UZAY ANLATISI

  • 74 SHARES

Star Wars kurgusal galaksideki enerji yönelimi hangi tarafı seçiyor?

Yazı Zeynep Naz İnansal

Uzun zaman önce, çok çok uzak bir galakside… İlk bakışta bir masalın başlangıcını andıran
bu söz öbeği, pek çoğumuzun bildiği üzere dünyanın en çok ses getiren filmlerinden biri olan Star Wars’un açılış cümlesi. 1977 yılında bu satırlar beyaz perdede belirdiği günden beri ne sinema dünyası ne de popüler kültür bir daha eskisi gibi olmadı. Çünkü üç filmlik bir hikaye olarak başlayan Star Wars; oyuncaklardan eğlence parkları ve bilgisayar oyunlarına, kıyafetlerden yepyeni dizilere, animasyonlara, filmlere ve hatta bir inanışa kadar genişleyip aklımıza gelebilecek her türlü ürünü üreten on milyarlarca dolarlık dev bir evren haline geldi. Peki, yalnızca bilim kurgu ile ilgilenen birkaç çocuğun ilgisini çekeceği sanılan bu seri, nasıl dünyanın en kalıcı ve başarılı markalardan biri haline geldi? Bu sorunun cevabını ararken sadece serinin yaratıcısı George Lucas’ın yolculuğuna değil, Star Wars evreninin başarı ve dönüşümüne hayranlarının katkısına da bakmak gerekiyor.

1944 yılında, Kaliforniya’da doğan George Lucas çocukken, ölümcül bir kaza geçirir ve mucizevi bir şekilde bu kazadan kurtulmayı başarır. Bu da onun hayata bakışını tamamen değiştirmesine ve varoluş amacını sorgulamasına sebep olur. Yeni evrenler yaratıp içine kendinden parçalar koymak bir tutku haline gelmiştir artık. Küçük yaşlardan itibaren bilim kurgu türüne ve çizgi romanlara ilgi duyan Lucas’ın üniversitede sinema okuması da şaşırtıcı olmaz. Mezuniyetinin ardından bir başka efsanevi yönetmen Francis Ford Coppola ile prodüksiyon şirketi American Zoetrope’u kurar. Lucas, bir bilim kurgu projesi olan ilk filmi THX 1138’i (1971), beş dalda Oscar’a aday gösterilen ve kendi gençliğinden izler taşıyan filmi American Graffiti (1973) ile kariyerinin en başından kendini sinema sektörüne kanıtlamış olur.

Lucas’ın adını tüm dünyaya duyuran ve onun olduğu kadar tüm ekibinin de hayatını değiştiren Star Wars’un ilk filmi 1977’de vizyona girer. Hemen hemen herkesin Star Wars’a dair bir fikri olsa
da seriyi kısaca özetleyelim: Kurgusal bir galakside geçen Star Wars’da “güç” olarak adlandırılan ve belli kişilerin kullanabildiği bir enerjiden söz ediliyor. Filmin ana meselesi de bu enerjiyi iyiye kullanan Jedi’lar ve bu gücü galaksiye hükmetmek için kullan Sith’ler arasındaki mücadele. En basit ve en kısa tanımı bu elbette. İyi ve kötü arasındaki savaş öte yandan insanlığa, zaaflarımıza, korkularımıza, büyümeye, aileye, psikolojiye ve sosyolojiye dair türlü çıkarımlar ve ilham verici anlarla dolu. O güne dek pek görülmemiş olan görsel efektler ve etkileyici bir uzay anlatısı da cabası. Tüm bunlar sayesinde film, ilk çıktığı andan itibaren dev bir hayran kitlesine sahip oldu ve birçok insan filmi sinemada sayısız kez izlemeye ve bu evrene dair her detayı öğrenmeye kendisini adadı. Çok beğenilen ilk filmi üçer yıl arayla devam filmleri takip eder. The Empire Strikes Back (1980) ve Return of the Jedi (1983) da ilk filmin etkisini katlar ve böylece asla ölmeyecek gerçek bir fenomen doğmuş olur.

Yazının devamını QP No:45’te 82. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz. Dergiye abone olmak için ise info@qpmagtr.com’a e-mail atarak iletişime geçebilirsiniz.