısal bir etki oluşturuyor. Odun depolama işleviyle sınırlı kalmayan ürünün formu, dergi ya da tekstil gibi farklı eşyalar için de düzenli bir alan sağlıyor. “Terre” tonundaki tuğla rengi, mekanın dengesini bozmadan karakter kazandırıyor. Polonya’da üretilen bu parça, endüstriyel kesinlik ile el işçiliği arasında bir yerde duruyor. Fumi, gösterişsiz bir sadelikle gündelik yaşamı düzenleyen işlevsel bir obje olarak öne çıkıyor.

GÜNCEL

COMO’DA YENİ BİR RİTÜEL

Seçili üyeler için tasarlanmış yeni bir buluşma modelini deneyimlemek için Mart ayını beklemek gerekiyor.

Los Angeles menşeli Rhude’un kurucusu Rhuigi Villaseñor, moda dünyasının dışına taşan yeni bir projeyle gündemde. Tasarımcının imzasını taşıyan bu özel üyelik esaslı mekan, Lake Como çevresinde konumlanıyor ve Mart ayında faaliyete geçmesi planlanıyor.

Proje, giyim markasının yıllar içinde geliştirdiği estetik dili mekansal bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. Villaseñor’un spor, müzik ve kültürle kurduğu ilişki, bu yeni alanda da belirleyici bir çerçeve oluşturuyor. Mekan, yalnızca sosyalleşmeye odaklanan bir yapıdan ziyade, davetli programlar ve sınırlı katılımlı etkinliklerle şekillenen daha kapalı bir sistem üzerine kuruluyor.

Bölgeyle olan kişisel bağların bu girişimde önemli rol oynadığı belirtilirken, tasarım yaklaşımının çevreyle uyumlu ve sade bir çizgide ilerlemesi bekleniyor. Detayları henüz paylaşılmayan iç düzenleme ve kullanım senaryosu, projeyi klasik üyelik kulüplerinden ayıran temel unsurlardan biri olarak konumlanıyor. Bu yeni oluşum, Villaseñor’un marka evrenini fiziksel bir ortama taşıyarak, modanın ötesinde çok katmanlı bir yaşam alanı fikrini gündeme getiriyor.

Saat

ÖZGÜN ÇİZGİLER

Kategorilerle değil, kodlarla şekillenen, tasarımın kimlikler arasında özgürce hareket ettiği Cartier dilinin holistik karakterleri.

Cartier, kodlar üzerine kurulmuş bir maison. Sloganlar ya da mevsimsel trendler değil, on yıllardır tekrar eden kompakt formlar geçidi: Tank, Trinity, Juste un Clou, Santos, Love, Panthère, Ballon Bleu… Cartier’nin kendine özgü çizgileri, şekilleri, oranları ve detaylarıyla tanımlanan kreasyonlar bunlar. Pop-up butiklerinden gezici sergilere Culture of Design anlayışıyla biçimlenen tüm alanların da mesaji net: Maison’un evreni, evrim geçirse de tanınabilirliğini koruyan bir form ekosistemine sahip. Cartier tasarımları bu sayede birkaç yılda bir yeniden tasarlanmaya gerek kalmadan yeni nesiller tarafından da rahatlıkla benimsenmeye devam ediyor.

(daha&helliip;)
Tasarım

ZAMANI AŞAN BİR FORM

İyi tasarım, zamana karşı direnmek zorunda değildir; doğru olan, zaten kalıcıdır.

Joe Colombo’nun 1967’de tasarladığı lamba, orijinal formuna sadık, ama bugünün değerleriyle uyumlu haliyle bugün yeniden karşımızda. Kartell’in yeni KD28 modeli, geri dönüştürülmüş malzemelerle üretilmiş ve ışığı yumuşatırken gücünü koruyan özel bir kaplamayla tamamlanmış. Yuvarlak formdan kumaş kaplı kablosuna kadar her detay, düşünülmüş ve işlev odaklı. Renk paleti ise sıradanlıktan uzak: Bordo, orman yeşili, petrol, hardal, güvercin grisi gibi tonlar, ortama güçlü ama abartısız bir enerji katıyor. KD28 geçmişi yeniden yazmıyor; sadece gereksiz olanı eliyor. Colombo’nun çizgisini koruyarak bugüne taşınan bu tasarım, halen ilk günkü kadar güncel duruyor.

Sanat

FLORANSA’DA BİR RENK

“Rothko in Florence” sergisi 14 Mart – 23 Ağustos tarihleri arasında gösterimde.

Floransa’daki Palazzo Strozzi, 2026 baharında Mark Rothko’ya adanan kapsamlı bir retrospektif sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Sergi, Rothko’nun sanat pratiğini farklı dönemleriyle ele alan 70’in üzerinde eseri bir araya getiriyor. Çalışmalar, sanatçının figüratif döneminden soyut anlatımının olgunlaştığı yıllara kadar uzanan geniş bir seçki sunuyor. Eserlerin büyük bölümü, uluslararası müzeler ve önemli özel koleksiyonlardan geçici olarak Floransa’ya getiriliyor.

Küratörlüğü Christopher Rothko ve Elena Geuna tarafından üstlenilen proje, özellikle Floransa bağlamı düşünülerek kurgulanmış. Rönesans mimarisiyle tanınan Palazzo Strozzi’nin mekansal yapısı, Rothko’nun renk, yüzey ve sessizlikle kurduğu ilişkiyi daha görünür kılmayı amaçlıyor. Sergi, ana mekanın yanı sıra Floransa’daki iki tarihi noktaya daha yayılıyor; böylece sanatçının işleri, kentin sanatsal mirasıyla doğrudan bir diyalog kuruyor.