HAK İLE OLAN İLİŞKİ

  • 33 SHARES

Bağımsız yazar ve küratör Fatoş Üstek’in güncel projelerinin yanı sıra yakın zamanda yayımlanması planlanan ve kültür-sanat alanında üreten kurumlara dair yeni sistem önerilerini kapsayan uzun soluklu kitabını kendisinden dinledik.

Röportaj HUO RF Fotoğraf EMMA REGO

MERHABA FATOŞ! NASILSINIZ, GÜNLERİNİZ NASIL GEÇİYOR ŞU SIRALAR?

Fatoş Üstek: Selam Huo, iyiyim ama bu aralar oldukça yoğun günler geçiriyorum. Aralık ayında üç hafta tatil yapmaya karar verince, 2023’ün tüm işleri Kasım ayına sıkıştı. Oldukça verimli ve dolu bir yıl geçirdim. Üzerinde çalıştığım kitap, Oxford Matematik Enstitüsü’ndeki sergi ve konuşma dizisi, Frieze Sculpture’in yanı sıra jüri üyeliği, konuşmalar derken yorulmuşum.

GÜNDEMİN AĞIR OLDUĞU, SAVAŞ VE YIKIMIN HARLANDIĞI… İŞ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER BİR YANDA, GÜNDEMİN AĞIR OLDUĞU, SAVAŞ VE YIKIMIN HARLANDIĞI BU DÖNEMDE -HER ZAMAN HAYATIMIN MERKEZİNDE OLMASINA RAĞMEN- SANATIN VARLIĞINI SORGULUYORUM BİR ŞEKİLDE. SİZ NASIL HİSSEDIYORSUNUZ?

Yeni yüzyılda savaşlar ve krizler birbiri ardına geliyor. Politik, ekonomik, sosyal krizlerin yanı sıra sağlık, çevre, enerji alanlarında da kriz yaşıyoruz. Yeni bir dünya düzeni ihtiyacının bir belirtisi olarak görüyorum bu krizleri. Evrilip iyiye doğru adım atmamız için çalan çanlar bunlar belki de. Daha iyi bir dünya mümkün ve bunu kurmaya şimdiden (gecikmeden) başlamamız gerekiyor.

POLİTİK GÜNDEM AĞIR AMA KÜLTÜR- SANAT ORTAMI DA OLDUKÇA HAREKETLİ; BU BAĞLAMDA THE ART INSTITUTION OF TOMORROW’DAN BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

Tabii ki. Geleceğin sanat kurumları üzerine yaptığım çalışma, kitap olarak 2024 başında yayınlanıyor. Lund Humpries yayınevinin Hot Topics in the Art World serisinden çıkacak olan bu çalışma, iki yıllık bir araştırmanın ürünü. Bu çalışmada şu anki sanat kurumlarının durum değerlendirmesinden yola çıkarak yeni bir model öneriyorum. Amacım yakın gelecekte bu sanat kurumunu inşa etmek. Özünde kitap, radikal sistemik dönüşümü amaçlıyor ve 21. yüzyıl ekonomik teorilerinden, sosyal yapılandırma ve organizasyon modelleri çalışmalarından fazlasını içeriyor. Hayata geçirmeyi planladığım bu kurumun alışılmışın dışında bir operasyon modeli ve iş planı mevcut. Üzerine saatlerce konuşabileceğim bir konu. Umarım Türkiye’de de ilgi görür, çünkü bu değişimi global olarak geçirmemiz gerektiğine inanıyorum. Her ne kadar bağlamlar ve koşullar farklı olsa da sanat kurumlarının silkinme zamanı geldi, hatta geçiyor bile.

TOPLUMSAL HERHANGİ BİR OLAY HEM GERÇEKLEŞTİĞİ BÖLGEYİ HEM DE GÜNÜMÜZDE ARTIK
SOSYAL MEDYANIN GÜCÜYLE SINIRLARININ ÖTESİNİ BİR ŞEKİLDE DÖNÜŞTÜRMEYE BAŞLIYOR. HAZIRLADIĞIN YAYINDAN YOLA ÇIKARAK SORUNLU OLAN YAPILARA YA DA KENDİSİNE DAİR ÇÖZÜM ÖNERILERINIZ VE UMUDUNUZ VAR MI?

Kesinlikle internetin global olarak kullanılmasıyla bugün çok farklı bir gerçeklik algısından bahsedebiliriz. Mesela ölçek kalmadı, her olay aynı şiddette konuşulup değerlendiriliyor. Aynı zamanda bugün kurumların çok sık dayandığı yerli halk kavramı da değişip dönüşüme uğruyor. Bugün bir ahali, bir cemiyet sadece yaşadığı ve ‘kullandığı’ mahallelerle tanımlanamaz. İnternet üzerinden mahalleler, şehirler, uluslar ve ırklar arası gruplar kurulabiliyor. Bahsettiğin gibi, farklı çözüm önerileri sunuyorum. Uluslararası alanda çalışan büyük ölçekli kurumlardan ve yöneticilerinden perspektifleri bir araya getirerek umut dolu bir gelecek tasavvur ediyorum. Umut her zaman var, o umudu yeşertecek olgunluk ve açık görüşlülüğü harmanlamamız gerektiğini düşünüyorum.

FRIEZE SCULPTURE’A DAİR KONUŞMAK İSTİYORUM. NASIL BİR SÜREÇTİ, KÜRATÖR SEÇİMİ VE SONRASINA HAKİM DEĞİLDİM. NASIL BİR SİSTEM OLUŞTU VE ORTAYA ÇIKARDIĞINIZ SONUÇ PLANLADIĞINIZ GİBİ MIYDI? BENİM AÇIMDAN AYŞE ERKMEN’İN İŞİ EPEY ÖN PLANDAYDI BENCE.

Çok keyif aldığım ve zorlu bir süreçti diyerek özetleyebilirim. 10 yılın sonunda küratörü değiştirme kararı alan Frieze’den, yeni bir vizyon ihtiyacı duyması nedeniyle davet aldım. Benim en güçlü projelerim hep bana açık davet sunulmasıyla ortaya çıkmıştır. Hemen hemen her projemde küratoryel ve yönetim özgürlüğümün olması ile tahmin edilenin ötesinde, beklentileri de aşan sonuçlar elde ettim şimdiye kadar. Frieze Sculpture sergisi de bu yılın en iyi sergisi olarak konuşuluyor. Bu duruma gelmemde detaylı bir araştırma süreci ve Regents Park ile kurduğum yakın ilişki önemli bir rol oynadı. Tamamen farklı bir seçki ve sergi sunduk, bu noktada sanatçıları seçerken heykel mefhumunun genişletilmiş üretim alanlarına odaklanmam en elzem dönem noktasıydı diyebiliriz. Bu yıl birçok ilki gerçekleştirdik. Sergi için -Ayşe Erkmen’in Model for a Moss Column gibi- mekana özgü üretilen işlerin yanı sıra heykel kavramını sorgulayan eserlere yer verdik. Bu yıl ayrıca ilk kez bir ses enstalasyonu yer aldı seçkide… Ve konuşmalardan oluşan kamuya açık bir program geliştirdik ve sesli sergi kataloğunda sanatçıların kendi sesleri ile paylaştığı düşüncelerine yer verdik. İlk halka açık küratör turları gerçekleştirdik ki bunların yarısı Night Walks olarak gece park kapandıktan sonra gerçekleşti. Frieze Sculpture, Frieze fuarının halka açık ve ücretsiz düzenlediği tek etkinlik. Her yıl 800 bin ila 1 milyon kişinin ziyaret ettiği bir sergi. Programlarımızla ve turlarımızla bunu daha da kamuya açık hale getirdiğimizi düşünüyorum.

OXFORD ÜNIVERSİTESİ MATEMATİK ENSTİTÜSÜ’NDE CONRAD SHAWCROSS’UN 40’A YAKIN HEYKELİNİN YER ALDIĞI SERGİNİN KÜRATÖRLÜĞÜNÜ GERÇEKLEŞTİRDİNİZ. ÖZELLIKLE MEKAN VE İŞLERİN İLİŞKİSİ ÇOK ETKİLEYİCİ DURUYOR VE PRATIĞİNE AŞİNA OLDUĞUM BİR SANATÇI DEĞİLDİ. BİRAZ BU SÜRECİ VE DEVAMINI AÇABİLİR MİSİNİZ?

Oxford Matematik Enstitüsü Oxford Üniversitesi’nin tüm kolejlerinin matematik öğrencilerini bir arada barındıran bir kurum. 10 yıl önce matematikçilerin tüm ihtiyaçları göz önüne alınarak tasarlanan ve açılan bu bina, Fermat’in ünlü teoremini yüzyıllar sonra açıklığa kavuşturan Andrew Wiles’a atfedilmiş. Andrew Wiles’in benim kariyerimde oldukça büyük bir rolü oldu aslında. Yıllar önce lisedeyken karşıma çıkan Fermat’in çözülmemiş teoremi, matematik okumamın altında yatan en önemli sebeplerden biridir. Lise yıllarında matematiğe ve satranca çok meraklıydım. Amacım bu çözülmemiş problemi açıklığa kavuşturmak ve Fermat’in İsviçre bankasında her yıl büyümekte olan mirasını almaktı. Ne yazık ki 1997 yılında Andrew Wiles teoremi geçersizliğini kanıtladı, benim de yeni bir alanda arayışım başladı. Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü sıralarından yirmi kusur yıl sonra, Oxford Matematik Enstitüsü’nde sergi açmış olmanın benim için çok ayrı bir yeri var. Sanki içinde var olduğum ve dilini anladığım iki dünya bir araya gelmişti. Conrad Shawcross uzun zamandır eserlerini takip ettiğim bir sanatçıydı, kendisiyle tanışmamız Liverpool Bienali’nde olduğum süreçte gelişti. Shawcross geometri, felsefe alanlarında oldukça donanımlı bir sanatçı, bunu eserlerinde birebir görebiliriz. Matematik Enstitüsü bize harika bir alan açtı, sergimiz kamuya açık ve ofis alanlarında binanın üç ayrı katında yer alıyor. 24 saat açık olan bir sergi dediğin gibi hem iç mekânda hem dış mekânda sergilenen 40’a yakın işten oluşuyor. Bu sergiyi kümülatif kurguladık ve yanı sıra organize ettiğimiz matematikçilerden, kuantum fizikçilerinden, filozoflardan, sanatçılardan ve küratörlerden oluşan bir dizi konuşma gerçekleştirdik. Her konuşma döneminde ya sergiye yeni bir iki iş kattık ya da var olan eserlerin yerlerini değiştirdik. Gördüğü yüksek ilgi nedeniyle sergiyi 9 ay daha uzattık. Haziran 2024 sonuna kadar sergimiz görülebilir ve Sir Roger Penrose, Carlo Rovelli, Emma Ridgway, Liliane Lijn, Marcus du Sautoy, Maya B. Kronic gibi isimlerle yaptığımız konuşmalar Matematik Enstitüsü’nün YouTube kanalından izlenebilir. Şu sıra bu serginin kitabı üzerine çalışıyorum, Archivorum desteği ile kitabımız Haziran 2024’te İsviçre’deki Art Basel’da tanıtıma çıkacak. Küratoryel olarak Matematik öğrenimi hep hayata geçirdiğimizi düşünüyorum ama böylesi bir buluşma henüz gerçekleşmemişti. Hayat bazen döngüler kuruyor etrafımızda ve onu ancak yıllar sonra görebiliyoruz.

FRANK’TEN BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

FRANK, Pandemi döneminde iki sanatçı tanıdığım Anne Hardy ve Lindsay Seers ile kurmuş olduğum, İngiltere sanat dünyasında daha adil bir düzen niyetiyle başlamış olan bir oluşum. CIC (Community Interest Company) olarak, İngiltere’nin sanat kurumlarından, kamusal ve özel sanat destek fonlarından, ticari galerilerden ve sanatçılardan üyelik üzerinden destek alan bir kurum. Türkiye’de olduğu gibi İngiltere’de de sanatçılar çok düşük ücretlerle ve haksız koşullar altında çalışmak durumunda kalıyorlar. Haklı pratik olarak çevirebileceğimiz Fair Practice, sadece sanatçıların ödenekleri değil aynı zamanda çalışma koşulları, temsilleri ve kontratlarını da içine alan bir pratik. Şu sıra üç farklı proje üzerinde çalışıyoruz: Prensipler ve onları gerçekleştirme metotları, kavramsal haklı pratik hesap makinesi ve sanatçı/ sergi anketi. Bu üç aracın günümüz kurumsal pratiğini dönüştürmesini amaçlıyoruz. Haksızlıklar beni hep etkilemiştir, pandemi sonrası beklemek yerine harekete geçmeye karar verdim. Hak ile olan ilişki ailemde de var, şöyle ki kardeşim Funda Üstek uluslararası alanda gig ekonomisinin haklı pratiği üzerine araştırma görevlisi ve proje sorumlusu olarak Oxford Üniversitesi Internet Enstitüsünün Fair Work oluşumunda çalışıyor. Onun ele aldığı konu global ölçekteki işçi olma durumu.

BU ARADA BEN ÜYE OLMAYI DENEDİM ÇOK İLGİMİ ÇEKTİ AMA ÖDEME SEKMESİNDE İLERLEYEMEDİM SANIRIM İNGİLTERE’DE YAŞIYOR OLMAK GEREKİYOR.

FRANK sadece İngiltere’deki sanat dünyasını geliştirmeye odaklı. Tabii ki her ülkeden destek alabiliriz ama İngiltere’de yaşayan sanatçıların, aktif olan sanat kurumları ve galerilerin daha çok fayda sağlayabileceği bir durum söz konusu. Yine de destek olmak istersen çok seviniriz. Sanatçılardan çok cüzi bir üyelik payı istiyoruz. Bu paylar sanat kurumları, galeriler ve özel kurumlara göre değişiyor. Ödenek paylarını hesaplarken, kurumların boyutu, çalışan sayısı ve yıllık harcamasını da göz önünde bulunduruyoruz.

GELECEK TAKVİMİNİZ NEDİR? TÜRKİYE’YE DÖNÜK PLANLARINIZ VAR MI?

Türkiye’de 2023 başından beri Kahve Dünyası’nın desteklediği Yan Köşe projesinin seçici kurul başkanlığını yapıyorum. Şu sıra yeni projeyi seçmek için çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanında henüz başka bir çalışma planlamıyorum ama görüştüğüm birkaç kişi ve kurum mevcut. Türkiye’de proje yapmayı isterim ama bütçe ve altyapının oldukça güçlü olması gerekiyor.