SANAT MI, TASARIM MI?
Görsel olarak uyarıcı olmaktan öte heykelsi bir mobilya duyguları uyandırır ve atmosfer yaratır.
Yazı: Benan Kapucu
Mobilyanın statü sembolü olarak algılanmasının kökleri yüzyıllar öncesine gitse de heykelsi mobilya akımının 20. yüzyılın ortalarında ivme kazandığını söyleyebiliriz. Tasarımcıların cesur formlar ve alışılmadık malzemelerle deneysel çalışmalar yaptığı bu geçiş döneminde işlevsellik, malzeme ve biçimle ilgili geleneksel kavramlara karşı gelen heykelsi mobilyalar ilerlemeyi, sanatı ve yaşamın yeni bakış açılarını da temsil ediyordu.
Mobilyada heykelsi ifade genellikle cesur silüetler, asimetri ve alışılmadık oranlarla kendini gösterir; bu sansasyonel unsurlar, güçlü bir görsel kimlik yaratarak bir parçanın tek başına odak noktası oluşturmasını sağlar. İşlev ve duygu arasındaki bu hassas dengede, sanatsal ifade ve pratik kullanımın sınırları da belirsizleşir. Akıcı organik şekillerden geometrik soyutlamaya kadar her kıvrım ve çizgi, gözü yakalamak için tasarlanır. Görsel olarak uyarıcı olmaktan öte heykelsi bir mobilya duyguları uyandırır ve atmosfer yaratır; kişinin kimliğinin bir uzantısı olarak bireyselliği, kişisel zevki somut bir dil ve sanatsal ifadeyle aktarır.
QP No.66 sayısında yer alan yazının devamı için info@qpmagtr.com adresine e-mail atabilirsiniz.