SAATÇİLİĞİN EVRİMİ

  • 72 SHARES

Zaman, sessizlik, sabır ve hüner: Le Brassus’nün elementleri. Bu denklem, makinelerin limiti olduğunu, bir üretim segmentini yalnızca duygu paylaşımının ebedileştirebileceğini kanıtlıyor. Dolayısıyla inovasyon, ancak gelenek eşliğinde iz bırakabiliyor. Audemars Piguet’nin çizdiği yol da bu izlerle dolu.

“İtalya, Borgia ailesinin etkisindeyken 30 sene süresince savaş, terrör ve katliam altındaydı. Ama Michelangelo’ya, Leonardo da Vinci’ye ve Rönesans’a da ev sahipliği yaptı. İsviçre ise 500 yıl demokrasi, barış, kardeşlik gördü ve o sürede ne üretti? Guguklu saat.” The Third Man oyununda Orson Welles’in canlandırdığı Harry Lime karakteri, İsviçre’nin guguklu saatini böyle betimliyordu. Fakat saat yapımcılığının merkez üssü olan İsviçre, aslında bağlandığı bu zamansal zanaat türüyle uluslararası bir piyasa yaratmayı başardı. Tarih boyunca belki de lüksün en rasyonel objesini var etti. Kayalar, karlı tepeler ve ormanlarla çevrili bir bölge olan Vallée de Joux’da, İsviçre’nin saat yapımı merakı, özgün bir uzmanlık alanına dönüştü. 1800’lerde İngiltere ve İsviçre, eşit seviyede 200 bin adet saat üretiyordu; 1850’lerde bu denge, İngiltere’nin aynı sayıda kalıp, İsviçre’nin 2 milyona çıkmasıyla farklılaştı. İsviçre’deki yerel üretimin Avrupa genelinde açık ara bu kadar artması, ülkedeki nitelikli saat yapımcılarını daha değerli kıldı. Böylece en iyilerin yaptıkları işler hak ettikleri dikkati çeker oldu. Devamında demiryolu endüstrisinde hassas ölçüm yapabilen saatlere ihtiyaç duyulması da, bu üst mertebedeki saat üreticilerini Dünya genelinde daha da ehil pozisyona getirdi.

Fakat ardından, 1860-1880 yılları arasında, optimize edilmiş imal süreci sayesinde Amerikan üretimi cep saatlerinin yükselişi, İsviçreli saat üreticilerinin stratejilerini gözden geçirmelerini sağladı. Ve sonuç olarak Swiss Made saatlerin fiyatları aşağıya çekildi. Audemars Piguet markasının hikayesi de tam o sıralarda, İsviçre piyasalar hakkındaki enformasyonunu artırdığında başladı. Le Brassus doğumlu Jules Louis Audemars’ın, 1875 yılında, Vallée de Joux’da ailesine ait çiftliğin yakınında konuşlanan bir binanın çatı katını, kompleks mekanizmaların üretileceği bir atölyeye çevirmesiyle… Jules Louis Audemars, mekanizmaların finisajında uzmanlaşan maharetli bir saat ustasıydı. Kendi atölyesini açtıktan sonra, özellikle Cenevre’deki firmalardan sıklıkla sipariş talebi almaya başladı. Ve bu yoğunluktan ötürü etrafındaki diğer lokal saat ustalarından yardım istemesiyle, Edward Auguste Piguet ile yakınlaştı. Kariyerleri benzeyen bu iki genç zaten birbirlerini ilkokuldan beri tanıyordu. İkisinin de büyük-büyükbabaları saat ustasıydı. Doğal olarak böylelikle ortak oldular. Sermayenin, Edward Piguet’nin koyduğu 10 bin Frank ve Jules Audemars’ın 18 kompleks mekanizmasıyla oluştuğu şirket, resmi olarak 6 Aralık 1882 yılında kuruldu. Audemars ağırlıkla şirketi yönetecekti; Piguet de işin finansal ve pazarlama taraflarıyla uğraşacaktı. Audemars Piguet şirketi, komplikasyonlu saatleri ve horolojik atılımlarıyla, kısa sürede ticari başarılar elde etti ve 1885’te Cenevre’de ilk şubesini açtı. 1889’da, bünyesinde çalışan 10 kişiyle, Vaud kantonundaki en büyük üçüncü şirketti. Aynı sene içerisinde, Paris’teki Universal Exposition’da sergilediği saatler aracılığıyla Berlin, New York, Paris ve Buenos Aires’e satışlar yapmaya başladı. (Londra’ya hali hazırda sipariş gönderiyordu.)

1882 ile 1892 yılları arasında Audemars Piguet piyasaya 1.577 adet saat sundu. Bu saatlerin yüzde 80’i, çoğunlukla repeater ve/veya kronograf ile, en azından bir komplikasyon içeriyordu. 1891’de 18.05 mm ile dönemin en ince kol saati minute-repeater mekanizmasını üretti ve bu rekoru 30 yıl sonrasına kadar, École d’Horlogerie’nin çalışmasına dek kimse kıramadı. Mekanizma minyatürizasyonunda başardığı takdir toplayan bu tür gelişmelerin geçmişinde sıklıkla görüldüğü Audemars Piguet, bugün ilk günkü gibi inovasyona kreatif bakan bir marka. Gurur duyulan bir geleneği teknolojiye dikkatle yaklaşarak devam ettiriyor; görselliğinde orijini olan vadinin doğasına referans veriyor; alışılmadık tasarımlarıyla moderniteye önem veriyor. En önemlisi de başta Art Basel ve Art Commission olmak üzere, yürüttüğü sanat projeleriyle bir ‘AP kültürü’ inşa ediyor. Üstelik, tüm bunları halen aile şirketi olarak yoluna devam ederken yapıyor. Bu da Audemars Piguet’nin Vallée de Joux kültürünün hakiki koruyucularından biri olduğunu gösteriyor. Kısacası, guguk kuşunun evrimini Harry Lime’a ispatlıyor.

Sol üstten başlayarak saat yönünde: Manüfaktürün arşivinden bir kadran; Dan Holdsworth’ün Audemars Piguet için çektiği Vallée de Joux fotoğrafı; Audemars Piguet manüfaktüründeki atölyeden 1923’ten bir fotoğraf; Le Brassus bölgesinin haritası.