Patek Philippe’İn Yüksek SaatçİLİk Hegemonyası

  • 598 SHARES

Stratejik ve sistemli bir hamleyle aynı alanda üretim yaptığı rakiplerini geride bırakmak, sektör içerisinde hegemonya kurmak, üstelik bunu onlarca belki de yüzlerce farklı dinamikle değişkenlik gösteren saat müzayedelerinde başarabilmek… Patek Philippe’in açık artırmalardaki dominasyonunu değerlendiriyoruz. Yazı Erçağ Akın.

Sistem içerisinde kendisini farklı kılan markalar lüks tüketim sektöründe ekonominin geri kalanına paralel şekilde bir adım öne çıkıyor. İzafi temellerin domine ettiği, zevklerle renkler üzerine inşa edilen, tasarım ve mekanik ögelerden beslenerek üretilen parçalarda dahi bu hegemonyayı yaratabilmek ise her zaman yüzleştiğimiz bir gerçek değil. Ancak görelilik kuramının bile etkisini yitirdiği bir sektör ve etki edemediği bir müzayede departmanı var.
Christie’s Cenevre’nin Saat Departmanı Direktörü ve kurumun müzayedecilerinden Thomas Perazzi istatistikler doğrultusunda müzayedelerde bir manüfaktürün diğerlerine oranla ön plana çıktığından bahsediyor. “İstatistikleri göz önünde bulunduracak olursak Patek Philippe’in müzayedelerde yer alan markalar arasında ilk sırayı aldığını biliyoruz. Ardından Rolex geliyor. Üçüncü zaman zaman değişse de Audemars Piguet’yi bu basamakta görmeye alışacağız gibi.” Müzayedelerdeki son trendlerin kronograflar çevresinde şekillendiğini biliyoruz. Profesyonel amaçlı saatler söz konusu olduğunda Panerai’nin vintage dalış saatlerine, Rolex’in Daytona’larına olan ilginin de farkındayız. Geçtiğimiz bahar döneminde gerçekleşen müzayedeler ve Audemars Piguet gibi köklü bir üreticinin sarı altını tekrar yükseltmesi de gelecekte müzayede rekorlarının hangi parçalar üzerinden kırılacağına dair ipucu veriyor. Kasa materyalinde kullanılan altın türevlerine olan ilgi tıpkı şimdilerin kronograf akımının benzerini yakın bir gelecekte yakalayabilir. Peki tek bir marka değişen her trend dalgasında birinci olarak kalmayı nasıl başarıyor veya Patek Philippe’in sırrı ya da artısı nedir?

koleksiyoner
18 ayar sarı altın kasayla sunulan; minute repeater ve perpetual calendar gibi 21 farklı komplikasyona sahip Patek Philippe Ref. 990/1. Model 2012 Kasım ayında Christie’s tarafından 3.280.388 Dolara satılmıştı.

Müzayede istatistiklerini belirleyen temel etmen koleksiyonerlere, koleksiyonerlerin dikkat ettiği noktalar da değişmez gerçeklere dayanıyor. Bu sebeple zamanında Patek Philippe’in bu alanda bazı matematik işlemlerini ciddiye aldığını ve 20. yüzyıl yatırımlarının ödülünü 21. yüzyılda da aldığını söyleyebiliriz. Koleksiyonerler saatlerin kondisyonuna, ender bulunmasına, tasarımına ve dolaylı olarak yarattığı algıya dikkat ediyor. Bununla beraber modellerin geçmişi de önem arz ediyor ancak ünlü bir sima bir Patek Philippe’i tercih edebileceği gibi bir Vacheron Constantin’e de yönelebilir, bu yüzden dördüncü madde sadece Patek Philippe üzerinden değerlendirebileceğimiz bir yapıda değil. İlk üç madde ise Cenevreli üreticinin başarısını bir bir açıklar nitelikte.
Öncelikle Patek Philippe’in mekanik ve teknik anlamda dayanıklı parçalar ürettiği bir gerçek. Bununla beraber yüksek sayıda komplikasyona sahip modellere de Patek’te rastlıyoruz ve bu durum markanın insanlar üzerinde bir algı oluşturmasına sebep oluyor. Artık yüksek saatçiliğe merakı olmayan biri dahi Patek Philippe’in en prestijli modelleri yarattığının bilincinde. Fakat bu durum müzayedeleri domine etmeye yetmiyor, dominasyon için markanın iki seviyeyi daha geçmesi gerekiyor. Nadide olan parçalar anlaşılabilir bir şekilde koleksiyonerler nezdinde rağbet görüyor. Patek de bu ihtiyacı karşılama anlamında oldukça başarılı. Ayrıca bu ihtiyacı da yine teknik anlamda karşılıyor; yani ne Panerai gibi subayların sahip olduğu manevi değeri yüksek saatler sunuyor ne de Rolex veya Omega gibi James Bond karakterlerinin kullandığı modelleri gün yüzüne çıkarıyor. Patek Philippe komplikasyonlar üzerinde oynamalar yaparak daha zorlu bir yol deniyor. Örneğin Mayıs 2010’da Cenevre’deki Christie’s açık artırmasında şu ana kadar Christie’s tarafından bir müzayedede satılan en pahalı kol saati olan (5.708.885 Dolar) Ref. 1527 yeni alıcısını bulmuştu. Sadece Patek Philippe’in değil yüksek saatçiliğin en değerli referanslarından biri olan modelin benzersizliği komplikasyonlarında yatıyordu. Markanın onursal başkanı Philippe Stern’in babası Henri Stern’e ait bir Ref. 1527, 2004’te Patek Philippe müzesinde sergilenmeye başlamıştı ve bu modelin dahi bir kronograf komplikasyonu yoktu, fakat Christie’s lot’unun kronografı da bulunuyordu. Anlaşıldığı gibi manüfaktür, saatlerindeki benzersizliği kendisinden beklenildiği üzere teknik açılardan yakalıyor. Son basamaktaki görelilik kuramı ise çok sağlam temeller üzerinde yükseliyor. Patek Philippe’in modelleri tasarım anlamında gelenekçi yapıya sadık kalıyor, hal böyle olunca da 20. yüzyılın ortalarına ait bir model almak isteyen koleksiyonerler daha çok tradisyonel parçalara yöneliyor. Bu üç maddenin birleşimiyle ortaya çıkan sonuç da rekor kıran Patek Philippe satışları oluyor. Küçükmüş gibi görünen bu detaylar da bütünün bileşenleri rolüyle boy gösteriyor. Bütün ise Patek Philippe’in yarattığı algı oluyor. Rolex lüks bir saat denildiğinde akla gelen ilk marka olmayı teknik kalitenin yanında sunduğu pazarlama halkasıyla başardıysa Patek Philippe de yüksek saatçiliğin amiral gemisi unvanına yüksek mühendislik ve tasarım kodlarına olan sadakatiyle ulaştı. Sonuçta da gerçek anlamda salt bir manüfaktüre hayran kalan koleksiyonerlerin birinci tercihi oldu.