YOKLUĞUN İZLERİ

  • 1 SHARES

Chiharu Shiota’nın pratiğinde nesneler, hafızanın ve deneyimin izlerini taşıyan katmanlara dönüşür. Bir zamanlar birine ait olan objeler, sahiplerini kaybettiklerinde dahi varlıklarını farklı bir biçimde sürdürür.

Enstalasyonlarınız sıklıkla fiziksel olarak korunması mümkün olmayan hafıza, kayboluş ve özlem gibi kavramlara biçim veriyor. Eserlerinizin, insan varlığını biçimlendiren görünmez yapıları görselleştirme girişimleri olduğunu söyleyebilir misiniz?

Chiharu Shiota:Çalışmalarım, yokluktaki var oluşu anlatıyor. Birisi öldüğünde, beden gitmiş olsa bile o kişinin varlığını hala hissedebilirsiniz. Varlığı insanların hatıralarında ve nesnelerde yaşamayı sürdürür. Fikrimce nesneler hatıraları ve var oluşun izlerini biriktirir. O kişiyle hiç tanışmamış olsam bile mekanın içinde onu, hikayesini bilmesem de varlığını hissedebilirim. 

Sanat üretiminde korkunun şart olduğunu söylüyorsunuz. İnsani korku ile üretken korku arasında bir ayrım var mı?
CS: Bunlar birbirinden ayrı değil, mesele daima kişisel korku duymakla ilgili. 7/24 aktif bir sanatçıyım ben; sanatım ilhamını hayatımdan alıyor, hayatım ile sanatım arasında hiçbir ayrım yok. Hepsi tamamen benim şahsi meselem.

Eserlerinizin çoğu şahsi deneyimlerle başlasa da gelenekçi anlamda otobiyografik bir his uyandırıyor. Kişisel olanı evrensel bir dile nasıl dönüştürüyorsunuz?

QP No.66 sayısında yer alan röportajın devamı için info@qpmagtr.com adresine e-mail atabilirsiniz.