Saat Tutkunu Yalçın Ayaydın

  • 1347 SHARES

İpekyol’un kurucusu Yalçın Ayaydın’ın yüksek saatçilikten beklentisi, en net şekilde, kolay okunurluk ve rahatlık. Bu nedenden olmalı ki, ilk tercihi Patek Philippe; ikincisi ise IWC. Ayaydın’a göre saat alırken modanın pazarlama ilkelerine kapılmadan, trendlerin dışında kalmak gerekiyor; sadece göze hoş gelene yönelmek ise basit bir hata. Röportaj Beran Toksöz Fotoğraf Özkan Önal

QP: Zaman sizin için neyi ifade ediyor?

Yalçın Ayaydın: Zaman benim için bir maraton gibi; her saniye, dakika ve saat çok önemli. Ama temelde işime geç kalmamayı ifade ediyor.

QP: İlk saatinizi hatırlıyor musunuz?

YA: 22 yaşındayken kendi birikimimle bir Rolex almıştım.

QP: Saat alırken nelere dikkat ediyorsunuz?

YA: Öncelikle rahat edebileceğim saatleri seçmeye çalışıyorum. Hafif olmasına da dikkat ediyorum. Artık belli bir yaşa geldiğimi de düşünürsek, hem gece hem de gündüz rahat okunabilen modellere öncelik veriyorum.

QP: Seyahatleriniz için seçtiğiniz saatleri neye göre belirliyorsunuz?

YA: Gideceğim yerde özel bir etkinliğe katılmıyorsam genelde saat takmıyorum.

QP: Gün içerisinde saati öğrenmek için telefonunuza mı bakarsınız?

YA: Hayatımda saati öğrenmek için bir kez dahi cep telefonuma bakmadım. Ben saatime bakarım, o yüzden saatlerin fonksiyonu benim için çok önemli. Saatlere küçüklüğümden beri meraklıyım. Tatiller dışında saatsiz dışarı çıkmıyorum, ama tatillerdeyken de saat takmamaya çalışıyorum.

QP: Saat dışındaki ilgi alanlarınız nedir?

YA: Resim toplamayı seviyorum, hem evimde hem ofisimde fazlaca tablo var. Hatta yakınımdaki insanlara zaman zaman bu konuda yardımcı oluyorum. Fakat kendimi koleksiyoner olarak görmüyorum.

QP: Sık sık seyahat eden biri olarak etrafınızda en çok karşılaştığınız marka hangisi?

YA: Moda sektöründe olduğum için daha çok kendi alanımdaki markalar dikkatimi çekiyor, açıkçası bu konuda gözüme çarpan bir saat markası yok.

QP: Peki, modayla bu kadar iç içeyken saatleri modayla nasıl kıyaslıyorsunuz?

YA: Saat, bir erkek aksesuarı; erkeğin kendini ifade edebileceği belki de tek element. Açıkçası para harcayabileceğimiz başka bir lüks alışveriş ögesi yok.

QP: Saat alırken gelecekte bunu oğluma veririm diye düşündüğünüz oluyor mu?

YA: Tabii, aldığım her saat bir sermaye ve benim oğlumun da sermayesi… Bütün saatlerimin ne kadar kıymetli olduğunu, eskimeyeceğini ve tam tersine değerleneceğini biliyorum.

QP: Oğlunuz da saatlere merak duyuyor mu?

YA: Evet, en son yaklaşık iki ay önce ona bir Audemars Piguet aldım.


QP:
Saat alacak olan kişilere bir tavsiye vermeniz gerekse ne derdiniz?

YA: Eğer biri imkanları dahilinde saat alacaksa ona ilk tavsiyem sadece gözüne hoş gelen bir saati almaması. Alacağınız saatin size hitap etmesi önemli, ayrıca bir sonraki nesle de miras niteliğinde bırakılabilmeli. Modayı takip eder gibi saat dünyasını takip etmemeleri gerekiyor.

QP: Manevi olarak en değerli saatiniz hangisi?

YA: Elbette Patek Philippe.