GEÇMİŞ, ŞİMDİ VE GELECEK

  • 41 SHARES

500 proje, 50’den fazla ülke ve 6 kıtanın kesişim noktasındaki London Design Biennale, sosyal mecraların hitap ettiği geniş kitlelere sürdürülebilirlik mesajını iletiyor.

Kontrolsüz artan nüfus, tüketim ve üretim arasındaki arz talep dengesizliği derken ekolojinin kendi içerisindeki doğal döngüsü tahrip edilmiş durumda. Birçok bilim insanının ve araştırmanın işaret ettiği tek bir nokta var; iklim krizi ve çevre sorunları için majör adımlar atılmadığı sürece yaşanacak bir planet sadece hayalden ibaret. Paris İklim Anlaşması gibi evrensel sempozyumların etkisini tartışmamak ile birlikte çevrenin kendi düzenine uyum sağlayan tasarımların tesirini de es geçmemeli.

Tasarım sözcüğünün özünde estetikten ödün vermeden- ki bu arada subjektivist bir yaklaşım benimsediğimizi belirtelim- hayatlarımızı kolaylaştırma düşüncesi yatıyor. Öte yandan son yıllarda tasarımlar karşımıza doğaya uyumlu olma özellikleriyle de çıkıyor. Bir diğer deyişle, objelerin üretim ya da kullanım alanlarında geri dönüştürülebilir nosyonlara ya da bazı sertifikasyonlara sahip olmaları etik bir değer olarak kabul ediliyor. 27 Haziran’a kadar gösterimde olan London Design Biennale ise tam bu noktada günümüz dijital çağının dinamiklerinden yararlanarak çevre sorunlarına odaklanırken, kültürler arası bir bağ kurmanın notlarına değiniyor. Özellikle sosyal medya ile bireylerin ulaşabileceği geniş kitleleri baz alan tema, böylece insan davranışlarını olumlu yönde etkileme ve toplumları yönlendirme yollarını arıyor. Bienal, tasarımcıların geçtiğimiz son on sene içerisinde özellikle üzerinde durduğu yenilenebilir enerji teknolojileri, elektrikli aletler, akıllı ürünler gibi tasarım fenomenlerinin gelecek bağlantılarına odaklanılıyor.