THE UMBRELLA MAN

  • 259 SHARES

Fonksiyonelliği bir kenarda dursun; tarihi sebebiyle artık şemsiye de bir koleksiyoner objesi. Üstelik kaderi yüksek saatçiliği de andırıyor; burjuvaziyle başlayan tarihi, bugün kültüre dönüşmüş bir halde. Nesne hafızası diye bir şey olsaydı, şüphesiz şemsiye maceralarıyla başlı başına bir Bond olabilirdi.

apon turist klişesine ait olan “parasol” bir zamanlar, aslında bu yazının ana karakteri olan şemsiyeden çok daha önce, -ve çok daha sık- kullanılıyordu. Antik tarihe dayandırılan söz konusu “şemsiye teknolojisinin” dönemsel varlık sebebi, köleleri çalışırken güneşten korumak idi… Şemsiyenin henüz bugün bildiğimiz haliyle kullanımı için ise 18. yüzyıla kadar beklemeniz gerekiyor. Ve o zamana kadar da kişiyi güneşten ya da yağmurdan koruyan bu aksesuarın hala sadece kadınlara ait olduğunu göreceksiniz. Şemsiyelerin X kromozomundan Y kromozomuna geçişini, cesur bir şekilde 1750 civarında Jonas Hanway üstleniyor. Tabii cinsiyetler arası kıyafet paslaşmaları bahsi geçen zamanda şimdiki kadar hoş karşılanmıyor. Islanmaktan bıkan Fransa Kralı Louis-Philippe halk önüne şemsiyeyle çıktığında basının aylarca alay konusu oluyor. Söylentiye göre adının ‘bourgeois kral’ olmasının yegane sebebi de bu olay. Adaptasyon haliyle Instagram çağındaki kadar hızlı gerçekleşmiyor. Fransa ayak diretiyor, gün sonunda şemsiye, pardösü ve bull terrier ile birlikte İngiliz centilmenin vazgeçilmez aksesuarı oluyor. Tabii aksesuarın kullanım kılavuzunda, şemsiyeyi kapatıp sarmanın önemi altı çizilerek belirtiliyor. Not ediniz; şemsiyeniz kapalıyken iğne gibi ve tercihen siyah renkte olmalı. Bu yazıya ilgi gösterdiğiniz için otomatik ve katlanabilir şemsiyeleri ilk cümleden saf dışı bıraktığınızı farz ediyoruz. Sosyal tarihin sinsi katılımcıları, bu akşam Netflix’te izleyeceğiniz bir filmde karşınıza çıkabilir evet, ilk göndermemiz Singin’ in the Rain’e. Charles Dickens’ın Martin Chuzzlewit’inde şemsiyesini gereksiz bir gösterişle taşıyan Sarah (ya da Sairey) Gamp’ten 1978’de Waterloo Köprüsü’nde zehirlenmiş bir şemsiye ucu tarafından öldürülen Rus casus Georgi Markov’a, René Magritte’in 1953 tarihli Golconda’sında sürrealizmi şemsiyeyle birleştirmesinden, John F. Kennedy suikastının ‘Umbrella Man’* teorisine, 007’nin ve The Kingsman’in gizli şemsiye silahına ve hatta bir Rihanna güftesine kadar genişleyen bir skalada şemsiye farklı disiplinlerde tarihe dahil oluyor.
Kurgunun gerçek hayatla birleştiği noktada, yağmurlu havaları en şık halinizle kotarmanız için ilk adresinizin yolu bir önceki paragraftaki referansımızla kesişiyor. Gene Kelly’nin orijinal şemsiyesi için gözünüzü mezat listelerinde tutabilirsiniz. Klasiğe daha güncel bir göndermede bulunmak istediğinizde, şarkının 2007’deki Usher cover’ında kullandığı şemsiyeler için rotanızı İngilizlerin en eski şemsiye üreticilerinden birine çevirebilirsiniz. 1836’dan beri kraliyet ailesini yağmurdan koruyan Brigg’e. Thomas Brigg & Sons’ın kurucusu Mr. Thomas, ilk kez Kraliçe Victoria’nın gözüne takılıyor. Ardından 7. Kral Edward Brigg’in şemsiyeleri için sipariş veriyor ve butik şemsiye evi Kraliyet ailesinin yegane adresi oluyor. Tabii 007’de Brigg ailesinin müşterilerinden biri. Üstelik sadece şemsiye seçimiyle değil. Namıdiğer ‘Bond çantası’ olarak bilinen klasik tasarımla. Konudan sapma pahasına Sab Bond Attache’ı yazı bittiğinde göz atılacaklar listesine ekleyebilirsiniz. Ve bir Brigg’i eve götürmek istediğinizde yolunuzu Londra’dan veya Paris’ten geçirebilirsiniz. Seçiminiz Paris’ten yana olursa hemen bir Brigg almak yerine sağduyunuzu dinlemenizi önemle rica ederiz zira tam bu lokasyonda söz konusu şemsiye olduğunda es geçmemeniz gereken bir isim var. 12. arrondissement’a doğru ilerleyiniz.
Michel Heurtault, verdiği röportajlarından birinde şemsiyenizi açtığınızda çıkacak sesin lüks bir arabanın kapanan kapı sesi gibi çıkması gerektiğini söylüyor. Rakiplerine göre şemsiye yapımında yeni nesli temsil eden Heurtault, önümüzdeki sene 10. yılını kutlayacak. Zira sektördeki gençliği, zanaat tarafında bir engel oluşturmuyor; şemsiyelere eski şanını geri getirmek için hem günlük hayatta kullanılacak modeller hem de tiyatro, sinema ve haute couture için kostüm parçaları üretiyor. Monsieur Michel’in ayrıca koleksiyonerler için tarihi modellerin reprodüksiyonlarından oluşan bir gamı da mevcut. Kuşkusuz bu tasarımları yeniden hayata geçirişinde Maitre d’Art, hala 200 yıllık yöntemleri kullanıyor. Her ne kadar renkli tasarımları olsa da Heurtault, genelde tercih edilen rengin siyah olduğunu söylüyor. Zira klasisizm sınırları dahilinde deneysellikten kaçınmayan Heurtault, ipek şemsiyeleri için zaman zaman Paris’in kravat ustalarıyla beraber çalışıp, tasarımlarına kravat kumaşını entegre ediyor.
Söz konusu markalar yerine zanaatkarlar olduğunda 4 jenerasyondur şemsiye yapan Mario Talarico kulübe Napoli’den katılıyor. 1860’dan beri şemsiyelerini küçük atölyelerinde üreten aile, lüks İtalyan kültürünün kültlerinden biri. Mütevazı aile fertlerinden biri, Toledo’da Vico Due Porte’deki mağazalarına uğradığınızda sizi beklediğiniz İtalyan gürültüsüyle karşılıyor. Tabii müşterileri arasında olan kraliyet mensupları gibi hissetmeniz de bu noktada kaçınılmaz.
Eğer kuzeydeyseniz, haliyle Milano size yağmurlu havalarda görmeyi istediğiniz ilgiliyi gösterecek. Favori rengi yeşil olan, hardal sarısı ve moru beraber giyinebilmenin altından büyük bir ustalıkla kalkan sadece chino takım giyinen beyaz saçlarıyla meşhur, Maglia ailesinin 5. jenerasyonu Francesco Maglia’yı arıyorsunuz. 1876’da kurulan şemsiye evi bugün hala Francesco’nun üretimiyle devam ediyor. Via Ripamonti’deki atöyesinde, Milano’nun dev moda mağazalarından 20 dakika uzakta Maglia, İtalyan gösterişi yerine kalitesini göstermeyi tercih ediyor. Francesco şemsiyelerin satışı ve tasarımlarıyla ilgileniyor; küçük kardeş Giorgio ise üretim ve ham madde imalatıyla. Perde arkasında Giorgio’nun işi gittikçe zorlaşıyor çünkü 25 farklı parçadan oluşan şemsiyelerin İtalyan tedarikçilerinin nesli tükenmek üzere.
Tüm şemsiye kültürü, hızlıca yağan yağmurun altında en pratik çözüme yönelme refleksiyle lüks tarafını yok olmaya terk ediyor. Ama bu durum, işbu kültürün daha da lüks olmasına sebep oluyor. Küçük şemsiye evleri, demirbaş müşterileri ve tabii kurgu dünyasının siparişleriyle ayakta kalıyor. Centilmen sıfatı dilimizdeki ön yargılarından sıyrıldığında ve Pitti Uomo erkeği ile bağı kesildiğinde aslında hayli köklü bir kültür birikimine gönderme yapıyor. Birikimin ilk ayağında saatlerinizin varlığı su götürmez. Lüks detaylarda el yapımı bir şemsiye ise bu yazının ardından kaçınılmaz. Toplantı çıkışlarında açan hava şemsiyenizi geride bıraktığınız adreste unutmanıza sebep olmasın.

* Umbrella Man; John F. Kennedy suikastının birkaç dakika öncesinde, güneşli havaya rağmen, JFK’in limuzini görüş alanına girdiğinde izleyiciler arasında açılan siyah bir şemsiyenin spekülasyonu.