Hermès’İN YÜKSEK SAATÇİLİKTEKİ AMACI

  • 95 SHARES

Marka farklı bakış açısıyla ona karşı koymamıza engel olmaya devam ediyor.

Baselworld öncesi basınla paylaşılan ambargolu bültenler bu dönemdeki yoğunluğun en heyecanlı zamanlarını oluşturuyor. Markaların yeni modellerini herkesten önce bilmek ve tahminlerimizle örtüşüp örtüşmediğini görmek risk almadan kumar oynamakla eş değer. Bazı üreticiler bizi şaşırtırken bazıları da beklentilerimizi boşa çıkararak hayal kırıklığı yaratıyor. Az sonra bahsedeceğimiz Hermès için ise bu iki durum da geçerli değil, sıra dışı bakış açısıyla yüksek saatçilik parçaları sunan manüfaktür son birkaç yıldaki lansmanlarıyla belli bir çizgi yakaladı, Hermès modayı her daim sanatsal bir yönle sektöre entegre etmeyi bildi, bu yüzden basın bültenlerini beklerken Hermès’den görsel anlamda tatmin edici modeller geleceğini biliyorduk. Aynı şekilde maison’un teknik açıdan da farklı denizlere açılacağını tahmin etmiştik ve yanılmadık.

Vaucher manüfaktürünün işbirliğinde modeller üreten Hermès 2011’de Le Temps Suspendu’yu tanıttığında fonksiyonel olmayan ama eğlendiren ve sahip olunmak istenen bir model de üretmiş oldu. Suspendu’ya baktığınızda dikkat çeken ilk şey saat 12 pozisyonunda kadranın farklı bir renk tonuna sahip olduğuydu ve biraz daha dikkat ederseniz kasa üzerinde, 9 konumunda aslında orada olmasına ihtiyaç olmayan bir buton görüyordunuz. Ancak asıl sürpriz bu butona bastığınızda ortaya çıkıyordu; saat ve dakika ibreleri 12 pozisyonundaki alanda birbirine yakın dururken bir anda gerçek zamanı göstermeye başlıyordu. Sistem zamanı gizli tutarak kullanıcıya eğlenebileceği küçük bir oyun sunuyordu, zaman üzerinden kendinizle iddiaya girme fırsatınız oluyordu. Bunun bir başka versiyonu 2014’te karşımıza çıktı, 9 pozisyonunda yine bir buton vardı. İlk modelden edindiğimiz tecrübeye istinaden bu kez butona daha güvenle bastık ve kadrandaki ibrelerin sayısı birden ikiye çıktı. L’Heure Masquee’nin sırrı ise dakikayı gösterirken saati saklamaktı, üstelik 6 pozisyonundaki açıklıkta bir GMT fonksiyonuna yer vererek… Kısacası Hermès bizi bu yılın yenilikleri konusunda heveslendirmişti. L’Heure Impatiente 2017’de zamanı gizlemek yerine onun tükenirken kullanıcıya hissettirdiği sabırsızlığa vurgu yapmayı seçti. Sistem yine eğlenceli fakat bu kez iki ayağınızı bir pabuca sokmanıza sebep olabilir. Mekanik bir kol saatinin bunu yapabilmesi biraz tuhaf hissettiriyor ki bu hiç de kötü bir şey değil. L’Heure Impatiente bir hatırlatıcı görevi görüyor, önünüzdeki 12 saat boyunca toplantınızı, akşam yemeğinizi ya da gideceğiniz etkinliğin saatini hatırlatma görevini mekanik kol saatinize veriyorsunuz ve o da zamanı geldiğinde ses çıkararak sizi uyarıyor. Modelin alt kadranlarından tam daire olan 12 saatlik, çeyrek daire olan ise son bir saatlik geri sayımı gösteriyor. İbre sıfıra geldiğinde ise L’Heure Impatiente otomatik kurmalı manüfaktür kalibresi H1912’in içinde yer alan 2.2 mm’lik modül modelin ses ile sizi uyarmasını sağlıyor. Başka bir manüfaktürden böyle bir yenilik gelse şaşırabilirdik, ancak Hermès’den beklediğimiz tam olarak da buydu.