JEAN-MARC PONTROUÉ

  • 42 SHARES

Panerai, yüksek saatçilikte değişimleri motamot izlemek yerine yenilikleri karakterize etmenin getirilerini anlatıyor.

Floransa’da 1860 yılında kurulan butiğiyle şehrin ilklerinden biri olan Panerai, benimsediği felsefeden uzaklaşmadan güncel ortamın değişimlerini özgün bir şekilde yorumluyor. Trendleri takip etmektense yenilikler yaratmayı tercih etmek, Jean- Marc Pontroué’ya göre bir olgunluk belirtisi. Sohbetimiz, yeni konsept butikler, eklenen kadran çapı ve Panerai Experience getirilerinde Panerai’nin yeni klasik anlayışı üzerine…

QP: Submersible QuarantaQuattro’nun yeni kasa boyutunun 44 mm olmasının nedeni arz talep ilişkisiyle bağlantılı mı?

JMP: Submersible her şeyden önce 2019’a adanmış bir seçkiydi ve bu büyük bir olaydı. Aslında, Panerai’ye katıldığımdan beri sadece bir Submersible tanıtımı yaptık ve elbette 2019’da yaptığımız ilk etkinlikti bu. Uzun süre ara verdik ama sonra yeniden Submersible’a döndük. Bu süre zarfında, Luminor’un yedinci yılını kutladık, onu öne çıkardık. Öte yandan Submersible çok iyi karşılanınca biz de tamamen 47 mm ile 42 mm’ye yoğunlaşmıştık. Zira 47 mm bizim için nümerik sayı. Ardından pek çok eski Paneristi müşterimizden 44 mm’i de düşünmemiz yönünde geribildirim aldık. Biliyorsunuz, 44 mm Luminor’daki standardımız. İlerleyen zamanlarda muhtemelen 42mm ile 47 mm arasında lider olacak 44 mm’i ürettik. Zira Panerai ile yeni taşınan pek çok müşterimiz var ve 47 mm ile Panerai koleksiyonuna başlamak bazen zor olabiliyor.

QP: Genelde daha küçük ebatlara yeniden dönüş olduğunun şahsen ben de farkındayım…

JMP: Böyle bir dönüşüm söz konusu ancak Panerai’nin trendleri takip eden bir duruşta olmadığını belirtmeliyim. Blue Tiffany’i her yerde görüyoruz diye biz de aynı rengi üretmeye başlamalıyız, ideolojisine sahip değiliz. Yüksek saatçilik şimdilik renklerin hakimiyetinde ancak peşinden farklı farklı yeni trendler gelecek. Var olan trendi takip etmektense Panerai özelinde oluşumlar yaratıyoruz. Misal, Panerai askeri yeşilini 4 yıl ve Bronzo’yu da 10 sene önce tanıtmıştı. 1997’de Panerai’nin yastık formlu kasası olan büyük bir modeli vardı. İnce ve küçük bir saat değildi; o dönem için önemli bir adım sayılıyordu. Kısacası trendleri takip etme gibi bir gayemiz yok. Panerai’nin varlığı, dahil olduğu alanlarda yenilikçi bir öncü olmasından geliyor. Öte yandan renk paletlerindeki değişimleri de biliyoruz ki artık siyah yok, griye çalan bir ton var. Ya da keskin bir mavi yerine rengin farklı tonları ve koyu yeşil gündemimizde. Luna Rossa ile iş birliğimize de beyaz kadran ve farklı renkte kayışlar ile devam ediyoruz.

QP: Pandemi sürecinde müşteri tutumunda bir değişimden söz edebilir miyiz?

Bu sorunun cevabını merak edenleri QP No:45’in 50. sayfasına davet ediyoruz. Dergiye abone olmak için ise info@qpmagtr.com’a e-mail atarak iletişime geçebilirsiniz.