ALAIN VILLARD

  • 13 SHARES

Swatch’ın CEO’su Alain Villard ile Swatch x Tate Gallery koleksiyonunu, markanın sanat ile olan ilişkisini ve yeni iş birliği stratejilerini konuştuk.

SAATE MERAKI OLAN HERKESIN YOLU KÜÇÜK YAŞLARDA SWATCH ILE MUTLAKA BIR ŞEKILDE KESIŞMIŞTIR. SIZIN SWATCH ILE ILGILI ILK ANINIZ NEDIR?
Sanırım Swatch ile ilgili en çarpıcı anım, 2002’de marka için çalışmaya başlamam olsa gerek. İsviçre’de 40 yıldır düzenlenen National Expo fuarı sırasında özel bir saat tanıttığımızı hatırlıyorum.
O dönemden bu yana Swatch ile ilgili sayısız anım olduğu için ilk aklıma
gelen, ister istemez marka bünyesinde çalışmaya başlamam oluyor.

KENDINIZI EN ÇOK NEREDE VE NE ZAMAN ÜRETKEN HISSEDIYORSUNUZ?

Benim için bir takım olmak çok önemli, ekibimle merkez ofisimizde birlikte çalışmayı, beyin fırtınası yapmayı seviyoruz. Sektörle iç içe olmayı, müşterilerimiz ile hızlı bir şekilde iletişim kurmayı önemsiyoruz. Ben ve takımımın en efektif olduğumuz zamanın, sahada geçirdiğimiz süre olduğunu düşünüyorum. Sahada olduğumuz noktada gerçek anlamda bir değişim yaratabiliyoruz. Tek günlük bir seyahatte bile tüm ekip ile çok verimli bir iletişim kurabiliyoruz. Örneğin Türkiye’ye bir seyahatimiz olduğunda, merkez ofisten butiklere tüm çalışanlara istediğimiz mesajları yüz yüze iletebiliyoruz. Mağaza çalışanlarını motive edebiliyoruz. Sahada olmak işimin en sevdiğim parçası diyebilirim.

SWATCH’IN 2024 IÇIN HEDEFLERI NELER? ART JOURNEY KAPSAMINDA TANITILAN MODELLER DIŞINDA, BAŞKA HANGI TASARIMLARA ODAKLANMAYI PLANLIYORSUNUZ?

Swatch için sanat iyi bir başlangıç noktası çünkü markanın DNA’sında kurulduğu günden bu yana belirgin bir unsur ama 2024 için tek planımız bu disiplin üzerinden ilerlemek üzerine kurulu değil. Her yeni tasarım ile daha inovatif olmak istiyoruz. Yeni koleksiyonlar tanıtmak, var olan koleksiyonları da güncellemek istiyoruz. Sanatın yanı sıra spor, lifestyle, inovasyon ve Swiss made başlıklarına daha çok kafa yormak istiyoruz. Tasarım, hikaye anlatıcılığı ve potansiyel iş birlikleri üzerine birçok yeni fikrimiz var. Potansiyel iş birlikleri başka bir saat markası ile de olabilir, bir sanatçı ile de. Temel misyonumuz ise her daim müşterimizi şaşırtabilmek. Swatch için en önemlisi bu duyguyu sürekli kılabilmek.

SWATCH’IN SANAT ILE OLAN BAĞI, 1985 YILINDA KIKI PICASSO ILE YAPILAN IŞ BIRLIĞINE
DAYANIYOR. SONRASINDA MARKA, FOTOĞRAFÇILAR VE MIMARLARLA BILE IŞ BIRLIKLERI YAPIYOR. SANAT VE SAATÇILIK ARASINDA KURULAN BAĞI NASIL TANIMLARSINIZ?
Bu tip iş birliklerini en iyi tanımlayan kelime “win-win”. Sanatçılarla yapılan iş birlikleri, aynı zamanda sanatın demokratikleşmesine de katkıda bulunuyor. Bu koleksiyonlar sayesinde sanata yeni ilgi duymaya başlayanlar da, koleksiyonerler de bizim müşterimiz olabiliyor. Müzeleri ziyaret etme şansı olmadığı için kendini sanat konusunda geliştiremeyen birçok insan var. Birçok farklı sebepten ötürü seyahat kısıtlaması olanlar var. COVID bize bu durumu global ölçekte hatırlattı. Saatler aracılığıyla, sanatçılar ve
işlerini daha fazla kişiyle buluşturmak adına bunu bir avantaja çevirdik. Eğer en sevdiğiniz sanatçının işlerini sergilendiği müzede görme şansınız yoksa, bu eserlerden bazılarını Swatch sayesinde bileğinizde görmeniz mümkün. Burada fiyatlandırmanın önemi de devreye giriyor, Swatch’ın sanatın demokratikleşmesini sağlarken temel mesajlarından biri de tasarımların ulaşılabilir olması. Swatch butiklerinde sanatçılar ve tasarım süreçleri hakkında bilgi alan müşteriler, kimi zaman birden çok saatle bile ayrılabiliyor. Bu durum bizi çok mutlu ediyor.

OMEGA VE BLANCPAIN ILE OLAN IŞ BIRLIKLERI HAKKINDAKI FIKIRLERINIZ NELER? KOLEKSIYONLARI TANITTIĞINIZDA, BU SEVIYEDE BIR BAŞARI ELDE EDECEKLERINI DÜŞÜNÜYOR MUYDUNUZ?
Bu pozitif provokasyon tanımının tipik bir örneği. İş birliği konseptinin iyice popülerleşmeye başladığı bir dönemde hiçbir markanın yapmadığı bir şeyi yapmaya karar verdik. Klasik iki saat markası Swatch ve Omega’yı birleştirmek. Şimdiye kadar tasarlanmış en ikonik saat modellerinden biri olan Speedmaster’ın, yani Ay’a adım atmış ilk saatin hikayesini anlatmak. Tasarımın ilgi çekeceğini tahmin ediyorduk ama bu şekilde yankı uyandıracağını beklemiyorduk. Bu tip bir iş birliği tabii ki yenilerinin de kapısını açıyor. Blancpain ile olan iş birliği de bu noktada devreye girdi. Scuba, mekanik bir dalış saati oluşuyla tam bir ters köşe yarattı. İş birliği fikirleri sınırsız. Önümüzde birçok opsiyon ve fırsat var bu sebeple çok heyecanlıyız. Sanırım bu iş birliği fikri, Swatch’ın son 20 seneki en heyecanlı hikayelerinden biri. Özellikle İstanbul’da Omega koleksiyonu için sonsuz sıralar oluştu ve buna tanık olmak inanılmazdı. Müşterilerimiz koleksiyonu sevdiğinde sadece bir veya iki modelle sınırlanmayıp bazen tüm koleksiyonu satın alabiliyor ve bu gerçek bir ifade biçimi. Dürüst olmak gerekirse, tasarımlar gerçekten koleksiyonerler için yaratılmış.

SWATCH ORGANIK BIR ŞEKILDE INOVASYON ILE ILIŞKILI BIR MARKA. SON IŞ BIRLIKLERINI ORTAK
PAYDADA BULUŞTURAN INOVASYON ISE BIOCERAMIC MATERYALI. BIOCERAMIC’I TANITIRKEN SWATCH’IN AKLINDAN NELER GEÇIYORDU?

Saat sektörü olarak daha sürdürülebilir ve bilinçli bir doğrultuda hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum. İsviçre’de tümüyle ahşaptan tasarlanan genel merkez binamızda sürdülebilirlik fikrini multidisipliner ölçekte benimsediğimizi söyleyebilirim. Tasarımlarımızda da bu bilinçle ilerleme taraftarıyız. Saatlerimizi artık plastik kutular ile satmıyoruz. Bazı materyalleri kullanmayı bıraktık ve 2020 yılında organik olanlara yöneldik. 2021’de ise bioceramic materyalini yarattık. Şimdi, başka saat markaları da bu materyali kullanmak istiyor ama bir süre daha bize özel kalmasını tercih ediyoruz. Bioceramic olmasaydı Omega ve Blancpain ile iş birliklerini hayata geçirmemiz aynı şekilde kolay olmayacaktı çünkü iki markanın da sürdürülebilirlikle ilgili çok katı prensipleri var.

YENI TANITILAN SIMPSONS KOLEKSIYONU, SWATCH’IN ESPRI ANLAYIŞINI ÖZETLIYOR. SEKTÖRDE ÇOK YAYGIN OLMAYAN BU ÖZELLIK DIŞINDA SWATCH’I ZAMANSIZ KILAN DIĞER ÖZELLIKLER SIZCE NELER?

Espri anlayışı Swatch’ın yapı taşlarından biri. Onu kaybettiğimiz an işimiz bitti demektir. Bu sebeple pozitif olduğu sürece provokatif olmayı seviyoruz. Bir yanda da çizgi filmlerle tarihi ölçekte bir bağımız var. Tintin, Dragon Ball ve Peanuts Collection aklıma gelenlerden sadece bazıları. Simpsons da bu geleneğin en yeni parçası. Bu iş birliğini gerçekleştirdiğimiz için çok mutluyuz. Koleksiyondaki tüm modellerden bir kısmı satışa çıkmadı, birkaç sürpriz tasarım daha var.

SWATCH IÇIN SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINDA AKTIF OLMAK NE KADAR ÖNEMLI?
Oldukça önemli. Sadece Swatch için değil tüm markalar için durum böyle. Sosyal medya artık bu oyunun değişmez bir parçası. Bu yeni dünyanın başından beri içinde olan ve iletişimini sosyal medya üzerinden sağlayan genç bir jenerasyon var. Onlara hitap edebilmek ve onları şaşırtabilmek istiyoruz. Bu jenerasyondan çok şey öğreniyoruz. Sosyal medyada aktif olmak ise geleneksel reklam stratejilerimizden vazgeçeceğimiz anlamına gelmiyor.

SIZ HANGI SIKLIKLA KOL SAATINIZI DEĞIŞTIRIYORSUNUZ?
Bu karar, ruh halime göre değişkenlik gösteriyor. Dürüst olmak gerekirse, bir saati sevdiğimde aylarca onu takabiliyorum. Saat konusunda oldukça sadık olduğum söylenebilir. Kolumdaki saat buna iyi bir örnek. Geçtiğimiz Mayıs ayında tanıtmış olmamıza rağmen bu saati bileğimden çıkaramıyorum. Özellikle seyahat ettiğim zamanlarda bugün olduğu gibi iki saat takıyorum. Bulunduğum ülkenin saatini ve İsviçre saatini iki farklı saatte ve bilekte taşımayI seviyorum.