JAEGER-LECOULTRE REVERSO

  • 122 SHARES

Jaeger-LeCoultre Reverso’nun yansıttığı modernite, gövdesinin etkili mimarisinden dolayı hiç sarsılmıyor. Kökeni tarihi ama, duruşu yepyeni.

“Tabanında kayabilen ve kendi üzerinde ters çevrilebilen kol saati.” Reverso’nun 4 Mart 1931’de Paris’te alınan patentinde bu tanımlama yazıyor. İsviçreli iş adamı ve koleksiyoner César de Trey’in katıldığı bir polo maçında aklına daha dayanıklı olabilecek bir saat yaratma fikrinin gelmesiyle başlayan hikaye, bu düşüncesini Jacques-David LeCoultre ile paylaşmasıyla, mevzubahis patent mevzusuna kadar uzanıyor. Reverso’nun çift yüzeyli kadranı, çıkış noktasını dayanıklılığa borçlu olsa da, arka yüzeyinin olanak sağladığı alan ile Reverso konsepti, zaman içerisinde personalizasyon ile öne çıkıyor.

Tasarımsal orijinallik unsurunda, bir yeni, eskinin süksesini unutturabiliyor. Fakat mühendisliğin parladığı orijinal fikirler, hep yeni kalabiliyor. Reverso bu durumun yaşandığı en bariz örneklerden. Zira, uzunlukta 38 mm, genişlikte 24 mm ve kalınlıkta 6 mm olan ilk Reverso kasası, günümüzde Reverso Classique olarak üretilmeye -ve saat severlerin ‘arzu nesnesi’ olmaya- devam ediyor. Kısacası, Reverso’nun kasasına has, René-Alfred Chauvot’nun keşfettiği dönme mekanizması, bugün özgünlüğü sayesinde kol saati branşındaki otantikliğini halen koruyabiliyor. Tabii öte yandan, başarılı tasarımı da burada önem arz ediyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra eğilimin, Art Deco’nun köşeli yaklaşımından dairesele doğru evrilmesi, saatleri de, Reverso ile birlikte etkiliyor. Quartz krizi süreci de dahil olmak üzere 70’lere kadar, Reverso geride duruyor. Saat bayisi olan Giorgio Corvo’nun 1972’de Jaeger-LeCoultre’un manüfaktürünü ziyaret ettiğinde kullanılmamış Reverso kasaları fark etmesiyle, bu ikonik model için tarihte yeni bir sayfa açılıyor. Corvo, o 200 boş kasanın ve içine yerleştirilecek kalibrelerin siparişini veriyor; İtalya’da hepsini satıyor. Reverso’nun geri dönüşünün başarı getireceğini bir ispatı olan bu olayın ardından, Jaeger-LeCoultre, 1982’de çoğunluğu Quartz sistem ile çalışan bir Reverso serisi lanse ediyor.

1985’te bünyesine su geçirmezlik özelliğinin eklenmesiyle, kasa parçalarının sayısı çoğalarak 50 oluyor. Bu da, bir diğer deyişle, “saat yapımcılığındaki en kompleks kasalardan biri” demek. 60. yıldönümüyle türlü komplikasyonlara sahip limitli edisyonlu Reverso devri doğuyor. Geliştirilen komplikasyonlara takiben 1994’te ise, Duoface ortaya çıkıyor ve önceden kişisel işlemelerin yapılabildiği arka yüzeye, aynı kalibreye bağlı ikinci kadran yerleştiriliyor. Tüm bu teknik yüksek saatçilik evolüsyonları bir yana, Reverso, 2011’de 80. yaş günüyle Grande Reverso Ultra Thin modeliyle, klasik Art Deco köklerine geri dönüyor. Ve bu ‘geçmişe dönüş’ yaklaşımına paralel olarak, bu yıl kutladığı 85. yaş günü de personalizasyona adanıyor.

Kişiselliğe odaklanan Atelier Reverso koleksiyonunda, kasa, kadran ve kayış materyallerinde kişiye özel alternatifler mümkün. Yükselenler arasında, Reverso’nun, döner kadran aracılığıyla kullanıcısına aşıladığı kişiye özel dekorasyon mevzusu geleneği de var. Minelemenin yapıldığı el işlemeleri, ilk bakıldığında nostaljik gözükse de, Reverso’nun yansıttığı modernite, gövdesinin etkili mimarisinden dolayı hiç sarsılmıyor.