İŞ BİRLİKLERİNDE “ZİRVE”YE ULAŞTIK MI?

  • 57 SHARES

Limitli edisyonlar, kişiselleştirme ve ultra-iş birliklerinden sonra yüksek saatçilik için ibrenin nereyi göstereceğini tahmin etmeye çalışıyoruz.

Yazı Chris Hall

Bugünlerde herkesin nadir bulunan bir saati var, değil mi? Siz de bu soruya büyük ihtimalle evet olarak cevap veriyorsunuz, haksız mıyım? Zenith ile favori puro markanız arasındaki iş birliğinden doğan ve limitli olarak üretilmiş
bir saatiniz vardır belki. Ya da Jacob & Co x Supreme modellerinden veya Breitling’in “Classic Cars” koleksiyonundan bir tasarım kolunuzdadır. Belki de Tadao Ando’nun Bulgari için tasarladığı modele sahipsiniz. Sınırlı sayıda üretilen bir Richard Mille veya bir Voutilainen modeli ya da Vacheron Constantin’in “Cabinotiers”inden özel siparişle üretilmiş bir saatiniz olabilir. O kadar bütçeniz yok mu, hiç sorun değil: Bamford London’ın Sesame Street modeli, Swatch’ın yeniden ürettiği 1984 koleksiyonu, adını siz koyun. Herkes için “özel” bir saat modeli var.

İyi bağlantıları ve yeterli miktarda bütçesi olan bir kişi, bu bütçeden yine yeterli bir miktarı gözden çıkarmak kaydıyla, en prestijli manüfaktürlerin bile kendisi için benzersiz bir model tasarlamasını sağlayabilir. Üstelik, saat markası ne kadar küçükse, ortaya çıkan tasarım da bir o kadar benzersiz oluyor; tıpkı Rolls-Royce’un Goodwood’dan çıkan hiçbir aracın birbiriyle aynı olmadığını iddia ettiği gibi, ürettikleri her saate birtakım özel tasarım bileşenleri katan markalar da var. Ancak, bugünlerde durum bundan biraz farklı. İlk olarak, sosyal medya daha önceden gizli tutulan projelerin artık açığa taşınmasına neden oldu. Saat koleksiyonerleri bir saat siparişi verdiğinde birkaç dakika içinde bu haber tüm sosyal medya akışlarına yansıyor. Belki de Instagram’ın sağladığı görünürlükten faydalanmak ama asıl olarak müşterilerinin arzularını yerine getirmek amacıyla markalar, dört veya beş yıl önce göremeyeceğiniz bazı iş birliği projelerine girişti.

Sektörün doğal olarak en cesur ve en fazla risk alabilen aktörleri bağımsız manüfaktürler, De Bethune ve Kari Voutilainen’in flip-it-over Only Watch modeli gibi (1,3 milyon İsviçre Frangı’na satılmıştır) inanılmaz ortak tasarımlara imza attılar. Urwerk ve Laurent Ferrier, MB&F ve H. Moser de güçlerini birleştiren diğer bağımsız manüfaktürlerden. Üstelik tüm bu modeller, el üretimi parçaların toplamından çok daha fazlasını içeriyor.

Ana akım markalarda ise bir zamanlar saat üretiminde kimsenin adını bilmediği sessiz iş ortakları olan tasarımcılar ön plana çıkarıldı, medya figürü haline getirildi ve eserleriyle ilgili methiyelere konu oldu. Bu arada sektörün dışından tasarımcılarla çalışmak isteyen markalara tanık olduk. Tadao Ando gibi mimarlar, Fragment markasıyla çalışan Hiroshi Fujiwara gibi sokak stili guruları ve Konstantin Grcic gibi endüstriyel tasarımcılar bu isimlerden bazıları.

Yazının devamını QP No:40’ta 78. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz.