SUBMARINER DEKLARASYONU

  • 176 SHARES

Bazı tasarımların rolü, birer ürün olmaktan çok daha fazlasını kapsıyor. Çevrelerine yaydığı akımlar, kullanım fonksiyonlarını dağlar kadar aşan, sosyal hayatta sembolleşmiş, güçlü imajlar bunlar. Rolex Submariner da bu konuya yüksek saatçilikten verebileceğimiz ilk örnek. Çok kişi peşinde! Çok kişi takıyor. Ve çok azı, bu dalış saatini dalışa götürüyor. Peki, niye? Yeni tanıtılan Submariner serisinin ışığında, bu klasik saatin geçmişine inerek cevabı anlamaya çalışıyoruz. En önemli bulgumuz, Rolex’in esas kalibrelere önem verdiği oluyor… Çünkü malum, herkesin beğendiği bir Rolex tasarımı yok mu zaten?

İllüstrasyon James Graham

Botero, kariyeri boyunca figürlerinin şişman olmadığını; aslında hacim meselesine gönderme yaptığını, formun şehvetine kapıldığını anlatmış durmuştur. Ama hepimizin ağzından bir noktada bir Botero eserinin yakınında “şişman” kelimesi çıkmış olmalı… Yüksek saatçilikteki bazı meşhur saatlerin kaderi de buna benziyor, felsefeleriyle bilinirlikleri arasında birtakım farklar var. Esasen iri kasalar, yaratılış mimarisinde sportif fonksiyonlarla ilişkiliyken; modern dünyada, kullanıcının gözünde, sosyal kişiliği daha cüretkar kılabilen bir aksesuara dönüşüyor. Mesela bugün Rolex Submariner’i kaç kişi dalışta kullanıyor? Kendisine güzel bir restoranda rastlama ihtimaliniz daha yüksek olabilir.

Haliyle, metropol medeniyetlerinde önemli yer tutan bu gibi bir modelin tasarımı yenilenince de, ses getiriyor. Özellikle bir önceki revizyonu 12 yıl önce geçirmişse… Ama yine girift bir durum söz konusu: Yüksek saatçilik markaları, çoğunlukla, saatlerinin sadece görünüşlerini değiştirip, müşterileri arasında yenilik ve heyecan dalgası yaratmaya devam etsin, Rolex ise, önceliği mekanizmalarını yenilemeye, saatlerini daha da dakik yapmaya veriyor. Fakat elbette çoğumuz yine de yeni Submariner’ın nasıl gözüktüğünü konuşuyoruz.

Cevabı anlamak için geçmişi biraz daha kurcalamak gerekiyor.

Yüksek saatçiliğin “kültürel fenomeni” olarak Submariner kabul edilebilir. Rolü, bir üründen daha fazla olan, ender tasarımlardan biri Submariner, 1950’lerde, savaş sonrasının ekonomik patlayışında ortaya çıkıyor. Explorer’dan birkaç ay sonra piyasaya çıkan, bir bakıma Explorer’ın maceraperestliğinin biraz daha törpülendiği hali; hem boyut hem fonksiyon açısından. Submariner, Scuba dalgıcı René-Paul Jeanneret’nin sportif ama her okazyonda takılabilecek günlük bir saat ideasıyla tasarlanıyor. Jeanneret, Rolex’in yönetim kurulu üyesi. Diğer üyeleri böyle bir segment açığı olduğuna ikna ediyor ve… Submariner yepyeni bir dünyaya yön veriyor. 1953’te ilk üretimi yapılsa da, Submariner, sonraki sene Baselworld’de satışa çıkarılıyor. Çoğunlukla Submariner’ın öncüsü olarak bahsedilen Turn- O-Graph da, Explorer gibi, 1953’te tanıtılan bir model.

“Submariner” ibaresinin kadranda yer aldığı ilk Rolex olan Ref. 6204’ün kadran dizaynı şimdiden pek farklı değil. 12 yönünde ters bir üçgene; 3, 6 ve 9 yönünde baton, saat başı nokta indekslere; dakika ve akan saniye için bölünmüş bir çember çerçeveye; ve siyah bir döner bezele sahip. Bir diğer deyişle, ibrelerin görüntüsü ve bezeldeki 0 ila 15 arasındaki derecelendirme dışında, size güncel Submariner’ın tasarımını sorsalar anlatacağınız ana arterler yine mevcut.

Otomatik kalibre A260 ile çalışan ilk Submariner’ın kasa çapı 37 mm. Ve henüz o kadar “hacimli” değil. Kasa kalınlığı bir sonraki Ref. 6205 ile artıyor. Ve bu model, Mercedes tarzındaki yeni saat ibresini de (Rolex’in saat ibresinin ucuna eklediği üç paya bölünmüş noktalı tasarım) hayatımıza ekliyor.

Kadrandaki kronometre sertifikasyonu geleneği ise, “200m=660ft / Submariner / Officially Certified / Chronometer” ibaresine sahip Ref. 6538 ile başlıyor. Ki bu da Sean Connery’nin 1962’deki ilk James Bond filminde taktığı “Big Crown” lakaplı Submariner. Modern Submariner’ın ozalit kopyası olarak anılan, “vintage” Submariner dendiğinde yüksek ihtimalle kendinden söz edilen, 40 mm kasa çapındaki Ref. 5512 de aynı yıllarda tanıtılıyor. Aralarında bir tek kronometre farkı bulunan Ref. 5513, koleksiyonerlerin en çok aradığı saatlerden zira Arabik 3, 6 ve 9 indeksleriyle, tıpatıp Explorer’a benzeyen sonuncu Submariner.

10 yıl sonra, 1969’da, Rolex, Sea- Dweller’ı tanıtalı iki sene olmuşken, tarih komplikasyonunu Submariner’a da entegre ediyor. Akabinde ilk som (sarı) altın Submariner’ı da tanıtıyor. Bu değişiklikler, Submariner isminden fonksiyonel etkiyi azaltıyor; saatin sportif ekonomisine bolca lüks algı katıyor. Sanki Botero sendromu beliriyor?

18 ayar Submariner Date satış açısından etkileyici bir başarı elde etse de, Rolex öte yandan Submariner’ın teknik tarafına da titizlikle eğilmeyi sürdürüyor. Sea-Dweller’ın emniyet valfini geliştirirken beraber çalıştığı COMEX’e (Compagnie maritime d’expertises) Submariner’ın hiç satışa çıkarmayacağı Ref. 1680 varyasyonunu ücretsiz veriyor. Rolex’in kazancı ise, saatlerinin su altı perfomansıyla ilgili aldığı geri bildirimleri kurumsal iletişimde kullanması. Böylece 70’lerin sonuna geliyoruz… Yani beş rakamlı Submariner referans numaralandırmasına.

Ref. 16800’ün kurma kolu, 1979’dan birkaç sene önce yine Sea-Dweller ile tanıtılan Triplock sistemiyle inşa edilince, Submariner’ın su geçirmezliği artıyor ve 300 metreye yükseliyor. 2020’de de halen aynı derinlikteyiz.

1981’e dek tüm Submariner’ların bezeli iki tarafa da dönebiliyor, bu da saatlerini dalışta kullananlar adına bir güvenlik açığı teşkil ediyor. Sonunda Ref. 16800’ün revize edilmiş versiyonuyla 1981’de bezel artık tek tarafa dönüyor. Bu sayede bezel yanlışlıkla dönmüş olduğu takdirde, su altında kalınacak süre azalmış oluyor, artış olasılığı ortadan kaldırılıyor.

Paslanmaz çelik Ref. 16800 ile birlikte, 18 ayar sarı altın Ref. 16808 de sunuluyor. Lacivert bezel/lacivert kadran ya da siyah bezel/ siyah kadran kombinasyonlarıyla… Kısacası Submariner gösteriş ayağındaki yükselişine de devam ediyor. Ve yine hayli ilgi görmüş olacak ki, bu kez Ref. 16803’te sarı altın-paslanmaz çelik bilezik formülüyle Rolesor denemesi yapıyor. Bu gibi bir değişimi, Rolex, bir de 2003’te Submariner’ın 50. yıl dönümünde gerçekleştiriyor: Ref. 6204’ten beri siyah olan bezeli bu kez yeşile boyanmış görüyoruz. Meşhur “Kermit”, namıdiğer Ref. 16610LV’den bahsediyoruz.

Ref. 16800’ün 1988’teki varyasyonu olan bir Submariner Date için yeni bir kalibre geliştiriliyor: 3035. 2020 lansmanından önceki Submariner’ların kalibresi, 3035’in mimarisine benzetiliyor. Bu kalibre daha yüksek frekansta çalışıyor. Evvelden saatte 19.800 atış gerçekleşiyorken, sayı 28.800’e yükseliyor. Bu kalibrenin yerini daha basit olan 3130 ise ancak 1999’da alabiliyor. Frekans değeri ve 48 saatlik güç rezervi değişmiyor. Submariner’da uzun süre yer alan bu kalibrenin veliahtı 3230 ise, işte, mekanizma namına bu yılın ve 1988’ten bu zamana uzanan dönemin en büyük yeniliği. Fazla teknik detaya girmeden manşeti şöyle yazabiliriz: Yeni Submariner’ın güç rezervi 3230 ile 70 saate çıkıyor. Submariner Date’inki de aynı özelliklere ilaveten tarih komplikasyonuna sahip 3235.

Herkes tasarımsal nüansları tartışadursun, Rolex aslında daha çok, tıpkı Day-Date, Datejust, GMT-Master II, Sea-Dweller, Yacht-Master ve Deepsea’de yaptığı gibi, Submariner’da da saatin iç aksamını başkalaştırmakla meşgulmüş. Çünkü Rolex yapmayı düşündüğü tasarımsal farklılıkların sinyalini zaten önceki denemeleriyle veren bir marka. Örneğin “Kermit” 2003’te koleksiyona girdikten sonra 7 yıl üretimde kaldı. Yeşil tonu Submariner ile o kadar uyum yakaladı ki, 2010’da bezelinin yanında kadranı da yeşil olan “Hulk” ortaya çıktı. Öngörülü Rolex takipçileri, böyle bir adımın geleceğini tahmin etmekte zorlanmamış olmalı…

Şimdi, bir Submariner ve yedi Submariner Date modelleri barındıran 2020 serisinden “Hulk” çıkarıldı. Onun yerine “Kermit” güncellendi. (Yeşil bezelli bu modelin kadranı artık siyah.) Anlaşılan, renkli bezellere siyah kadranın daha çok yakıştığını düşünen Rolex, aynı şekilde, 2008’de tanıtılan “Smurf”ü de lacivert kadranı ortadan kaldırarak, siyah kadran ile yeniledi. Beyaz altın bilezik, siyah kadran ve mavi bezelli bu Submariner Date, bizce klasik bir dalış saatinin en kozmopolit hali olabilir. Ailenin püristi de, elbette paslanmaz çelik bilezik, siyah seramik bezel ve siyah kadranıyla (Ref. 124060), Submariner modeli.

Rolex’in Submariner Date yenilikleri arasında Rolesor ile beraber sarı altın bilezik de var. Hatta farklı farklı zevklere hitap edebilecek bu bezel-kadran-bilezik kombinasyonlarından bazılarının, Submariner’ın antitezi olduklarını bile söyleyebiliriz… Ama bu çoktan seçmeli stratejinin, Rolex lojiğinde bir açıklaması olduğu kesin. Malum, beğenin ya da beğenmeyin, Submariner’ın peşinde de pek çok kişi var.

Tüm bu yeniliklerin belki de en az fark edileni ve en tartışmasız noktası ise, kasa çapının 40 mm’den 41 mm’ye çıkarılışı oldu. Belki de çoğu kişi, anlamlandıramadığı için yorum yapmadı veya çapın yanında kasa kulakları çok doğru bir orantıyla inceltildiği için bu büyümeyi fark etmedi. “Büyük saat” sınırının minimum 41 mm kasa çapı olduğunu düşünürsek, neticede, 88 yaşındaki Botero’nun, onu anlamayanlara inat durmaksızın kendi felsefesini anlattığı gibi, Submariner da denizlere dönmek istiyor olamaz mı? Tabii Rolex su altı-şehir merkezi ikilemi için de bir formül bulmadıysa…