ESKİ DÜNYANIN YENİ YARIŞI
Geleneksel üreticiler yeni düzene adapte olmaya çalışıyor ancak bu uyarlama kimi zaman marka kimliğinden ödün anlamına da geliyor.
Otomotivde lüks kavramı, yüz yılı aşkın süredir mekanik mükemmeliyetle tanımlanıyor; bugün ise bu yaklaşım radikal biçimde sorgulanıyor. Kod satırları, batarya kimyası ve yazılım mimarisi, artık motor sesi ve şasi hassasiyeti kadar belirleyici bir konumda. Geleneksel üreticiler bu değişime adapte olmaya çalışıyor ancak bu uyarlama kimi zaman marka kimliğinden ödün anlamına da geliyor.
Geçtiğimiz aylarda tanıtılan Ferrari’nin ilk elektrikli modeli Luce, bu gerilimin en somut biçimde ortaya koyuyordu. Jony Ive ve Marc Newson’ın tasarımıyla ortaya çıkan otomobil, sadeleştirilmiş çizgileri ve dijital kimliğiyle markanın sadık kitlesinden oldukça sert tepki gördü. Ferrari’nin eski CEO’su Luca di Montezemolo tasarımcıları “bir efsaneyi yok etmek” ile suçladı. Tartışmaya, İtalya Ulaştırma Bakanı Matteo Salvini de dahil oldu ve Luce’nin “Ferrari’ye hiç benzemediğini” söylemekten çekinmedi. Bu durumda Ferrari’nin tasarım şefi Flavio Manzoni’nin tepkileri kabul etmekten başka çaresi yok gibi görünüyordu. Nitekim öyle yaptı ve tasarımın “kutuplaştırıcı” olsa da zamanla benimseneceğine inandığını belirtmeden de geçmedi.
Bu tartışmanın arkasında daha soğuk bir tablo var. Porsche’nin işletme kar marjı 2025’te yüzde 14,1’den yüzde 1,1’e geriledi ve marka, direksiyonu daha önce Ferrari’de sekiz yıl teknoloji direktörlüğü yapmış Michael Leiters’a teslim etti. Ne var ki Leiters’ın göreve gelişi tesadüfi değil, ondan beklentiler de çok büyük. Zira markanın elektrikli dönüşümü gerçekleştirirken kar marjını da aynı anda yükseltmesi bekleniyor. Ama sorun şu ki geleneksel üreticiler yeni düzene ayak uydururken, bazen sadece kar marjını değil, markanın kendisini de kaybedebiliyor.
QP No.68 sayısında yer alan yazının devamı için info@qpmagtr.com adresine e-mail atabilirsiniz.