KOPENHAG POSTER KÜRASYONU

  • 173 SHARES

Orijinal ve az bulunan posterleri Curated Copenhagen’da bir araya getiren Kopenhaglı kız kardeşlerden Rikke Israelsen, iş serüvenlerini anlatıyor.

Yıllarca birlikte bir şeyler yaratmanın hayalini kurarken, birkaç sene önce ben doğum iznindeyken kız kardeşim Mille, Danish School of Design’dan mezun olmuştu. Böylece ikimiz için de doğru zamanı yakaladık. Kız kardeşim ile birbirimizi çok iyi tanıyoruz ve bence dengeli bir hayat sürmenin en önemli şartlarından biri, etrafını seni anlayan insanlarla çevreleyip, sevdiğin işi yapmak. Şimdi Curated Copenhagen’ı istediğimiz seviyeye getirdiğimiz için, iş-özel hayat arasında dengeyi sağlayabildiğimiz, daha kısa ama efektif çalışma saatleri uyguladığımız ve her anın tadını çıkarmaya yönelik bir anlayış yakalayabildik. Şirketimiz için stratejimiz ise gitgide daha fazla büyümek değil. Kendimize sevdiğimiz işi daha çok yapıp, enerjimizi alan şeyleri azaltmaya yönelik bir plan çiziyoruz. İş için yaşamaktansa, idealimiz istediğimiz hayatları destekleyecek bir kariyere sahip olmak.

20 ayrı müze ve galeriyle iş birliği

Instagram üzerinden vintage sanat kitapları ve sergi posterleri satacağımız minik bir butik açtık. Birkaç ay içerisinde National Gallery of Denmark ile iletişime geçerek onların eski sergi posterlerinin kürasyonunu üstlenip, satmak üzerine bir iş birliğine girdik. Bu ortaklık bize şu an 20 müze ve galeriyle çalışma şansı tanıdı. Tasarım özelindeki formasyonlarımızın ise bu hızlı büyümede payı büyük. Moda endüstrisinde 10 yıllık bir deneyimim var dolayısıyla kreatif tüm akım ve trendleri göz önünde bulundurarak kürasyonu geliştirmek benim için çok doğal bir süreç halini aldı. Mille ise bir iç mimar olduğu için, sanata karşı hem görsel hem de analitik bir yaklaşım benimseyebiliyor. Onun için, posterlerdeki kompozisyon renk ve tipografi mutlaka birlikte anlam ifade etmeli. Güncel bir dekorasyona ayak uydurma becerisine sahip zamansız, ilginç ve olmazsa olmaz işleri bulmaya gayret ediyoruz. Tüm posterleri kendimiz çerçeveliyor, sade meşe çerçeveleri ise yalın ve İskandinav bir görünüm verdiği için tercih ediyoruz.

Aileler aracılığıyla yapılan keşifler

Posterleri nereden bulduğumuza gelince, şu aşamada birçok farklı şehirdeki galeri ve müzelerle çalıyoruz. Çoğunlukla, kendimizi arşivlerini inceleme şansı veren müzelerin bodrum veya çatı katlarında buluyoruz. Aynı zamanda birlikte çalıştığımız koleksiyonerler, nadir bulunan parçaları seçkimize eklememizi mümkün kılıyor. Ama bütün bu ortaklıklardan bizi en çok etkileyen yaşamını kaybeden Danimarkalı sanatçıların ailelerinin bizimle iletişime geçmesi. Bir matematikçi olan Sak Ebbesen’e ait inanılmaz resimler sattık, aynı şekilde tüm hayatını resme adamış Hans Berg ve Harry Wendt’e dair işleri de aileleri aracılığıyla keşfettik. İskandinav ülkeleri için en önemli çağdaş sanat fuarlarından Chart Art Fair’i ise her sene ziyaret edip, Nordik galerilerden eserler ile seçkimizi genişletmeye çalışıyoruz.

Bu işin bir matematiği yok

Sonuçta poster biriktirip satan ilk oluşum değiliz. Gerçekten önemli olan, etrafımızı bağ kurduğumuz ve bizi mutlu eden eserler ile çevreleyip, insanlara da bunu aşılamak. Genellikle posterlerin ünlü sanatçılara ait olup olmadığından ziyade, orijinal bir baskı seçerken, bağ kurma meselesine öncelik veriyoruz. Tabii ki, tarihli, numaralandırılmış ve imzalı bir poster bulmak da hikayesini üstünde taşıdığı için harika ama bu seçkimizde yer almak için tek koşul değil. Resim, çizim ve sergi posterleri gibi farklı medyumlardan işleri bir arada sunmayı seçiyoruz. Tüm sattığımız işlerin birbirini tamamladığını ve satın alanların koleksiyonunu da zenginleştirdiğini düşünüyoruz. Müşterilerimiz de genelde seri üretimden ziyade, her şeye ulaşımın kolay olduğu bu dönemde, bir hikayesi olan nadir parçalara sahip olmak istiyorlar. Bu yüzden seçkiyi sadece sergi posterleri ile sınırlı tutmayıp, bazen, daha önce belirttiğimiz gibi şu an hayatta olmayan sanatçılara yeni bir hayat sunmak adına, orijinal resim ve çizimlerden en çok ilgimizi çekenleri de satışa sunuyoruz. Genellikle sanatçıların aileleri bizimle iletişime geçiyor ya da biz galerileri keşfederken veya koleksiyonerlerin arşivlerini karıştırırken bu tip eserlere rastlıyoruz. Çoğunlukla enteresan yapıya sahip soyut formlu ve harika renkli işlere yakın hissediyoruz.

Arada kendime sakladığım da oluyor

Sattığımız her parçanın bir hikaye taşımasını önemsiyoruz. Bu yüzden bazen seçkiden bir parçayı kendime saklamayı seviyorum. Özellikle Danimarkalı sanatçı Rasmus Nelleman’a ait bir posteri kendime ayırdığım için çok mutluyum çünkü çok güzel olmasının dışında, çalıştığımız ilk müzelerden birine ait oluşu ve sanatçıya dair kalan stoğun hepsini almamız onu özel kılıyor. Bir yıl önce posterlerin tümünü satmamıza rağmen, hala her hafta bu eser ile ilgili istekler alıyoruz. Bu yüzden postere sahip olmak beni gururlandırıyor, yeni eserler bulmak için beni motive ediyor.