QP Türkiye - Leading Luxury Journal

QP, saatler konusunda dünyanın en iyi gazetecilik ve en heyecan verici canlı etkinlikleri için bir merkezdir. QP dergisinin online websitesidir.

Yeni saat

EXPLORER’IN YENİ JENERASYONU

Oystersteel çelik ve sarı altının kombinlendiği Rolesor versiyonu ile yeni Oyster Perpetual Explorer, 1953 yılında ilk kez tanıtıldığındaki 36 mm’lik kasa çapına dönüş yapıyor.

29 Mayıs 1953’te Sir Edmund Hillary ve Tenzing Norgay’ın ilk Everest Dağı tırmanışlarında deneyimledikleri Explorer modeli, rüştünü olabilecek en ekstrem kondisyonlardan birinde ispat etmesiyle Rolex’in İsviçreli şık bir saat manüfaktüründen çok daha fazlası olduğunun dönemdeki örneklendirmelerinden yalnızca biriydi.

Yeni tanıtılan Oyster Perpetual Explorer’da ise 1953’te yakalanan bu başarının bazı temel kriterleri referans alınıyor. Kasa çapı olarak bu dönemdeki 36 mm’lik seçime sadık kalınan yeni modelde, Oystersteel çelik ve sarı altının kombinlendiği, manüfaktürün 1933 yılından bu yana kullandığı Rolesor versiyonuyla rafineleştirilip, gündelik kullanım için optimum bir hale getiriliyor. Lake siyah kadranında, model ile özdeşleşen belirgin 3,6 ve 9 rakamları ve ibreler, karanlık ortamlarda görüşü kolaylaştırmak adına Chromalight teknolojisi ile tamamlanmakta. Saatin fonksiyonları arasında Explorer ruhuna sadık kalmak ve hassasiyet meselesinin altını çizmek adına “saniye senkronizasyon” mekanizması da bulunuyor. Tasarım, manüfaktür üretimi 70 saatlik bir güç rezervi olan otomatik kurmalı calibre 3230 ile çalışıyor ve 100 metreye kadar su geçirmezliği bulunuyor.

Tasarım

MİKRO BLOKLAR

Tasarımlarını modanın dışına çıkartarak eğlenceli konseptler geliştiren Saint Laurent Rive Droite’nin son triosu: palmiye ağacı, French bulldog ve gitar.

Saint Laurent’nin kreatif direktörü Anthony Vaccarello, hatırlayacağınız üzere 2019 yılından bu yana Parisli masion ile birlikte modadan bağımsız olarak yarattıkları tasarımlarını Saint Laurent Rive Droite’de sergiliyor. Paris ve Los Angeles’ta bulunan konsept butikleri ile çoğunlukla retro görünümlü tasarımlara yer veren ortaklık son olarak Japonya menşeli Nanoblock ile iş birliği içerisinde.

Palmiye ağaçları, French bulldog ve yıldız şeklinde gitar tasarımları ile sunulan koleksiyonun her bir parçasında ayrı bir zorluk yatıyor. Hassas ve detaycı olarak tanımlayabileceğimiz Nanoblock tasarımlarına eklenen Anthony Vaccarello ve Saint Laurent isimleri, parçaların oyuncaktan çok daha fazlası olduğunu kanıtlar cinsten. Her üç tasarıma da 60 sterline Saint Laurent’nin web sitesinde satışta.

Moda

NATÜREL İLİŞKİ

İtalya’daki naylon ve plastik şişelerinin yeni bir işlevi var: Emporio Armani’nin sürdürülebilir tasarımlarında yer almak.

Sürdürülebilirlik, bir süredir neredeyse her alanda karşımıza çıkıyor. Tasarımdan üretim aşamasındaki değişikliklere kadar bu nosyonun farklı perspektifteki değişkenliklerine tanıklık ediyoruz. Bir önceki cümlemize verebileceğimiz yeni bir referans da moda sektörü tarafından. Prada Re-Nylon koleksiyonu ya da Chanel’in Mission 1.5° hedefleri derken Emporio Armani de bu akıma son olarak İlkbahar / Yaz 2021 koleksiyonu ile katılıyor.

Başta kullanılan kumaş ve üretim sürecinin ekolojiye en az şekilde zarar vermesi adına geliştirilen araştırmaları tasarımları ile birleştiren marka, sürdürülebilirlik ve işlevsellik arasında ortak bir payda yaratıyor. Böylece doğa, su ve vücut arasındaki ilişkiden hareketle temasını oluşturan koleksiyonda mavi ve beyaz renklerinin ağırlıkta olması şaşırtmıyor. Ayrıca, tasarımlardaki kumaşlar İtalya’daki naylon ve plastik şişelerin geri dönüşümünden elde ediliyor.

GÜNCEL İÇERİKLER

Tasarım

CARAN D’ACHE’IN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK MOTTOSU

Kalemlerin üretimi sırasındaki talaşlardan tekrar bir kalem üretme fikrini hayata geçiren Caran d’Ache, sürdürülebilirlik meselesini de kendi içinde çözmüş oluyor.

Sürdürülebilirliğin bir opsiyondan çok gereklilik olduğu günümüzde, sevdiğimiz markaların bu nosyonu yorumlama biçimleri de konuya farklı açılardan bakmanın önünü açıyor. Caran d’Ache’ın kült titrini hak eden modeli 825’in, markanın kalem üretimi sırasında ortaya çıkan talaşlardan üretilen yeni versiyonu ise kalem koleksiyonuna gönül rahatlığıyla bir adet daha eklemek isteyenler için değerlendirilmesi gereken ilk model.

%60’ı talaş ve selüloz gibi Caran d’Ache üretim zincirinin bir parçası olan ekolojik doğal malzemeler ile üretilen yeni tasarım, markanın sürdürülebilirlik meselesini kendi içinde çözdüğü için de ayrıca önem teşkil ediyor. Talaşlar markanın renkli kalemlerinin üretimi sırasında biriktiriliyor ve tükenmez kalemin gövdesi ve butonunda kullanılıyor. Kalemin paketlemesinde de ekolojik standartlar sürdürülüyor ve materyal olarak %100 geri dönüştürülmüş mukavva seçiliyor.

Yeni saat

BRONZ YANSIMALAR

Bell & Ross’un yeni modeli BR 03-92 Diver Red Bronze, dalış saatleri ile özdeşleşen renk skalasına yeni bir antitez sunuyor.

BR 03-92 koleksiyonuna yeni eklenen Diver Red Bronze, Bell & Ross’un dalış saatleri özelinde kırmaya çalıştığı renk algısının en yeni örneği. Diver koleksiyonun tümünde aslında bu tasarım nosyonu hakim. Manüfaktür, hem denizde hem de karada kullanılabilecek bir tasarım vizyonu ile konfigüre ettiği modelleri, klasik lacivert ve mavi renk skalası ile sınırlandırmayıp modernize etmesiyle biliniyor. BR 03-92 Diver Red Bronze’da, adının ele verdiği üzere, 42 mm’lik kasa materyal seçimini bronzdan, bezel ve kadran rengini ise kırmızıdan yana kullanıyor.

Sadece 999 adet üretilen saat, otomatik kurmalı calibre BR-CAL.302 ile çalışıyor. Kahverengi deri kayışının yanı sıra siyah kauçuk bir alternatife de sahip modelin 300 metreye kadar su geçirmezlik özelliği bulunmakta.

Sanat

PARİS’İ YENİDEN KEŞFETMEK

Musée du Louvre’u ziyaret etmek hiç bu kadar basit ve kolay olmamıştı çünkü müze tüm sanat koleksiyonlarını dijital platforma taşıyor.

Geçtiğimiz sene bu zamanlarda evde vakit geçirmenin binbir türlü yolunu arıyorduk. Düzenlenen kütüphaneler, fazlalıklardan kurtulan gardıroplar, totalde bir fırın üretimine denk gelecek ekmek yapımları ve tabii ki yoga. Ayrıca bu periyot içerisinde ekranlarla olan iletişimizin artması, dijitalleşmenin en büyük adımı olarak karşımıza çıktı. Ancak geçtiğimiz Nisan ayına kadar sergileri sanal bir şekilde ziyaret etmek aklımızın ucundan geçer miydi? Bu soruya farklı perspektiflerle yaklaşılsa da, birçok müze fiziki şartlarda görebileceğimiz seçkilerini dijital ortamda sunmaya karar verdi. Fakat bu listenin içerisinde Musée du Louvre yoktu, ta ki bugüne kadar.

482.000 çalışmadan oluşturulan veri tabanı Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Çince dil seçeneği ve interaktif bir harita sunuyor. Uzmanlar tarafından düzenli olarak güncellenecek olan web sitesi, tabiri caizse ziyaretçilerin bir odaya girmek için saatlerce beklemelerine gerek kalmadan müzeyi dolaşabilmelerine olanak sağlıyor. Tercihinizi, Musée du Louvre’u dijital olarak gezmekten yana kullanmak isterseniz, collections.louvre.fr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Moda

TEKNİK ATIŞ PUANI

Asher Golf’un ilkbahar koleksiyonundaki eldiven tasarımları görsel bütünlük ve kavrama kabiliyeti ile eşleşiyor.

18 parkuru en az vuruşla tamamlamakla yükümlü olduğunuz golf sporunda rakibiniz bir başka değil, golf sahasının kendisi oluyor. Rüzgar yönünü kontrol eden işaret parmakların izinde delikler arası yolcukların arasında vakit geçiren isimler arasında Amerikan başkanları da yer alıyor. Öyle ki, son 19 başkanın 16’sı golf ile ilgileniyordu. Hatırlayacağınız üzere Trump seçimi kaybetmesinin hemen ardından soluğu golf sahasında almıştı. Hemen hemen bütün başkanların oynadığı golfe, beklenildiği üzere Joe Biden da dahil oluyor. Bir gusto olarak tanımlayabileceğimiz bu spor dalını aynı zamanda moda ve tasarım nosyonları ile de buluşturabiliriz. Tıpkı estetik ve yıpranma payına dikkat eden Asher Golf’un eldivenleri gibi.

Asher Golf 2021 İlkbahar koleksiyonunu üç farklı renk etrafında şekillendiriyor. Kadın ve erkek modellerinin her biri AAA Cabretta deriden üretilirken, hassas uyum teknoloji sayesinde de golf sopasını daha iyi kavramanıza olanak sağlıyor. Bu sayede daha etkili bir oyun çıkaracağınızı savunan eldivenler atışlarınızdaki estetik görünüme değinmeyi de ihmal etmiyor.

Moda

ETRO’NUN YEŞİL SAHA STRATEJİSİ

Etro’nun AC Milan takımına özel olarak tasarladığı seyahat aksesuarlarını futbol takımından biriymişcesine kullanmak artık mümkün.

2020-2021 futbol sezonu için AC Milan futbolcularına eşlik eden Etro seyahat aksesuarları, limitli bir koleksiyon ile artık takım hayranlarının da sahip olabileceği tasarımlar haline geliyor. Bir seyahat çantası, sırt çantası ve bakım çantasından oluşan üç parçalık koleksiyon, marka ile özdeşleşen şal desenine baskılı deriden tasarlanıyor. Modelleri enteresan kılan ise AC Milan renklerinde çizgiler ile detaylandırılmasının yanı sıra, ad ve soyadlarının baş harflerinin de tasarımlara entegre edilip kişiselleştirilebiliyor olması. Ayrıca, gerçek bir AC Milan taraftarıysanız, en sevdiğiniz oyuncunun forma numarasını da bu aksesuarlara entegre edebilmeniz bile olası. Seyahat kısıtlamalarının azalacağının hayalini kurarken, motivasyonunu yükseltmek isteyenler için tasarımlar seçili Etro butiklerinde satışta olacak.

Sanat

DUVARI OLMAYAN MÜZE

Riyadh Art Program, 60’dan fazla sanatçıyı tek bir noktada birleştirerek Riyad’ı sanat galerisine çeviriyor.

12 Haziran’a kadar ziyaret edebileceğiniz Riyadh Art Program farklı disiplinlerdeki sergileri, çeşitli konuşma ve atölye çalışmalarından oluşuyor. Bu doğrultuda 20 ülkeden 60’tan fazla sanatçının farklı bakış açılarını Under One Sky teması ile işleyen program, büyük ölçekli enstalasyonlar da dahil olmak üzere 60 esere yer veriyor. Daniel Buren, Carsten Höller, Lucio Fontana, Yayoi Kusama, Urs Fischer, Dan Flavin ve Robert Wilson gibi isimlerin çalışmalarının da yer aldığı festivalde aynı zamanda münazara, tur, sunum, sinema ve müzik etkinlikleri ile birlikte çok yönlü etkileşim sağlanıyor. Riyadh Art Program bir parçası olan ışık ve sanat festivali Noor Riyadh ise sanatın evrensel diline değinerek, ışık kavramının umudu sembolize ettiğini savunuyor.

Teknoloji

MODERN İZOLASYON

Bang & Olufsen’in son edisyon kulaklığı Beoplay HX bulunduğunuz ortamı sessize alıyor.

Çok değil, 2004 yılına kadar günümüzün belli bir kısmını kördüğüm olmuş kulaklık kablolarını çözmek için ayırıyorduk. Kablosuz kulaklıkların konforu ve kullanım oranlarımızın artışı arasında bir bağlantı var mıdır bilinmez fakat kulaklıklar hem tasarım hem de teknik açıdan bir çağ atladı diyebiliriz. Günümüzde kulaklıkların artık başka bir misyonları daha var: bulunduğunuz ortamdan soyutlama. Dünya ile iletişiminizi koparırken zihninizden geçen estetik açıdan tatmin edici bir kulaklık ise, Bang & Olufsen’ın Beoplay HX Wireless mutlaka incelenmeli.

Günlük kullanım için tasarlanan Beoplay HX, 35 saatlik pil ömrüne sahip- ki bu da kulaklığı şarj etmeden beş gün boyunca kullanabileceğiniz anlamına geliyor. Mümkün olan en iyi bas performansını sağlamak için özel tasarlanmış iki 40 mm hoparlör sürücüsü ile model aynı zamanda yeni nesil Digital Adaptive Active ile geliştiriliyor. Gürültü engelleme özelliği ile tamamen ses deneyimine odaklanan Beoplay HX markanın önceki kulaklıklarına göre çok daha hafif. Yumuşak kuzu derisi, cilalı alüminyumun ile birleşen tasarım siyah antrasit, kum ve ahşap olmak üzere üç farklı renk seçeneği sunuyor.

Yeni saat

LEGACY MACHINE’İN 10. YAŞI

MB&F’in kendi ölçütlerinde görece klasik kabul ettiği modeli Legacy Machine, 10. yaşını iki yeni limitli edisyonu ile kutluyor.

MB&F’in yuvarlak kadranlı ilk modeli Legacy Machine No.1, manüfaktürün diğer tasarımları ile kıyaslandığında form ve fonksiyonları sebebiyle nispeten klasik kabul edilen bir saatti. 10 yaşını dolduran LM1, bugün hala kimileri için yüksek saatçilikte cesur bir yaklaşım olarak kabul edilebiliyor. Günümüzde dört farklı Grand Prix d’Horlogerie de Genève ödülüne layık görülmüş tasarımın yıldönümü için tanıtılan LMX koleksiyonu, iki farklı yeni jenerasyon Legacy Machine’den oluşuyor. Koleksiyonun isminin sonundaki X, Roma rakamıyla 10’u sembolize ediyor.

Biri yalnızca 33, diğeri ise 18 adet üretilen limitli edisyon saatler, markanın kurucusu Maximilian Büsser’in deyimiyle “stereoid’li LM1’ler” olarak lanse edilmekte. 44’mm’lik kasa çapına sahip modelde kasa materyali olarak titanyum veya kırmızı altın seçilebiliyor. LMX koleksiyonu kadranlarında belirgin ölçüde LM1’in görsel düzeneğine ve fonksiyon opsiyonlarına sadık kalıyor.  Kadranın üç boyutlu hissiyatı, safir kubbeli camı ve yeni eklenen yarım küre şeklindeki güç rezervi göstergesi ile vurgulanıyor. Çift zaman göstergesine iki farklı alt kadranda yer veren modeller, 7 günlük güç rezervine sahip elle kurmalı ve yine üç boyutlu manüfaktür üretimi bir kalibre ile çalışıyor. Kasa rengine göre belirlenen timsah derisi kayışlar ise belki de saatlerin en klasik kabul edilebilecek detaylarından.

QP Seçti

BİR İDEAL OLARAK PROVENCE

Assouline’in seyahat serisinin en yeni üyesi “Provence Glory”, bölgenin çok yönlülüğüne odaklanarak sayfalara sıkıştırılmış bir seyahat turu vadediyor.

Güney Fransa’nın her şehri ve kasabasında farklılıklar sunabilen bölgesi Provence, Assouline’in seyahat edilemeyen dönemlerde okuma yoluyla avunmayı sağlayan seyahat kitapları serisinin en son durağı. Yazarlığını François Simon’un üstlendiği kitap, 312 sayfada tüm Provence’i gezmişsiniz hissiyatı yaratabiliyor. Bölgenin deniziyle ünlü Marsilya ve lavanta tarlaları ile bilinen Valensole gibi  favori durakları, kitapta klişeleştirilmeden detaylandırılırken, Provence’ın sanat ve sanatçılar ile olan ilişkisi de büyük bir kısım ayrılıyor. Cézanne, Van Gogh, Matisse ve Picasso gibi isimlerin işlerinde çokça yer verdikleri bölgeye has ışık, kitabın fotoğraflarına da yansımakta.

Aynı zamanda ev sahipliği yaptığı birçok kültür-sanat festivali de Simon tarafından incelenen başlıklardan. Rencontre d’Arles, Gestival d’Avignon ve Festival d’Aix-en-Provence, kitap aracılığıyla daha fazla bilgi sahibi olabileceğiniz festivallerden sadece birkaçı.

Otomobil

DİNAMİK SİLÜET

İngiliz mühendisliği ve tasarım vizyonunda Bentley Continental GT Speed’in 2021 edisyonun bazında yeni görünüm ve performans var.

A noktasından B noktasına götürmenin ötesinde bir statü belirteci olarak da tanımlayabileceğimiz otomobilleri aynı zamanda coğrafya bazlı stil ve teknik göstergelerinde de değerlendirmek mümkün. Öyle ki, İtalyan tasarım perspektifini yansıtan modellerden Alman mühendislik fonksiyonelliğine kadar genişletebileceğimiz çemberimize bir de İngiliz standartları ekleniyor. Her bir ülkeyi ayrı ayrı detaylandırmak bir kenara, söz konusu İngiliz performansı olduğunda Bentley’i düşünmemek neredeyse imkansız.

2003 yılında ilk kez tanıtılan Bentley Continental GT, yirmi yılla yakındır tasarım ve teknik  birleşimde standartların üstünde bir performansa sahip. Marka 2021 yılı içinse modelin geçmiş çizgilerinde minör makyajlar yaparken performans alanındaki yeniliklerini duyurdu. Modelin Speed versiyonu, Continental GT’nin 6.0 litrelik W12 motorundan daha fazla güce sahip. Güç değerini 25 beygir artırarak 650 beygire, tork değeri ise 900 Nm’e ulaşıyor. Bu yenileme sayesinde, 0-100 km/s hızlanmayı 3.5 saniyede gerçekleştirirken maksimum hız değeri de 355 km/s olarak belirleniyor. Neticede, geçtiğimiz günlerde Bentley tarafından markanın “en dinamik” modeli olarak tanıtılan Bentley Continental GT Speed, tezini bir nevi kanıtlamış oluyor.

Sanat

EVRENSEL BİRLİKTELİK

Christie’s 30 Mart’ta satışa sunacağı Caillebotte to Calder: Itinerary of a Passion seçkisi ile Paris’in sanat tarihini irdeliyor.

Her şehrin kendisi ile özdeşleşmiş disiplinleri vardır. Sanat bakış açısı ile bir önceki cümlemizi mercek altına alacak olursak Fransa’yı bu denkleme dahil edebiliriz. Penceremizi biraz daha daraltıp spesifik olarak yirminci yüzyılın ilk yıllarından ve de modern sanattan bahsettiğimiz de ise School of Paris fenomeni ile karşılaşırız. Öyle ki, 19. yüzyılda Paris başta olmak üzere Fransa, empresyonizm ve post-empresyonizmin yenilikleri ile sanat nosyonun merkezi haline geldi. Modern sanatın özellikle de fovizm, kübizm, soyut sanat ve sürrealizm akımlarının doğdu yer olan Paris böylece ekol isim ile eşleşti.

Christie’s, Paris’in empresyonizmden School of Paris’e uzanan sanat anlayışını Caillebotte to Calder: Itinerary of a Passion ile bir araya getiriyor. 19. yüzyılın sonlarına ait birçok eseri bir araya getiren seçki Gustave Caillebotte, Edgar Degas, Jacques Majorelle gibi isimlere yer veriyor. Seriye Alexander Calder ve Raoul Dufy’e benzer Savaş Sonrası’nın bilinen sanatçıların da entegre olduğunu eklemekte fayda var.

GÜNCEL

36. SAYI ÇIKTI

QP Türkiye’nin yeni sayısı çıktı. Kapağında, saat tasarımcılığını bir meslek dalı haline getiren ilk isim Gérald Genta odağında, Bulgari’nin titanyum kasalı ve antrasit timsah derisi kayışlı Gérald Genta Arena Bi-Retro Sport modelinin sanatçı Derek Abella tarafından yorumlanmış versiyonuna yer veren 36. sayıya info@qpmagtr.com adresine e-mail atarak ulaşabilirsiniz.

Toplumsal bir panelde karşılaşacağınız klasik sorulardan olabilir: Çağdaşlık kıstasları nelerdir? Öte yandan bulunduğumuz coğrafya gereği sıklıkla gündelik yaşamın her anında bile soruyor olabiliriz kimilerimiz… Biz de 36. sayımızda böylesi bir medeniyet çemberi etrafında dolaşıyor; ideal seviyeye en azından birey bazında nasıl çıkılır, nasıl ilerlenir, işte bunu sorgulamaya çalışıyoruz. Saat rotasında, pek çok markaya tarihi etkiler bırakmış, pek çok isme ilham vermiş, yüksek saatçilik haritasının kreatif ekolü Gérald Genta (sf. 30) var. Tasarım tarafında, multi-titre sahip Piero Lissoni (sf. 38). Bu sayfalarda, Piero’ya en sevdiği tasarımını sorduğumuzda verdiği “yarın tasarlayacağım” cevabı, Genta’nın aynı soruya “tasarlamak üzere olduğum” cümlesini anımsatarak, güzel bir tesadüfle yankılanıyor. İlk kez adım attığımız sinema kategorisinde ise (sf.70), aksiyon filmlerinin insanlık ve toplum hakkında söylediklerine bakıyoruz: özellikle hareketin ve her daim ilerlemenin önemini vurgulayan western filmlerini bu sayıda es geçemezdik. Değişimi, aksiyonun bir versiyonu olarak görmenin bizi kurtaracağını düşünerek, bir de sürdürülebilirlik dosyası (sf. 54) hazırladık. Yüksek saatçilik manüfaktürlerinde sürdürülebilirlik üzerine çalışılan konseptler, üretim bandında birer tradisyona dönüşebilecek mi? “Yeni normal” seyrinde elbette bu sorunun cevabını da keşfedeceğiz. Şimdilik, kişisel üretimlerimizi nasıl “ilerletebiliriz,” onu da düşünelim.