KİŞİSEL MANİFESTO

  • 298 SHARES

“Custom made kültürü” modern lüksün nihai göstergesi haline mi geldi?

Günümüz lüks otomobil dünyasında artık hız, performans ya da prestij tek başlarına yeterli değil. Yüksek segmentte gerçek ayrıcalık, otomobilin sahibine özel bir kimlik kazanmasıyla ölçülüyor. Hal böyle olunca “custom made kültürü” yani kişiye özel üretim, modern lüksün adeta nihai göstergesi haline geldi. Değeri yüz binlerce dolar olan otomobillerin üretim hattından çıkan halleri bile başlı başına satın alma arzusu uyandırıyor da asıl çekim her ayrıntısı sahibinin zevkini yansıtan, tek ve benzeri olmayan bir otomobile sahip olma düşüncesi.

Custom made kültürü kimi zaman bespoke tabiriyle karşımıza çıkıyor. Bu kültürün en bilinen temsilcilerinden biri ise lüks denince ilk akla gelen markalardan biri olan Rolls-Royce. Kraliyet taşıyıcısı ünvanına sahip İngiliz marka, uzun yıllardır bespoke departmanı üzerinden müşterilerine kişiye özel renk ve  iç mekan dikiş seçeneklerine, hatta otomobilin tavanındaki yıldızlı gökyüzü desenine kadar sınırsız kişiselleştirme olanağı sunuyor.

Rolls-Royce için bespoke, yalnızca bir donanım listesi anlamına gelmiyor; marka kimliğinin merkezinde yer alan bir felsefeyi ifade ediyor. Dolayısıyla bu başlığı açmışken kısa da olsa bu markadan bahsetmemek haksızlık olur. Bununla birlikte Bentley’nin Mulliner programı ya da Mercedes-Maybach’ın tasarım stüdyoları da benzer şekilde kullanıcıların otomobillerini birer sanat eserine dönüştürme isteğine cevap veriyor. Ancak bu noktada dahi kişiselleştirmenin markanın kendi sınırları ve kurumsal çizgileri içinde kaldığını belirtmek gerekir.

Q-P No.63 sayısında yer alan yazının devamı için info@qpmagtr.com adresine e-mail atabilirsiniz.