TARİH VE TEKNOLOJİ

  • 442 SHARES

Audemars Piguet’de önce markanın müzesini şekillendiren ve şimdi de komplikasyonların yönetimini üstlenen Michael Friedman, modern prensiplerin tarihi dengesini anlatıyor.

QP: Aslında konuşacağımız bir sürü başlık var ama, Audemars Piguet Müzesi’nde yer alan 1986 yapımı sun dial tourbillon’ dan (Ultra Thin Automatic Tourbillon Caliber 2870) yola çıkarak, bu tasarımın arkasındaki hikayeden ve tourbillon komplikasyonunun Audemars Piguet çatısı altındaki gelişiminden başlamak istiyoruz…

Michael Friedman: Başlangıç adına doğru bir nokta çünkü bu tasarım Audemars Piguet tarihinde çok önemli bir yere sahip. Bu tasarımla bir yandan sektördeki rakiplerimizden ayrışmaya başladık; bir yandan da 1970’lerden 1985’e kadar sektöre hakim olan Quartz krizini atlattık. İlginçtir, Quartz krizi sektörü büyük bir yıkıma uğratmış olsa da, birkaç marka için bu durum bir büyüme sürecine dönüşmüştü. Audemars Piguet de bu markalardan biriydi. Markanın büyümesine sebep olan iki ana neden vardı: Birincisi, yeni tasarım dili, yeni bakış açısı, paslanmaz çeliği geliştirme şekli ve bu materyale değer atfetmesiyle Royal Oak’un piyasaya sürülmüş olması. Royal Oak, daha önce değer görmemiş bir materyali zanaatkarların eline verdi.

İkinci neden ise 1979’da satışa sunulan perpetual calendar modeli -ki bu o dönemin şartları düşünüldüğünde dünyanın en ince otomatik mekanizmalı perpetual calendar modeliydi. 1980 yılından önce perpetual calendar saatleri seri üretime sokabilen iki marka vardı: Audemars Piguet ve Patek Philippe. Patek Philippe’in ürettiği saat oldukça güzel bir tasarıma sahip olsa da (Ref. 3448 ve 3450) kasası epey kalındı. Tam bu sırada AP farklı bir yol izlemeye karar verdi ve dünyanın en ince perpetual calendar’ını tasarlamak için kolları sıvadı. Belirtmekte fayda var, bu saat Gérald Genta tarafından değil, Jacqueline Dimier tarafından tasarlandı. Dimier, Genta ile uzun süre çalıştı ve markanın elde ettiği büyümede etkin rol oynadı.

1976’da Royal Oak’u daha feminen bir tasarım diline bürüyen de Dimier idi. 1977’deki beyaz ve sarı altın Royal Oak tasarımları da onun elinden çıkmaydı. 5402 referans numaralı beyaz altın Royal Oak için Dimier, indeks kısmında pırlanta kullanmayı tercih etti. Bu ve benzeri adımlar, sektörde Royal Oak’un liderlik koltuğuna oturmasını sağladı; pek çok koleksiyoner bu tasarımı kendi koleksiyonuna eklemek için uğraştı. Özellikle İtalyan piyasası Royal Oak’a epey yatırım yaptı. Aradan iki yıl geçtikten sonra Dimier 1979’da, az önce bahsettiğimiz perpetual calendar modelini tasarladı. Bugün bakınca oldukça standart bir model gibi görünse de, dönemin şartları düşünüldüğünde çığır açan bir tasarımdan bahsediyoruz. Takvimler 1984’ü gösterdiğinde perpetual calendar mekanizması Royal Oak tasarımına entegre edilerek sunuldu. Dimier hakkında bu kadar çok konuşmamın sebebi, 1986 yılında tanıtılan tourbillon modelinin de, onun tasarımı olması… Bahsettiğimiz saat, tasarım ve teknolojik donanım açısından oldukça etkileyiciydi. 1986’da üretilen tourbillon, AP’nin ürettiği ve yarattığı, CAD ve CNC’nin faydasını görerek ortaya çıkan ilk modeldi diyebilirim.

Sorunun ve röportajın devamını QP No:29’da bulabilirsiniz. Dergiye abone olmak için ise abone@qpmagtr.com adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.