EVİM BENİM MABEDİM

  • 60 SHARES

Hepimiz “bedenim bir tapınaktır” sözüne aşinayızdır. Buna rağmen evlerimizin de tapınak olduğu düşüncesi pek yaygın değildir. Fakat bu görüş̧, artık değişmişe benziyor.

Yazı ELMON PEKMEZ VE NÜKHET BOZ

Dini bir anlamda değil ama ruhsal manada bizim için kutsal olan yerleri çoğu zaman evimizin dışındaki yerler olarak görürüz. Cami veya kilise de birileri için öyle bir anlam taşıyabilir elbette. Ve aynı şekilde deniz veya ziyaret etmeyi sevdiğimiz başka bir suya yakın yer, yerel bir park veya ormanlık alan da olabilir. Bu listeye aynı zamanda tiyatrolar, favori kafemiz, restoranımız ve sokağın köşesindeki bir bar da eklenebilir. Hepimizin yaşamlarımızda pillerimizi zihinsel, fiziksel ve duygusal olarak yeniden şarj etmemize yardımcı olacak yerlere ihtiyacı var. Biz iki mimar olarak, çok uzun zamandır evlerimizin bu yerlerden biri olması gerektiğine ve onlara buna göre davranmamız gerektiğine inanıyoruz.

Dünyanın çok kolay bir şekilde atlatamadığı karantina dönemi, bize gerektiğinde sığınabileceğimiz birden fazla yere sahip olmamız gerektiğini gösterdi. Eğer farklı bir bakış açısından bakarsanız, kalıcı erişim anlamında tek bir noktaya güvenmemiz zor, dolayısıyla yedeklere ihtiyacımız var. Ve kesinlikle evlerimizde bir sığınak duygusu yaratabilmemiz gerekiyor. Evlerimiz -ve sahip olacak kadar şanslı olanlar için bahçelerimiz- zamanımızın büyük çoğunluğunu geçirdiğimiz yer olarak kalacak.

Ev kavramı, insanlık tarihinin başlangıcından beri büyük bir anlam taşımıştır. İlk insanlar için ev, fiziksel bir barınaktan çok daha fazlasını ifade ediyordu. İlk çağlarda, insanlar doğanın sert koşullarından korunmak için barınaklara ihtiyaç duydular. Mağaralar, çalı ve ağaç dallarından yapılan kulübeler gibi ilkel yapılar, temel ihtiyaçları karşılamak amacıyla inşa edildi. Bu yapılar sadece fiziksel bir koruma sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda topluluğun bir araya geldiği, sosyal ve ritüel aktivitelerin gerçekleştirildiği mekanlar olarak da işlev görüyordu. Aslında ev, bu dönemde de bir mabet gibiydi; aile ve topluluk hayatının merkeziydi.

Sonrasında Antik çağlarda ev kavramı daha da gelişti. Mezopotamya, Antik Mısır, Yunan ve Roma uygarlıklarında evler, ailelerin günlük yaşamını sürdürdüğü yerler olmanın ötesinde, tanrılara adanmış alanlara da sahipti. Evlerin içinde küçük tapınaklar bulunur ve burada evin koruyucu tanrılarına dualar edilirdi. Orta Çağ’daki evlere baktığımızda, özellikle Avrupa’da, yaşanılan evler daha kapalı ve korunaklı yapılar haline geldi. Şatolar ve surlarla çevrili kasabalar, güvenlik ihtiyacının artmasıyla birlikte inşa edildi. Evlerin içinde aynı zamanda, dini inançlar da önemli bir yer tuttu. Bu dönemde de ev, ruhani bir anlam taşımaya devam etti.

Ev kavramında asıl değişim, Sanayi Devrimi ve modernleşme ile başladı. Kentleşmenin artması, apartman daireleri ve seri üretim konutların ortaya çıkması, evlerin fiziksel ve sosyal yapısını değiştirdi. Ancak, evin bir mabet olarak algılanması tamamen ortadan kalkmadı. Aksine, modern dünyada ev, bireysel mahremiyetin ve aile değerlerinin merkezi olarak önemini korudu. Teknolojinin gelişmesiyle, evler sadece barınma alanı değil, aynı zamanda iş, eğitim ve eğlence merkezleri haline geldi.

Bugün, ev kavramı hala çok yönlü bir anlam taşıyor. Bir yandan modern yaşamın getirdiği yoğun tempo ve stres, insanların evlerini bir sığınak olarak görme eğilimini güçlendiriyor. Diğer yandan, evde geçirilen zamanın artması ve evden çalışma gibi yeni yaşam biçimleri, evin işlevselliğini daha da çeşitlendirdi. Ev, her bireyin kendi tarzını yansıttığı ve kendi zevkine göre dekore ettiği bir alan/mabet oldu.

Tekrar geri dönelim Covid-19 pandemisine… Pandemiyle evlerin işlevi ve anlamı daha da çeşitlendi. Evler artık sadece fiziksel bir barınak değil, aynı zamanda kişisel ifadelerin yansıtıldığı yaşam alanları haline gelmişti. Bu dönemde evde geçirilen zamanın artması, insanların yaşadıkları mekanları yeniden değerlendirmelerine ve daha yaşanabilir hale getirmelerine sebep oldu. Ev, sadece bir sığınak olmanın ötesinde, bireylerin günlük yaşamlarını sürdürdüğü, çalıştığı, eğitim aldığı ve dinlendiği çok işlevli bir alan haline geldi. Bu bir çeşit devrimdi de.

Birçok insan için stres ve belirsizliği getiren bu milat taşı, evlerin ruhsal ve fiziksel sağlığı korumak için iyi bir sığınak olduğu fikrini sabitledi. İnsanlar, evlerinde spor yaparak, meditasyon ve yoga gibi aktivitelerle stres yönetimi sağlayarak ve hobilerine zaman ayırarak kendilerini rahatlatmaya çalıştılar. Ev, bir nevi terapi merkezi işlevi de gördü diyebiliriz.

Peki evinizin dekorasyonu, bu noktada nasıl bir önem taşıyor? Evimizin içinin neye benzediği, ruh halimizi ve genel yaşam kalitemizi doğrudan etkileyen önemli bir faktör. Renkler, mobilyalar, aydınlatma ve aksesuarlar gibi dekoratif unsurlar, bir mekanın atmosferini belirler. Araştırmalar, iyi dekore edilmiş, kişisel zevkleri ve ihtiyaçları yansıtan bir yaşam alanının, bireylerin psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermekte. Bu nedenle, insanlar evlerini daha çekici ve huzurlu hale getirmeye özen gösteriyorlar. Her birey, evini kendi zevkine ve yaşam tarzına göre döşeyerek, kişisel kimliğini ve değerlerini yansıtıp, kendi ifade biçimini ortaya koyuyor. Evde geçirilen zaman arttıkça, bu ifade biçimi daha da önem kazanıyor ve neredeyse birçok kişi için bir hobi haline geliyor.

Modern dekorasyon anlayışı, estetik unsurların yanı sıra işlevselliğe ve konfora da büyük önem veriyor. Örneğin gittikçe yaygınlaşan uzaktan çalışma ve eğitimi ele alalım… Evlerin işlevselliğini artırma ihtiyacı, ergonomik mobilyaları, çok amaçlı alanları ve akıllı ev sistemleri gibi çözümleri, yaşam alanlarını hem estetik hem de kullanışlı hale getiriyor. Bu dönüşümü eviniz için bizim gibi mimarlar da yapabilir, sosyal medya da. Hayır, yanlış okumadınız. Sosyal mecraların hayatımızda oynadığı o büyük rol, burada da kendini gösteriyor. Sosyal medya platformları, ev dekorasyon trendlerinin yayılmasında önemli bir rol oynuyor. Instagram, Pinterest ve YouTube gibi platformlar, kullanıcıların dekorasyon fikirlerini paylaşmalarına ve ilham almalarına olanak tanıyor. Bu platformlar aracılığıyla yayılan trendler, ev dekorasyonuna verilen önemi ve bu alandaki yenilikleri hızla yaygınlaştırıyor.

Ev dekorasyonu konusunda son yıllarda artan bir başka eğilim de sürdürülebilirlik ve doğa ile uyumlu yaşam alanları oluşturmak. Geri dönüştürülebilir malzemeler, doğal bitkiler ve enerji tasarrufu sağlayan çözümler, modern ev dekorasyonunun önemli unsurları haline geldi. Bu yaklaşımlar hem çevreye duyarlılığı artırıyor hem de daha sağlıklı ve dengeli yaşam alanları yaratıyor.

Evler artık sadece bir sığınak değil, aynı zamanda estetik ve işlevselliğin buluştuğu, kişisel ifade ve yaratıcılığın yansıtıldığı yaşam alanları. Dekorasyon ve güzelleştirme çabaları, insanların evlerine verdiği önemin ve bu mekanları daha yaşanabilir hale getirme isteğinin bir göstergesi.

Son olarak başka bir bakış daha ekleyelim görüşünüze; evinizdeki sanat eserlerini ve diğer süs eşyalarını inceleyin. Sizi ve hayatınızı yansıtıyor mu? İleriye doğru gitmek istediğiniz yolculuğu sembolik olarak destekliyor mu? Evinizin huzurlu ve mutlu olmasını istiyorsanız, her gün baktığınız sanat eserleri bu duyguları uyandırıyor mu? Fırtınalı senaryoları veya üzüntüyü tasvir eden sanat eserlerinin daha neşeli sahnelerle değiştirilmesi daha iyi olabilir. Genel olarak evlerimizin sembolik olarak neşeyi, sağlığı, sevgiyi, şefkati ve kendimiz ve sevdiklerimiz için dilediğimiz diğer tüm güzel şeyleri temsil etmesini istiyoruz. Bir kapıdan içeri girdiğimizde, mekanın bizi canlandırdığını hissetmek isteriz. Bu nedenle, evinize girdiğinizde ve odadan odaya dolaşırken nasıl hissettiğinize dikkat edin. Evinizin herhangi bir bölümünün enerjiniz üzerinde sürükleyici bir etkisi varsa o zaman bu ipuçlarından bazılarını uygulamanın zamanı gelmiş olabilir.

Ve evet. Nihayetinde evlerimiz, bizim biricik mabetlerimizdir.