Oris’İn Marka Elçİsİ Anna Von Boetticher

  • 154 SHARES

Kıbrıs’ta Dünya Şampiyonası’na katılan Oris’in marka elçisi Anna Von Boetticher ile rekorlarının dışında saat dünyasıyla arasındaki bağları konuştuk.

Dalış saatinizdeki olmazsa olmaz özellikler hangileri?

100 metrenin üzerinde dalış yaptığım için, saatim, derinliği fazla noktalarda da su geçirmemeli. Bu duruma suyun altındaki hareketleri eklediğimiz zaman, saat üzerindeki basınç artıyor. Bu nedenle en az 30 bar’lık basınca dayanabilecek bir saate ihtiyacım var. Ayrıca saati kolayca kurabilmem ve net bir şekilde görebilmem de önemli. Bir de eğer derinliği ölçebiliyorsam, saatim benim için güvenliğimi destekleyen kusursuz bir unsur haline geliyor.

En sevdiğiniz kadran rengi nedir?

Baştan aşağı siyah olan klasik saati seviyorum ama şunu eklemeliyim ki en sevdiklerimden biri benim beyaz Oris Aquis’im. Yazın sürekli bunu takıyorum. Şu anda parlak renkli kayışları da çok beğeniyorum. Kadranın minesindeki unsurların rengini alan hafif tonlarla birlikte iyi gidiyor. Hem çok eğlenceli hem de okyanusa ve bana çok uyuyor.

Oris’in dalgıç saatleri çok yüksek derinliklerde bile dayanıklılığından hiçbir şey kaybetmiyor.

Suyun altında olmayı nasıl anlatırdınız?

Bunu söylediğimde insanlar şaşırıyor ama en derine ulaştığım zaman, tamamen rahatlıyorum ve nefes almaya ihtiyaç bile duymuyorum. Basıncı hissetmiyorum. Stres ve acı hissim de olmuyor. Akdeniz ve Kızıldeniz’in berrak sularında 125 metre derinlikte bile her şeyi görebiliyorum. Etrafımdakileri kendime katıyorum, çoğu zaman aşağı baktığımda koyu mavi, yukarı baktığımda giderek açılan farklı bir renk görüyorum. Bu büyülü bir şey; okyanusun büyüklüğünü hissedebilmek… Orada öylece tek başına olmak inanılmaz bir duygu! Daha sonra ise, tekrar güneşe dönme zamanı geliyor.

Peki suyun altında olmayı daha önce dalış yapmamış birine nasıl tanımlardınız?

Dalmak farklı bir evrene girmek gibi. Suyun altında yaşayamıyoruz fakat orayı ziyaret edebilir, atmosfere kendimizi adapte edebiliriz!

Çocukluğunuzdan saatlerle ilgili bir anınızı hatırlıyor musunuz?

Harika bir soru! Saatlerden kendimi bildim bileli hep etkilenmişimdir. Babamın her gün saatini kuruşunu net bir şekilde hatırlıyorum; ben ve erkek kardeşlerim hep sorardık “Biz de yapabilir miyiz?” diye. Bana aldığı ilk saat ABD seyahatinin dönüşünde getirdiği mekanik ve ortasında Mickey Mouse olan bir saatti. Ben de her gün onu kurmak zorundaydım ve bu harikaydı!