SADELİKTEKİ BİLGELİK
Standardizasyon ve seri üretime bir tepki olarak nesne, malzeme ve mekanlarla derin bir bağlantı önermesi, Wabi Sabi.
Yazı Benan Kapucu
Japon estetiğinde wabi-sabi geçiciliğin ve kusurluluğun kabulüne odaklanır; “kusurlu, geçici ve eksik” olan güzelliğin takdir edilmesidir. Birbiriyle ilişkili iki kavramı birleştirir: Sadelik, tevazu ve yalın yaşamı ifade eden wabi ile zamanın geçişine ve eskimiş malzemelerin “doğal patina”sı aracılığıyla sahip olduğu güzelliğe işaret eden sabi.
Wabi-sabi, Budist öğretilerin “geçicilik (mujō), acı (ku) ve özsüzlük (kū) gibi üç varoluş işaretinden türetilen bir kavram ya da ideoloji. Japonların estetik değerler panteonunda Antik Yunan’ın güzellik ve mükemmellik ideallerine benzer bir konumu işgal ediyor. Andrew Juniper, Wabi Sabi: The Japanese Art of Impermanence kitabında, “Eğer bir nesne veya ifade içimizde sakin bir melankoli ve manevi bir özlem duygusu uyandırabiliyorsa, o nesnenin wabi-sabi olduğu söylenebilir ” diye yazıyor. Wabi Sabi Simple kitabının yazarı Richard R. Powell’a göre ise bu anlayış “Üç basit gerçeği kabul ederek otantik olan her şeyi besler: Hiçbir şey kalıcı değildir, hiçbir şey bitmiş değildir ve hiçbir şey mükemmel değildir.”
Batı dünyası, güzellik kavramını her geçen gün gittikçe daha rafine ve daha ulaşılmaz bir olguya dönüştürdü. Bu durum doğal güzellik fikrini bozuyor ve var olan kusurlarla mücadele ediyor, Japon inancı ve wabi-sabi kavramı da bunun aksine insanları ve her şeyi kusurları ile kabul ediyor. Tasarımda bu felsefe, perdelerdeki kırışıklıkları, duvarlardaki eskimeyi ve ahşap panellerdeki çatlakları kabul etmeyi içerir; genel olarak ev sahiplerini evlerinde, kusurlarıyla birlikte huzur ve rahatlık hissetmeye davet eder. Bu da “bitmemiş” ancak düşünülmüş tasarım seçimleriyle sonuçlanır, çünkü kusurlar iç mekanlarınıza karakter ve güzellik katar.
QP No.68 sayısında yer alan yazının devamı için info@qpmagtr.com adresine e-mail atabilirsiniz.