Sakİn Rota Arayanlara

  • 10514 SHARES

Bir yandan sakinlik, öte yandan patikalarda ve uçurum kenarlarında maceralı yürüyüşler; mükemmel bir deniz ve yemekler… Folegandros, bu tatil senaryosu için biçilmiş kaftan. Yazı Beran Toksöz

Yunan adalarını keşfetme seyahatlerinden birini gerçekleştirirken, 2009 yılında yolum Milos’tan sonra Güney Kiklad’daki bir başka ada olan Folegandros’a düştü. Topu topu 32 kilometrekare olan bu adayı, 2000’li yıllarda gittiğim Selanik’teki Philoxenia turizm fuarında gözüme kestirmiştim; Yunan adalarına ayrılmış bölüm en çok ilgimi çeken yerdi, o zaman adalar hakkında kendimi fazlasıyla geliştirmeye ve rotalar çizmeye başlamıştım. 2009’da kendimi Folegandros’ta bulduğumda, adanın yerlisiymiş hissine kapılıp her sene hiç aksatmadan gitmeye başladım.

folegandros5

Bu eşsiz küçük adaya gitmek bildiğiniz popüler Yunan adalarına ulaşmak kadar kolay değil. Gitmek isteyenler için üç farklı ulaşım opsiyonu var. Birincisi, Atina’nın Pire limanından hızlı feribotla yaklaşık beş saatlik yolculuk (ki bu sefer Ağustos aylarında rüzgar ve dalgadan dolayı biraz yorucu ve zorlayıcı olabiliyor); ikincisi, Atina aktarmalı Milos veya Santorini’ye uçup, oradan bir saatlik hızlı feribot. Bu iki seçenek de sefer saatlerinden dolayı ciddi zaman kayıpları yaşatabiliyor. Üçüncü opsiyon ise benim de bu sene ilk defa denediğim, Atina üzerinden helikopter transferi. Diğerlerine göre çok daha pahalı gözükse de, gidiş ve dönüşte neredeyse 2 gün kazandırıyor.

folegandros6

Folegandros, dışarıdan bakıldığında çok basit görünüyor; ada volkanik oluşumundan dolayı fazla yeşillik barındırmıyor. Tek limani Krovatassis’ten başlayıp Ano Meria’da biten 9 km’lik  daracık bir yola ve bu yol üzerinde yalnızca üç yerleşkeye sahip. Benim için Folegandros’un en büyülü tarafı da işte bu noktada başlıyor. Toplam 760 kişinin yaşadığı adada, daha ilk günden yerli veya yabancı herkesle sosyalleşiyorsunuz. Geceleri gidilebilecek tek merkez olduğundan, gündüz gördüğünüz kişilerle tekrar karşılaşıyorsunuz. Aslında söz konusu merkez Hora’yı küçümsememek lazım. Bugüne kadar Yunan adaları arasında gördüğüm en ilgi çekici ve geleneksel yer. Trafiğe kapalı, begonvil ve limon ağaçlarının süslediği, irili ufaklı dört adet meydanın birbirine bağlanmasıyla ortaya çıkan hayat dolu bir alan. Hora, 300 metre yükseklikteki bir uçurumun kenarına kurulu; 13. yüzyıldan kalma tarihi Kastro bölgesini de kapsıyor. Dar sokakları olan şehir merkezinde, Adanın ilk yerleşim alanı olan Kastro daha da dar sokakları, iç içe geçmiş evleri ve yüksek rıhtlı merdivenleriyle gördüğünüzde özgünlüğünü hemen belli ediyor. Kastro, muhakkak görülmesi gereken yerlerden. Yunan adalarının belki de en ilgi çekici manzaraya sahip kilisesi olan Panagia da Folegandros’te yer alıyor. Zigzag bir yolla Hora’nın içinden çıkılan bu kilisenin hem kendisi şahane bir fotoğraf daveti sunuyor, hem de kiliseden Hora ayrı bir güzel gözüküyor.

folegandros2

Folegandros, 1566 yılından 19. yüzyıla kadar Osmanlı İmparatorluğu himayesinde kalmış. Daha sonra, çoğu çevresinin uçurumlarla çevrili oluşu, yaşam şartlarının zorluğu ve engebeli arazi yapısı yüzünden ada yıllar boyunca sürgün yeri olarak kullanılmış. 1940’larda Yunan politik ve düşünce suçlularının sürüldüğü adanın nüfusu o zamanlarda 4 bine yakın olarak, şimdikinin neredeyse 5 katıymış. Almanya, İkinci Dünya Savaşı sırasında adayı belli bir süre işgal ettiği günlerde, yaşayanların kültür seviyelerinin yüksekliğinden dolayı hiç kimseye karışmamış ve ada sakinleri günlük yaşantılarına kaldıkları yerden devam etmişler.

Ada halkı zaman içinde kendi yollarını inşa ederek, toplamda 500 km uzunluğuna ulaşan patikalarla adayı adeta ağ gibi örmüş. Şimdi bu patikalar, turistler için trekking ve hiking cenneti gibi. Her kuytu köşeye bu patikalar sayesinde kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz ve canınız nerede isterse anında denize girebilecek bir yer buluyorsunuz. Fakat bence biraz lüks gibi görünse de kaldığınız süre boyunca muhakkak araba ve de atv kiralamalısınız. Zira keşfe müsait sizi bekleyen pek çok gizli şapel veya bakir koylar mevcut. Bitmek bilmeyen Offroad patikalar da cabası. Adanın bir ucundan diğer ucuna atv ile gitmek, yaklaşık 12 dakikanızı alıyor ve bahsettiğimiz ana yoldan sapılabilecek birçok gizemli patika yol bulunuyor. Yıllardan beri gitmeme rağmen hala yeni keşiflerim oluyor.

folegandros8

Denize girmek için birçok plajla karşılaşacağınız adada, plajların neredeyse hiçbiri organize edilmiş değil, hepsi bakir. Çoğunda çıplaklık serbest. (Gerçekçi olmak gerekirse çıplaklarla ilgilenen bir kesim de yok.) Yanınızda hep su, havlu ve şemsiye taşımanız yararınıza olacaktır çünkü beyaz taşlarla kaplı bu plajlarda yansıma ve sıcaklık maksimum düzeyde olduğundan, güneşin etkisini hayli kuvvetli hissedebilirsiniz. Adayı çevreleyen plajlara ulaşabilmek için patikaları kullanabiliyorsunuz ya da atv’lerinizle belli bir yere ilerleyip sonra yürüyorsunuz. Limandan en meşhur plaj Katergo’ya; Agali koyundan ise Agios Nicolas ve Livadaki plajlarına, ufak balıkçı teknelerinin düzenlediği seferlerle gidebiliyorsunuz. Seferler sıklıkla düzenleniyor fakat son dönüş seferini kaçırmamaya dikkat edin, yoksa ıssız plajda gecelemek zorunda kalabilirsiniz. Bahsettiğim bu üç plajdan sadece Agios Nicolas’ta yemek yiyebileceğiniz bir yer var.

folegandros4

Blue Sand Hotel

Tahmin edileceği üzere, bu kadar kayalık ve sarp yüzeye sahip adada hayvancılık balıkçılığın önüne geçmiş vaziyette. Güzel balık yemek için özel adresleri bilmeniz ve bazen önceden sipariş vermeniz gerekiyor. Rofoz balığından bize özel hazırlanan kakavia (bir tür balık çorbası) seyahat tarihi yaklaşırken hep rüyalarıma girmeye başlıyor! Sadece kakavia için bile Folegandros’a gidebileceğimi de itiraf edeyim. Eğer denemek isterseniz, orfoz familyasına mensup rofozlu kakavia’yı  ilk sıradan öneririm. Özellikle Blue Sand otelinin hemen arkasındaki küçük restoranda…

Adadaki yemek kültürünün lezzetine tanık olduğunuzda çok şaşıracaksınız. Keçi eti, mutfakta en çok rağbet görenlerden. Limon soslu keçi eti; tavşan yahnisi; sorouto’lu (yumuşak keçi peyniri) salata; domates soslu veya horoz etli kalın erişteye benzeyen matsata; karpuzdan yapılan karpuzenia tatlısı, adaya has denenmesi gereken tatlardan. Balık ızgara için Agali koyundan yürüyerek gidebileceğiniz Agia Nicolas koyundaki Paris’le Takis’in salaş Papagalos restoranına; erişte için Ano Meria’daki Maria’nın yerine; keçi eti ve daha birçok enteresan yemek için Hora’daki restoranlara gitmelisiniz. Gerçekçi olmak gerekirse bu adada yenen herşey ayrı bir lezzetli.

folegandros3

Ada yaşamının en keyifli yanı, sabah güzel bir kahvaltının ardından, rüzgar nereden esiyorsa tam tersine doğru hareket etmek. Kiklad Adaları’nda genelde yaz boyunca rüzgar kuzey ve kuzeybatı yönünden estiği için, güney ve güneydoğu plajları daha çok tercih edilenler. Konumu sebebiyle ada tekne rotalarının da uğrak yeri değil. Haliyle, su altı görüş mesafesi ve berraklık çok tatmin edici. Yüzme ve yürüme meraklısıysanız, yarı sert bir deniz ayakkabısı, el paletleri, gözlük ve şnorkelinizi yanınıza alarak, patikalardan, sarp kayaların arasından tırmanışa geçip, geri dönüşün ve ilerlemenin mümkün olmadığı bir yerden de kendinizi denize bırakıp tekrar başladığınız yere dönebilirsiniz. Kuzeyde uçurumlar 300 metreyi bulsa da, güneydeki bölümler atlayışa müsait. 10 ila 20 metre arasındaki yükseklikte olan birçok nokta bulabilirsiniz. Hatta yanınıza su geçirmez bir fotoğraf makinesi alırsanız, atlayış maceralarınızı görselleştirebilirsiniz. Bir diğer aktivite de, elbette plaj tenisi -ya da diğer adıyla matkot. Her plajda ahşap raketlerin sesini duymanız gayet olağan. Adayla ilgili sevdiğim bu rutinlerin yanında bir alışkanlığım daha var; fiyatı 10 euro olan şişme yastıklı katlanabilir hasır havlulardan almak. Plajlardaki yer yüzeylerinden korunmanın en iyi ve ucuz yolu.

Folegandros, sakinlik, müthiş bir deniz ve “kararında” bir gece hayatı arayanlara. Yüksek sesle müzik duyma ihtimaliniz yok. Konaklama imkanlarının kısıtlılığından, ada hiçbir zaman aşırı kalabalık olmuyor. Adanın en popüler sezonu, temmuz ve “İtalyan istilası” diye adlandırdığımız ağustos aylarından ibaret. Biz sabah kalktığımızda koşturarak denize ulaşabilmek ve geceleri dalga sesiyle uyuyabilmek için Agali koyundaki Blue Sand otelini tercih ediyoruz. Üç kardeş tarafından işletilen 17 odalı bu şık butik otelde, oda numaralarımız bile sabitleşti; 108 ve 109’dan vazgeçmiyoruz. Son olarak, yolculuktan önce yanınıza nakit parayı fazla almanız gerektiğini ekleyeyim, keza adada banka yok ve 2 adet atm var. Bazı yıllar ada sakinlerine borçlanarak döndüğümüz bile oldu benden söylemesi.