ÖLÇÜM KISTASI
Sanatın değeri, beğeni ve paylaşım sayısıyla mı, yoksa kültürel ve entelektüel etkisiyle mi ölçülmeli?
Yazı: Selin Seyhan
Teknoloji, sanat dünyasının ayrılmaz bir parçası haline gelerek bienalleri, fuarları ve müzayedeleri kökten dönüştürdü. Pandemiyle hızlanan dijitalleşme, 2020’de galerilerin %72’sini çevrim içi platformlara taşırken bilinen müzayede evleri de canlı yayınlı satışları benimsedi. Instagram ve TikTok gibi platformlar, Z kuşağını sahneye taşıyarak sanatı mekanın sınırlarının ötesine taşıdı. Bu dönüşümün merkezinde ise belirgin bir soru var: Fuarlar ve bienaller beğeni ve söylemde belirleyici olmaya devam ediyor mu?
Venedik, São Paulo ve Whitney gibi bienaller uzun yıllardan beri küresel gündemi belirliyor. 1990’lardan itibaren İstanbul, Sharjah ve Gwangju Bienalleri yeni coğrafyaları tartışmalara dahil etti. Dijitalleşme, 2000’li yılların başında sınırlı ve deneysel adımlarla başladı; çevrim içi arşivler ve sanal platformlar, bienallerin fiziksel varlığını tamamladı. 2010’larda Ars Electronica ve BIAN/ELEKTRA, VR ve AR projeleriyle hibrit deneyimler sundu. BiennaleOnline ve The Wrong Digital Biennale, merkeziyetsiz kürasyonla dijital erişimin gücünü gösterdi.
Sanat fuarları dijital dönüşümü hızlandıran ikinci büyük alan oldu. Art Basel, 2020’de Hong Kong edisyonunu tamamen çevrim içi yaparak 270 milyon dolar satış elde etti. Basel’in Digital Art Mile’i NFT ve generatif sanatı ana akımla birleştirdi. Frieze, TEFAF ve Art Dubai gibi fuarlar dijital ön izleme, sanal danışmanlık ve Web3 entegrasyonuyla koleksiyonerlere kesintisiz erişim sundu. Koleksiyonerlerin %53’ü pandemi sonrası çevrim içi alım yaptığını da bu noktada belirtmek gerekiyor.
Q-P No.63 sayısında yer alan yazının devamı için info@qpmagtr.com adresine e-mail atabilirsiniz.