KOLEKTİF ADIMLAMA

  • 104 SHARES

Koşu aktivitesi yeniden tanımlanıyor, açık havada spor kisvesi altında yapılan bir sosyalleşme akımı.

Yazı Kristin Fındıkoğlu

Bir kişi koştuğundan bahsettiğinde gözlerde canlanan klasik tablo genellikle bunun bireysel olarak, yalnızca kulaklıktan gelen şarkıdaki müzisyen ile birlikte, yapıldığı yönünde oluyor. Wellness rubriğinde bir değişiklik yaparak, bu sefer klasiklerdense güncel tabloya konsantre olmayı seçtiğimiz doğrudur. Global olarak koşunun kaideleri yeniden belirleneli uzun bir zaman olduğu söylenebilir. Sosyalleşmenin bir türü olarak kabul edilen ve pandemi ile birlikte en risksiz hallerinden birine dönüşen koşu kulüplerinin haliyle farklı şehirlerdeki büyüme hızları da artıyor. İki senedir format atılan ruh hallerimiz kimi zaman hala bir restoranda yenecek yemekten çekinirken, açık havada spor kisvesi altında yapılan bir sosyalleşmeye gönül rahatlığıyla rezervasyon yaptırabiliyor.

Türkiye’de çoğunlukla çeşitli spor markalarının öncülük ettiği kulüpler, yurt dışında bu aktiviteyi gerçekleştirmek isteyen ama kafasına uyan bir oluşum bulamayan bireyler tarafından kuruluyor. Katılımcılar kendilerine büyük hedefler koymaktan ziyade bu kulüplerin sağladığı motivasyondan yararlanmayı tercih ediyor. Kimse maratona hazırlanmıyor, ya da grupta hazırlananlar varsa bunu bir yarışmaya çevirerek yapmıyor. Amaç bazen insanın tek başınayken ayaklarının geri geri gittiği aktiviteyi daha çekilebilir hale getirmek ve takım sporlarının sağladığı kolektif duygudan bir amatör olarak yararlanabilmek. Böylelikle koşunun fiziksel yararlarının stabil kaldığı ama psikolojik artılarının daha baskın hissedildiğini söylemek mümkün.

John Hopkins Üniversitesi’nden nöroloji profesörü David Linden’ın üniversitenin web sitesinde yayınladığı makaleye göre, koşu sonrası hissedilen ve runner’s high olarak tanımlanan rahatlama duygusu, vücudun koşu sırasında endocannabinoids isimli bir biyokimyasal salgılaması sebebi ile hissediliyor. Bu tepkime, kısa süreli de olsa anksiyetenin azalmasına ve sakinleşmeye yardımcı oluyor. Koşunun da içinde bulunduğu herhangi bir kardiyovasküler egzersiz sonrası vücut hem yeni kan damarları hem de beyin hücreleri üretmeye başlıyor. Anlayacağınız spor ile özdeşleşen kalp sağlığını koruma algısı, koşmak için yeterli olsa da tek sebep değil.

Kolektif Adımlamanın devamını merak edenleri QP No:42’nin 114. sayfasına davet ediyoruz. Dergiye abone olmak için ise info@qpmagtr.com’a e-mail atarak iletişime geçebilirsiniz.