POP FORMATI

  • 277 SHARES

Koleksiyoner saatlerinde, her yerde birdenbire çizgi film karakterleri belirdi. Her zaman olduğu gibi, diye yazıyor Timothy Barber, Gérald Genta uzak ara farkla en öndeydi.

Yazı Timothy Barber

Gérald Genta 1984’te dünyaya, kadranlarında Mickey Mouse, Donald Duck, Pembe Panter gibi çizgi karakterlerin yer aldığı lüks saatleri tanıttığında (en hafif tabirle) bir nevi heyecana yol açtı. Sahneye çıktığı yer Cenevre’nin yüksek prestijli ticaret fuarı Salon Montres et Bijoux’ydu ve o sıralar bariz ikonoklastik eğilimlere sahip saygıdeğer bir mucit olarak görülen Genta bir temaya dönüş yapmıştı: Yani, varsayılan sınırları yıkarak saat tasarım dilini genişletme girişiminde bulunmuştu. Her ne kadar bu saatler Salon’da bulunan diğer her şey gibi incelikle yapılmış olsa da aralarında Rolex ve Vacheron Constantin’in de bulunduğu diğer katılımcılar öfkeye kapıldı: Fuar komitesi, bu saatlerin kaldırılması kararını verdi. Bunun üstüne çok sinirlenen Genta da Salon’u tamamen terk etmiş ve bu olay İsviçre’de manşetlere yansımıştı. Bekleneceği üzere, Disney’in çizgi film karakterleri (Genta şirketle bir anlaşma yapmıştı) saat üretiminin demirbaşları oldu.

Bu “karakterli saatler” lüks sektöründe eğlenceli bir merak olmakla birlikte, yaratıcılarının da pekala farkında olduğu gibi, zengin bir kültürel gelenekten geliyordu. Amerikalı saat firması Ingersoll 1933’te ilk Mickey Mouse saatlerini The Walt Disney Company ortaklığıyla çıkardığında kalıpları kırmıştı. Mickey’nin kollarının saat/dakika ibresi gibi hareket ettiği bu saatler milyonlarca sattı (söylendiğine göre, New York’taki Macy’s’de tek bir günde 11.000 adet satılmıştı) ve bir mid-century fenomeni başlattı. Saatler –tahmin edileceği gibi ucuzdu– popüler ticaretin odağına yerleşti ve karakterli modeller milyonlarca üretildi.

2011’de ölen Genta zaman zaman “saat tasarımının Picasso’su” olarak takdir görür ama çizgi film saatleriyle o daha çok Warhol’a benziyordu – ve hep olduğu gibi, zamanının çok ilerisindeydi. Bugün, dijital üstünlüğün, muğlak kültürel sınırların, emoji’lerin, NFT’lerin, mashup’ların, vibe shift’lerin ve abartılı tanıtımların çağında, bir de üzerine nostaljinin sakinleştirici merhemine düşkün bir eşlikçiyi (her zamankinden daha da etkili) koyarsak, onun yüksek ve düşük horolojiyi birleştirmesi çok isabetli görünüyor. Tıpkı lüks saatlerin kültürel ana akıma saldırması gibi pop kültür de lüksün yaratıcı fırlatma rampası oldu: Gucci, Mickey çantaları üretiyor; Jeff Koons, Temel Reis kaykayları yaratıyor. Ve karakterli lüks saatler de –karikatürler, dijital oyunlar, filmler, sanat ve düşünebildiğiniz başka her şey için çizilmiş şeylerle dolu– birdenbire her an her yerde görülür olmaya başladı.

Yazının devamı ve QP arşivinizi tamamlamak için info@qpmagtr.com’a e-mail atarak iletişime geçebilirsiniz.