OYULAN VE KIRILIP DÖKÜLEN DÜNYA İÇİNDE

  • 38 SHARES

“Yabancılar Her Yerde” temasıyla gerçekleşen 60. Venedik Bienali’ni ve Gülsün Karamustafa’nın Türkiye Pavyonu’nda açtığı “Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli” sergisini değerlendiriyoruz.

Röportaj ZEYNEP NUR AYANOĞLU Fotoğraflar İKSV İZNİYLE RMPHOTOSTUDİO

KÜRATÖRÜ NEREDEN TANIYORUZ: 12. İSTANBUL BİENALİ
Küratör Adriano Pedrosa’yı Türkiye’de Jens Hoffmann ile beraber üstlendiği “Isimsiz” başlıklı 12. Istanbul Bienali’nden (2011) tanıyoruz. Pedrosa ve Hoffman sanatla siyaset arasındaki zengin ilişkiyi araştırdıkları bu edisyonda estetik kaygılardan ziyade acil meseleleri öncelemişti. Istanbul Bienali tarihçesine baktığımızda bu durum süregiden küratoryal çizgiye aykırı bir tutum değil. Nitekim Türkiye’nin çağdaş sanat ortamında estetik arayışları toplumsal ve siyasal zemine oturtmak da neredeyse herkesin üzerinde bütünüyle uzlaştığı ortak bir gaye.

İSTANBUL’DAN VENEDİK’E DEVAMLILIK

Küba asıllı Amerikalı sanatçı Felix Gonzalez-Torres’in (1957-1996) çoğunlukla isimsiz bıraktığı yapıtlarını çıkış noktası olarak benimseyen Pedrosa ve Hoffmann 12. Istanbul Bienali’nde Kuzey ile Güney yarımküreler arasındaki tarihsel gerilime odaklanmıştı.1 Yabancılık kavramını Venedik Bienali’ne getirip şehrin ortasına bırakarak yabancıların sahiden her yere “bulaşmasını” sağlayan Brezilyalı Pedrosa “La Bienale”de Güney yarım küreden gelen ve kuir kimliğini açıkça yaşayan ilk küratör olarak tarihe geçti. Istanbul Bienali’ne “Isimsiz” başlığını verirken, bir yandan bienallerdeki yoruma açık, muğlak başlıkları da eleştirdiklerini belirten Pedrosa

kendi sırası geldiğinde hiç de muğlak kalmayan, mesajı açık bir temayı dünya sanat tarihine kazımış oldu: Yabancılar Her Yerde!

YABANCILAR NASIL HER YERDE?

Kuir, yerli ve dışlanan. Pedrosa yabancılık kavramını bu üç kategoriyle açıklıyor. Böylece norm dışı yaşamlar süren, geleneksel sanat çevrelerinin ve akademinin ötesinde konumlanan sanatçılara alan açıyor. Bunların bir kısmı Brezilya’da ve genel olarak Latin Amerika’da “artistas populares” olarak adlandırılan, kendi kendini eğitmiş halk sanatçıları. Avrupa kıtasında bu kategoriye giren pek sanatçı bulunmadığını belirten küratör, özellikle yirminci yüzyıl modernist tarih yazımınca göz ardı edilen, hegemonya- dışı sanatçıları “La Biennale”ye buyur ediyor.1

Dünya tehlikeli ve klostrofobik bir yol ayrımındayken, kapımızı çalan kim diye korku içinde yaşamak yerine, Pedrosa geleneksel norm ve kodları tersyüz edecek bir dil öneriyor. Bu sayede “Batı’nın nihayet merkezden kenara çekilmesiyle farklı antropolojik ve sanatsal dillere alan açılarak gerçek bir sömürgesizleşme süreci devreye giriyor.”1 Bu sömürgesizleşme işleminin küratör için Italya özelinde belirgin bir karşılığı var. Berlusconi hükümeti, kısmen Lampedusa adasına gelen on binlerce Kuzey Afrikalının da etkisiyle, 2008 yılında düzensiz göç konusunda olağanüstü hâl ilan etmişti.2 Bu olay üzerine, bienal küratörlüğünün henüz ufukta görünmediği o dönem Italya’da tamamen “yabancı” sanatçılardan oluşan bir sergi açmayı hayal ettiğini belirten3 Pedrosa tıpkı Istanbul Bienali’nden bu yana takip edebildiğimiz süreklilik gibi, bugün 60. Venedik Bienali’ni tasarlarken yabancılara sınırsız geçit vermekle adeta kendi olağan(üstü) hâlini ilan ediyor.

MEKÂNLAR: GIARDINI VE ARSENALE

Venedik Bienali Giardini ve Arsenale olmak üzere iki ana mekâna yayılıyor. Ana serginin izlendiği merkez pavyon 1895’ten bu yana bienalin ilk ve geleneksel mekânı Giardini’de yer alıyor. 1980’de düzenlenen 1. Uluslararası Mimarlık Sergisi vesilesiyle La Biennale’ye dâhil edilen Arsenale ise sanayi öncesi dönemde günde iki bin kadar işçinin çalıştığı devasa bir tersaneden sanat alanına dönüştürülmüş durumda. Venedik’in ekonomik, siyasi ve askeri gücünün sembolü olan Arsenale 2013’te yirmi yıllığına kiralanan Türkiye Pavyonu dâhil olmak üzere otuza yakın ulusal pavyon barındırıyor.

GÜLSÜN KARAMUSTAFA’NIN TÜRKİYE PAVYONU
Elli yıldan uzun süredir sosyopolitik ve kültürel meselelere eğilen Gülsün Karamustafa Türkiye Pavyonu’nda açtığı “Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli” sergisiyle yıkıcı savaşlar, depremler ve çevre felaketleri karşısında, büründüğümüz suskunluk ve çözümsüzlüğe odaklanıyor. Sanatçının bienal katılımına, 1960’lardan günümüze uzanan külliyatını yeniden değerlendiren, Türkçe ve Ingilizce dillerinde bir kitap da eşlik ediyor.1

İÇİ BOŞ PLASTİK SÜTUN KALIPLARI

Sanatçı sergi açacağı, 12×42 metrelik Türkiye Pavyonu’na girdiğinde kendini Sultanahmet Meydanı’nda gibi
hisseder. Çocukluğundan kalma bir duyguyla Örme Dikilitaş, Yılanlı Sütun, Theodosius Dikilitaşının yükseldiği meydandaki bu üç sütunu farklı bir bağlama taşıyarak yeniden yaratmak istediğine karar verir. “Mimaride istikrarı, ihtişamı, eskimezliği ve zaferi temsil eden, dünyayı çağlar boyu felaket ve savaşlarla tetikte tutan ‘güç’ sembolü sütunları ancak destekle ayakta durabilen içi boş kalıplarla” ikame eder.1 Çin’den çeşitli güçlüklerle ve gecikmeli olarak getirilebilen sütunlar aslen sütun dökmede kullanılan plastik kalıplardan başka bir şey değildir. Işlevinden koparılarak sergilendiği takdirde tam bir kofluk ve boşluk timsali olan bu kalıplar demir konstrüksiyonlarca desteklenmektedir. Içinde yaşadığımız dünyada insan eliyle yıkılan şehirler gibi kadim güç sembolleri de artık ayakta duramamaktadır.

VENEDİK KATMANI, CAM KIRIKLARI, ÜÇ AVİZE
Sanatçı Istanbul’daki kişisel geçmişinden yola çıkarken Venedik’ten neleri dâhil edeceğini de düşünür. Aklına tüm güzelliği ve şaşaasıyla Murano camı gelir; ancak bu malzeme mekâna kendine özgü “canlılığı ve keyfiyle yerleşemeyeceği”1 için onu kullanmanın farklı bir yolunu bulmak ister. Keşif için gittiği Murano’da kendi tabiriyle “cızır cızır” kırık camların bulunduğu konteynırlar görüp elini atar ve kanatır. Kesilen elinin acısıyla canı yanarken bu malzemeyi nasıl değerlendirebileceğini keşfetmiş olur: başı sonu olmayan raylarda duran vagonlar, içlerinde ise cam kırıkları. Buna ek olarak yüklü tarihsel kavgaları içinde üç dini temsil edecek şekilde üç avize yerleştirmek ister. Üç dinin de tapınaklarında bulunan gösterişli avizelerin yaydığı ışık izleyiciye ancak dikenli teller arasından ulaşabilecektir. Sanatçıya göre “ışık adeta nereyi aydınlatacağına karar vermekte” zorlanmaktadır.

ESKİ VE YENİ, KİŞİSEL VE EVRENSEL

Başsız sonsuz raylar, durduğu yerde duran vagonlar, cam kırıkları, kendi başına ayakta duramayan plastik sütun kalıpları, ben buradayım diye bağıran kırmızı demir konstrüksiyonlar ve dikenli tellerle çevrili aydınlatmayan avizeler… Sergide tüm bu unsurlar birleşerek “üzerinde sürekli yer değiştirilen bir savaş alanı” olmaktan öteye gidemeyen günümüz dünyasını temsil eder. Tıpkı “hem yeni hem geçmişle bağlantılı hem son derece kişisel hem de evrensel bir kapsama sahip”3 60. Venedik Bienali gibi, Gülsün Karamustafa’nın mikro- kopyasını yarattığı bu dünya da aynı anda hem yeni ve eski hem de kişisel ve evrenseldir.

1 https://www.labiennale.org/en
2 Jens Hoffmann ve Adriano Pedrosa’nın “Giriş” başlıklı çift dilli küratör metni. https://bienal.iksv.org/i/assets/bienal/ document/12B_JENS-HOFFMAN-ADRIANO- PEDROSA.pdf
3 Marisa Santin ve Lucio Salvatore, “An Interview with Adriano Pedrosa”, Foreigners Everywhere 60. International Art Exhibition Magazine, s. 33.
4 Massimo Bran, “Editorial”, Foreigners Everywhere 60. International Art Exhibition Magazine, s. 18. (Çeviri: Zeynep Nur Ayanoğlu)

5 “Italy calls national emergency on migrant influx”, https://www.reuters.com/article/uk- italy-migrants/italy-calls-national-emergency- on-migrant-influx-idUKL535254420080725/ YayımlanmaTarihi: 25Temmuz 2008. Erişim Tarihi: 29 Nisan 2024.

6 Jane Morris, “How Adriano Pedrosa is opening up the Venice Biennale”, https://www. apollo-magazine.com/adriano-pedrosa-venice- biennale-2024-interview/YayımlanmaTarihi: 15 Nisan 2024. ErişimTarihi: 29 Nisan 2024.

7 “La Biennale di Venezia, Venues, Arsenale” https://www.labiennale.org/en/venues/arsenale

8 “Venedik BienaliTürkiye Pavyonu açıldı” https://www.iksv.org/tr/haber/venedik-bienali- turkiye-pavyonu-acildiYayımlanmaTarihi: 18 Nisan 2024. ErişimTarihi: 2 Mayıs 2024.

9 Gülsün Karamustafa, “Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli” sanatçı metni. https:// turkiyepavyonu24.iksv.org/sanatci-metni YayımlanmaTarihi: 13 Şubat 2024. ErişimTarihi: 2 Mayıs 2024.