Patek Philippe’İn CEO’su Thierry Stern

  • 185 SHARES

Thierry Stern, 1990’dan beri saat yapımcılığının içinde. Patek Philippe’in köklerine olan bağlılığından gurur duyuyor; şimdi ve gelecek ikilemindeki yarışın geçmiş değerlerin önüne geçmesine izin vermiyor. Tek gayesi, sonraki kuşaklara emanet etmek üzere mükemmel saatler yaratabilmek.
Röportaj Beran Toksöz

QP:  Dördüncü jenerasyon olarak, aile işinizi yürütürken taşıdığınız sorumluluğu nasıl tanımlarsınız?

Thierry Stern: Aynı stratejiyi kuşaklar arasında uyumlu bir şekilde sürdürebilmek, en zorlu sorumluluk bence. Örneğin, kimse babamla aramda farklılık olduğunu düşünmemeli. Markalarda yeni bir CEO yönetime geçtiğinde, çoğunlukla, kendisinin daha iyi olduğunu göstermek için yepyeni stratejiler geliştirdiğini görürsünüz. Ama Patek Philippe’te durum tam tersi; köklü stratejimizi hep korumalıyız. Aynı şekilde markanın bağımsızlığını da… Çünkü bu özgürlük, marka ve müşteri için doğru olduğuna inandığımız şeyi yapmamıza imkan sağlıyor. Ayrıca büyük gruplarla karşı karşıyayız; Swatch, Richemont, LVMH… İşim, onlardan önde olmamızı sağlamak ve bence karmaşık bir görev üstleniyorum.

QP:  Saat yapımcılığı dışında başka bir iş yapmayı düşündünüz mü hiç?

Thierry Stern: Hayır. Saatler her zaman ilgimi çekiyordu ve gençken de ileride bu işi yapacağımın farkındaydım. İlk başlarda daha çok tasarım tarafındaydım, mekanizmayı anlamak için sonradan uğraştım. Saat yapım ustası olmadım ama mekanizmanın nasıl kurulduğunu, saat yapımındaki inceliği öğrendim.

QP:  Oğullarınız sizi örnek alıyorlar mı?

Thierry Stern: Hiçbir fikrim yok. Tek hayalim mutlu olacakları şeyleri yapmaları. Patek Philippe’te de durum çok benzer; istediğini yapabilirsin ama doğru yapmalısın. Ve öğrenmeye açık olmalısın. Bunu çocuklarıma da söylüyorum: “Okulda çalışmalısınız, kibar olmalısınız, iyi eğitim almalısınız ve yönünüzü sonra seçmelisiniz.” Neticede benim değil, onların hayatı… Kimseyi hiçbir şeye zorlamamalısınız. Aile meseleleri yüzünden kapanan pek çok şirket var. Biz onlardan ders alıyoruz; eğer kızını veya oğlunu senin işini yapması için zorlarsan, şirketin asla başarılı olamaz. Tam tersini yapmalısın; bırak istediklerini denesinler. Geri geldiklerinde ise -ki geliyorlar- akıllarındaki soruları cevaplamalısın. Ben onları gelmeleri için zorlamayacağım. Kendileri karar vermeli. Ama tabii saat yapımcılığıyla ilgilenirseler çok mutlu olurum!

QP:  Lüks segmentte aile şirketi olmak avantaj mı, yoksa dezavantaj mı?

Thierry Stern: Büyük gruplardaki yöneticiler iyi olduğunu düşündükleri adımları, bazen hissedarlar yüzünden atamıyorlar. O yüzden kesinlikle avantajlıyız; bu durumun en önemli yansımalarından biri de, 150. yıl dönümü için ürettiğimiz Calibre 89. Yaratım süreci 10 sene sürdü. Düşünün ki 10 sene hiç para kazanmıyorsunuz ama aynı zamanda en üst düzeydeki ustalığı ve tutkuyu besliyorsunuz. Bu benim alabildiğim bir riskti, zira söz konusu kendi paramdı. Bir grup firmasında ise böyle bir projede kar kaybı işin içine girer, plan kimsenin ilgisini çekmez ve gerçekleştiremezsiniz. Bu yüzden kendimi de avantajlı hissediyorum, manipüle edilemeyeceğimi herkes biliyor.

QP:  Gelecekte saat yapımcılığı endüstrisinden ve Patek Philippe’ten beklentileriniz neler?

Thierry Stern: Aslında beklentilerim yalnızca koleksiyonlara göre değişiyor. Piyasa sertleştikçe daha dikkat çekici tasarımlar sunmanız gerekiyor. Son zamanlarda saat sektörüne yapılan yatırımların çoğu durmuş olsa da, ben bunun işime yaradığını düşünüyorum. Çünkü böyle bir dönemde bile Patek Philippe’in aynı kazancı -hatta belki daha fazlasını- sağladığını gösteriyoruz herkese. Yıllık üretimimiz için toplamda 58 bin adet saat ürettik ve gidişata bakarak söyleyebiliyorum ki, hepsini satacağız. Eğer yıl sonuna kadar satışlar böyle devam ederse 2015 bizim için müthiş geçmiş olacak. Bu başarının, tasarım dışında, kaliteyle ve satış sonrası müşteriye sağlanan hizmetle de bağlantısı var.

QP: Euro ve dolar arasındaki ilişki saat piyasasını nasıl yönlendiriyor?

Thierry Stern: Hepimizi ilgilendiren bir problem bu… Sonuçta otomobil gibi başka piyasalar da etkileniyor. Evet bizim için kötü, ama öte yandan eşitlik sağlıyor, insanlar fiyatlardan ziyade gerçek değerlere yönelmeye başlıyor.

QP: Beklentiler sizin tasarımlarınızı nasıl etkiliyor?

Thierry Stern: Beklentileri anlamak için sık sık seyahat etmem gerekiyor çünkü dünyanın her yerinden Patek Philippe’le ilgili farklı düşünceleri duymam şart. Böylece geri bildirimleri, insanların ne istediklerini doğrudan öğrenebiliyorum. Zor olan ise, duyduğum tüm bu fikirleri ve istekleri tek bir saate aktarmakta…

Solda: 175. yıldönümü için üretilen Grandmaster Chime Ref. 5175R. Sağda: 150. yıldönümü için üretilen Calibre 89

Solda: 175. yıldönümü için üretilen Grandmaster Chime Ref. 5175R.
Sağda: 150. yıldönümü için üretilen Calibre 89

Ref. 5970J

Ref. 5970J

QP: O halde, eğer bir tek Patek Philippe saati seçmek zorunda kalsaydınız, bu hangisi olurdu?

Thierry Stern: Sarı altın bir 5970. Aynı mekanizmaya sahip diğer tasarım 3970 her koleksiyonerin gözdesi ve bu ikonu alıp yeniden tasarlamak unutamadığım anılarım arasında. Çok da uzun sürmüştü. Bugün baktığımda ise yüzde 100 başarılı olduğunu görüyorum.

QP: Yeni modellerdeki ilerlemeyi senelik olarak nasıl planlıyorsunuz?

Thierry Stern: Hem tasarımı, hem mekanizmayı geliştiriyoruz. Her yıl Basel’de iki teknik yenilik sunmayı hedefliyoruz. Eğer çok komplike bir şey geliştirdiysek, o zaman bir tane sunuyoruz. Buna ek olarak, renk ve kadran bağlamında daha canlı olmasını istediğimiz ve tasarım üzerine odaklandığımız iki ayrı bölüm de var.

QP: Basel’de Calatrava Pilot Travel Time modeli çok dikkat çekti, o fikir nasıl doğdu?

Thierry Stern: Bu modelin çok konuşulacağını tahmin etmiyordum, split-seconds chronograph’ın öne geçeceğini bile düşünüyordum, yanıldım! Ben insanları şaşırtmayı seviyorum. Onlar da şaşırmak istiyorlar çünkü diğer markaların önümüzdeki sene ne çıkaracağını tahmin etmek gayet kolay. Benim işim de yeni ve beklenmedik fikirler bulmak. Calatrava Pilot Travel Time bunun bir mükafat örneği gibi. Aklımda pilot saati yapmak yoktu, bugün öyle bir saati takacak pilot da yok. Pilot olmadan bu modeli nasıl üretebileceğimizi düşündük, arka koltukta oturan yolcuyu hayal ettik ve ikinci ülke saatini gösteren bir özellik ekledik. Calatrava bir pilot saati, fakat pilotlar için üretilmedi. Ama belki de yardımcı pilotlar içindir!

QP: Müzayede, tüketici, sosyal medya ve marka itibarı anlamında Patek Philippe’i diğerlerine göre eşsiz yapan unsurlar neler sizce?

Thierry Stern: Kalite ve inovasyon en önemli noktalar. Bunlar güvenilirliği sağlıyor; Patek Philippe yaptığı şeyleri söyleyen bir marka. Bu yüzden insanlar saat yapımcılığındaki uzmanlığımıza güveniyor. Başka şeyler yapmayı hiç denemiyoruz, farklılık peşinde değiliz ve sadece saatlere odaklanıyoruz. Mekanizmanın hassasiyetinin harika olması için çalışıyoruz. Patek Philippe’in gücünün ve bilincinin de mekanizmadan kaynaklandığını düşünüyorum, yalnızca tasarımdan değil. Müzayedelerde, Patek Philippe, koleksiyon devamlılığı yaratan bir kimlik olarak görülüyor. Koleksiyoner eğer bir Nautilus  alıyorsa, daha sonra çıkan yeni Nautilus’larla bağlantı kurabiliyor. Bu durumu Porsche’ye benzetiyorum. 911 modelini hep hatırlıyorsun ama aslında arabayı sürekli çağdaş yorum katarak geliştiriyorlar. İnsanlar da bizden bu harika gelişim sürecini bekliyorlar.

QP: Londra’daki Saatchi Gallery’de düzenleyeceğiniz sergi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Thierry Stern: Her etkinlikte yeni bir şey öğreniyoruz. Londra’nın bu nedenle Dubai ve Münih’ten daha iyi olacağını düşünüyorum. Ben Londra’ya gayet hazırım. Sektör için de bu etkinliğin şimdiye kadarki en iyisi olacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Bizim gibi başka bir marka yok çünkü geçmişleri bu kadar kuvvetli değil, olsa bile çoktan unutmuşlardır…

Patek Philippe’in müzesinde yer alan pilot saatleri PO844 ve P1655.

Patek Philippe’in müzesinde yer alan pilot saatleri PO844 ve P1655.

Yeni çıkan Calatrava Pilot Travel Time Ref. 5524G.

Yeni çıkan Calatrava Pilot Travel Time Ref. 5524G.

QP: Peki, 175 yıllık geçmişin Patek Philippe’e sağladığı katkı nedir?

Thierry Stern: 175. yıla ithafen ürettiğimiz Grandmaster Chime, sahip olduğumuz kabiliyeti her anlamda gösterdi. Geçmişten gelen yeteneği, biriken bilgiyi ve gelecek için planlanan gelişim anlayışını… Grandmaster Chime, Patek Philippe’i, saat yapımında dinamik, geleneklerine bağlı ama aynı zamanda inovatif bir yere yerleştirdi, yeniden. Bu sırada uluslararası iletişime de çok önem verdik. Ben 175.’den bir sonraki yılı düşündüm esasen. Yıldönümü kutlaması anlık mı olmalı, yoksa onu stabilize edebileceğin bir etkiye dönüştürmeli misin? Bunu değerlendirerek böyle başarılı bir koleksiyon yarattık.