HAREKET HALİNDE BİR ŞİİR

  • 46 SHARES

CEO Nicolas Bos yönetimindeki Van Cleef & Arpels’teki hikayesi olan kreasyonlar, hakikaten nadir bir vizyon sunuyor: Hızlı hareket eden bir dünyada yavaş bir zaman rüyası.

Lüks piyasasının 2000’li yıllarda geçirdiği dönüşümden bu yana, saat markaları ile mücevher-saat karışımı markalar arasındaki rekabet önemli ölçüde yoğunlaştı. Mücevher markaları saat yapımındaki teknik hünerlerini kanıtlamak için sınırları zorlamaya başlarken, saat markaları da çeşitli mücevherler ve süslemelerle tasarım yeteneklerini göstermeye çabaladı. Bundan önce saat dünyası tourbillon’lar, kronograflar ve maskülenite, hız, doğruluk gibi şeylerle ilgiliydi. Asyalı koleksiyonerler sayesinde kadın saatlerinde giderek daha fazla komplikasyon görülmeye başlandı; nihayetinde zanaatkar, mücevher evi, tasarımcı ve saat üreticisi arasındaki çizgiler bugünkü bulanık haline ulaştı.

Bu inişli çıkışlı manzarada, değişim yaratanlardan biri de Van Cleef & Arpels oldu. Markanın 2006 yılında piyasaya sürdüğü Poetic Complications koleksiyonu gidişatı belirledi. CEO Nicolas Bos’un belirttiği gibi, marka bu koleksiyon ve onun devamı niteliğindeki ürünlerle bugüne kadar süregelen niche bir alan oluşturmayı başardı.

“İlk Poetic Complication, bizim deyimimizle, mevsimler boyunca zamanın geçişini gösteren bir saatti,” diye anlatıyor. “Çok yavaş ilerleyen bir saat yapmak istedik, böylece saatin hareket ettiğini (hiç) görmeyecektiniz. Ancak saate ilkbaharda ve kışın baktığınızda farklı bir yüze sahip olacaktı – çünkü saat mevsimlerin gerçek hızında dönüyordu.” Bu tür projeler üstünde çalışmaya başladıklarında, bunu yapmanın teknik açıdan ne kadar komplike olduğunu fark etmişler.

Koleksiyonun adındaki “şiirsel” (“poetic”) sözcüğü markanın romantik yönünü yansıtıyor ve modern yaşamın stresinden kopuk bir ruh haline işaret ediyor. İyi bir şairin eserleri gibi, her bir saat farklı görünüyor, ancak genel olarak aynı dili taşıyor. Ve 24 yıldır CEO’luk görevini yürüten Bos’un da belirttiği gibi, bu durum birtakım “sihirli sonuçlar” doğuruyor.

Bu durum, çoğu saat markasının benimsediği yaklaşımla tam bir tezat oluşturuyor. Diğer maison’larda teknik detaylara genellikle belli bir amaç gütmeden öncelik verilirken, Van Cleef & Arpels komplikasyonları anlatım araçları olarak görüyor: Markanın yetenekli zanaatkarları tarafından titizlikle işlenen karmaşık hikayeleri anlatmak için kullanılıyorlar. Aslında, hikaye anlatımı Van Cleef & Arpels’in zengin tarihi boyunca sürekli olarak önemli bir yer tutmuştur.

“Biz bir hikaye anlatmak istiyoruz. Bu bir masal olabilir, bir şiir olabilir, ama aynı anda zamanın ne olduğuna dair bir vizyonla da ilgilidir,” diye açıklıyor Bos. Van Cleef & Arpels’in her bir saati sadece bir zaman tutma aracı değil, kullanıcısını kadrandaki karmaşık detaylarda ve hareketlerde kendini kaybetmeye davet eden bir sanat eseri. Bu saatler, benzer bir düşünme ve hayranlık anı yaşatarak, günümüz dünyasında hala var olan güzelliği ve işçiliği takdir etmeyi hatırlatıyor.

Öte yandan, bir saatin komplikasyonları ile yüksek mücevherleri harmanlamak her zaman kolay değil. Ancak Van Cleef’in heykelsi kadranlarını da küçümsememek gerek; bu kadranlar her saat meraklısının takdir edeceği türden teknik gelişmeyi gizliyor. Benzer şekilde, horoloji dünyasında sürekli yenilikler yapılmasına rağmen, “yenilik fikri bizim için bir takıntı değil,” diyor Bos ve vurguluyor: “Her yıl yeni bir teknik geliştirdiğimizi söylemeye çalışmıyoruz.”

Markayı daha yaratıcı kılan da tam olarak bu tür bir bilinçli üretim ideali. Örneğin, Van Cleef’in otomatları teknik mucitliği ve hayal gücünü birleştirerek, masa saatleri gibi arzu nesnelerinde yer alan rüya gibi senaryolar sergiliyor. Markanın otomatlarının ilk örneklerinden biri, 1906 tarihi dolaylarındaki Varuna yatı modeliydi (yukarıda); 2010’ların başlarında Van Cleef, Fransa ve İsviçre’deki yaklaşık 20 atölyenin uzmanlığını ve yaratıcılığını gerektiren bir masa otomatı tasarlayarak bu geleneği yeniden canlandırdı. Marka, birkaç yıl süren araştırma ve geliştirme çalışmalarının ardından 2017’de sonucu açıkladı: Fée Ondine otomatı. O zamandan beri, “Extraordinary Objects” Van Cleef & Arpels koleksiyonlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Bos’a göre, otomatlara ilgi duyan müşteriler nadir işçiliğin erbaplarıdır: Çok az markanın seçici bir müşteri tabanına sahip olmakla övünebildiği bir çağda, Van Cleef & Arpels, sıra dışı olana rafine bir zevk besleyen müşterilere hitap eden nadir markalardan biri olarak öne çıkıyor.

Classic FM dinleyicilerine sık sık “şu anda dünyanın neresinde olursanız olun, sakinleşmek için bir dakikanızı ayırın ve müziğin üzerinizden akıp gitmesine izin verin” şeklinde rahatlatıcı bir tavsiye verilir. Günlük koşuşturma içinde bir an durup anın güzelliğini takdir etmeyi teşvik eden bu cümle, Van Cleef & Arpels’in ürettiği şiirsel saatlere de gayet uygun düşmektedir.