MANEJ AMAZONU

  • 16 SHARES

Binicilik kulübünde yaşayan Ceylan Avinal -Steinbeck’in ata binenlere atfettiği karizmasıyla- hayatına işleyen atlı spor prensiplerini paylaşıyor.

Ceylan Avinal, 2010’dan bu yana uluslararası dresaj yarışmalarında Türkiye’yi temsil ediyor. 5* Grand Prix’de yarışan milli sporcu, pek çok kez dünya kupasına katıldı. Şimdi İstanbul’da her seviyede binicilik eğitimi veren kendi işinin başında. Biz de Avinal ile S International Equestrian Center’da (SIEC) buluştuk.

QP: John Steinbeck, at üzerindeki bir insanın hem bedenen, hem de ruhen, kendi ayakları üzerinde duran bir insana kıyasla daha büyük olduğunu söyler. Kendisine katılıyor musunuz?

Ceylan Avinal: Hatta bu durum daha iyi nasıl ifade edilirdi bilemiyorum. Ata bindiğiniz zaman, vücut ve ruh yekpare hale geliyor. Bu zamanla var olan bir hissiyat olsa da, sahip olduğunuz zaman inanılmaz bir duygu olduğunu keşfediyorsunuz. Benim için atlar büyülü hayvanlar. Bazen onlarda kendi yansımamı görüyorum, her ne kadar gizlemeye çalışsam da hissettiğim şeylere karşı tepki verdiklerini hissedebiliyorum.

QP: The Guardian’da açıklanan bir araştırmaya göre, atların pozitif ve negatif insan mimiklerini ayırt edebildikleri iddia ediliyor. Ama zaten işin bilimsel kısmı bir kenara, atların duygusal hayvanlar oldukları aşikar. Siz, atlarla nasıl iletişim kuruyorsunuz?

CA: Çok basit. Sanki başka bir insanla konuşuyormuşum gibi iletişim kuruyorum. Hatta bazen Flemenkçe konuşuyorum ki başkaları bizi anlamasın. İşin profesyonel kısmından başlayacak olursam da, aslında onlarla iletişim kurmak gayet kolay. Öncelikle iki tarafın da birbirini bir şekilde ödüllendiriyor olması lazım, siz onun sizi iyi temsil etmesini istiyorsunuz, o da sizin onu ödüllendirmenizi istiyor. Karşınızdaki hayvandan doğru cevabı alana kadar, aradığınız cevabın peşinden gitmelisiniz. Doğru cevap geldiğinde onu ödüllendirmek, bu durumu onun hafızasına kazıyacaktır. İşin duygusal tarafı ise, dediğim gibi. Duvarlarınızı indirip en duygusal ve naif halinizle bir ata yaklaştığınızda, sizin ne demek istediğinizi vücut dilinizden anlayacaktır.

QP: Yarışlarda partnerinize güvenerek hareket etmek, her zaman risk aldığınız anlamına geliyor, ki bu durumda partneriniz bir at. Dresajı göründüğünden daha zor kılan element bu mu?

CA: Sadece dresajı değil, atlı sporların tamamını riskli kılan detay bu; ama kendi içerisinde kıyasladığımda dresajın en zor disiplin olduğunu söyleyebilirim. Bir kere her şeyden önce, bilmeniz gereken onlarca teknik var. Bu sürekli antrenman yapmanızı ve deneyim edinmenizi gerektiriyor. Totilas’ın başına gelenleri hepimiz biliyoruz, kendisi dünyanın en iyi dresaj atı olarak biliniyordu, Hollanda’dan 15 milyon euro karşılığında satın alındıktan sonra çıktığı ilk yarışta, bu unvanı yerle bir oldu. Yani demeye çalıştığım şey şu ki, konu sadece at ve eğitmen arasındaki ilişkide bitmiyor.

QP: Kendinizi bu zorluklar yüzünden mi ‘Grand Prix amazonu’ olarak tanıtıyorsunuz?

CA: Grand Prix o kadar zor bir yarış ki… Katılmadan ve sonuna kadar mücadele etmeden kimse anlayamaz. Yarışın kendisi, Grand Prix başlığı altında toplanan bütün yarışlardan daha zor bir mücadele gerektiriyor. Öyle ki, Grand Prix’ye hazırlanmak, toplamda 6 yılımı aldı. Üstelik bu yarışa hazırlanırken sadece bir yarışçı değil, aynı zamanda at sahibi, eğitmen, yarış organizatörü, muhasebeci, pazarlama yöneticisi, müşteri ilişkileri uzmanı, sponsorluk yöneticisi gibi isimlere de sahip olup, her şeyi tek elden yönetiyordum. Zira bu alanda başarılı olmak istiyorsanız, bu maddelerin hepsine hakim olmanız gerekiyor. Ama bu konuda çok şanslıydım, çünkü hep iyi insanlarla çalışma fırsatı buldum ve her zaman yakınlarımdan, özellikle annemden büyük destek gördüm. Hatta annem, benim için at yetiştirmeye bile başladı.

QP: Yarışacağınız ideal atı nasıl seçiyorsunuz? Dresajın ‘altın kuralları’ var mı?

CA: Aslında dresaj, temel bilgilerini öğrendiğiniz takdirde kavrayabileceğiniz bir spor dalı. Temeli sağlam oturtmazsanız, ne engelli atlamada, ne de dresajda iyi bir skor elde edebilirsiniz. Yüzlerce kez aynı antrenmanı yapıp yarışa hazır olduklarını düşünseler de temel eğitimlerini verimli bir şekilde tamamlamadıklarından dolayı genelde başarısız olan çok yarışçı gördüm. Atın sola gitmesini ya da hızlanmasını istiyorsam, bunu yapabilirim diye düşünen o kadar çok insan var ki… Lakin hiçbiri bunu yapmanın doğru yoluna hakim değil. Zaten kulağa kolay gelse de, aslında bir atı kontrol etmek oldukça zor bir şey. Bu noktada da ideal atı seçmek mefhumu devreye giriyor. Bir kere her şeyden önce atın iyi bir karakteri olduğundan emin olmalısınız. Tembel olmadığını garantilemelisiniz ve tabii ki sağlığını kontrol etmelisiniz.

Röportajın devamını QP Women No:2’de bulabilirsiniz. Abone olmak için ise abone@qpmagtr.com’a mail atabilirsiniz.