KOZMİK KADRANLAR

  • 65 SHARES

Bir saat hakkında konuşmak için uzay bilimcisi olmaya gerek var mı? Kolunuzdaki zaman makinesi dünya dışından ithal edilmiş bir malzemeden yapılmışsa, bir bakıma var.

Yazı Zeynep Yener

Uzay eskiden kocaman bir boşluktu. Hala onu tasvir etmeniz gereken durumlarda iki kolunuzu iki yana açmak suretiyle kocaman bir boşluk betimlemesi yapıyor olsanız da, gelişen bilim ve teknoloji sayesinde artık uzay boşluğunda duran ve dolaşan birtakım gök cisimlerinin var olduğuna eminsiniz. İki çıplak gözünüzle görseniz de görmeseniz de, elinizde delil mahiyetindeki kanıtlar olarak, bu gök cisimlerinden kopup dünyaya düşen o küçük parçalar var. Her yıldız kaydı sandığınızda, aslında gök cisimlerinin kalıntılarının atmosfere yaklaşması ve parçalara ayrılarak yeryüzüne doğru inişe geçmesinden yadigar göktaşları…

Deliller bizzat elinizde değilse bile, göktaşları 1980’lerden bu yana saat kadranlarında kullanılıyor olduğundan, onları bileğinizde taşımak şansına sahipsiniz. Çalışılması hayli zor bir malzeme olmaları itibarıyla horoloji tarihinin hiçbir döneminde popüler bir materyal olarak öne çıkmadılar belki ama bu yılın meteor kadranların yılı olduğuna dair her türlü bahse girebilirsiniz.

Kolunuzdaki saatin dünya dışından ithal edilmiş bir malzemeden yapıldığını (en azından kadranının) söylemek bile başlı başına özel bir deneyimken, bir de o saatin benzersiz olması bonusu var. Zira saat kadranlarında metalik demir-nikel alaşımından meydana gelen göktaşları kullanılıyor ve söz konusu göktaşlarının her biri, yeryüzüne düşmelerini takiben soğumaya başlamaları ile birlikte milyonlarca yıl içinde oluşan kendine özgü desenler (ki bu desenlere ekseriyetle 1800’lü yılların başında ilk kez İngiliz bilim adamı William Thompson’ın bir meteor kesidi numunesini nitrik asit ile temizlenmesi sonucu ortaya çıkmış olmalarından dolayı Thompson desenleri deniyor) barındırdığından, hiçbir kadran isteseniz de bir diğerinin aynısı olamıyor.

1980’lerde meteor kadran kullanımını başlatan ilk markalardan biri Rolex, yakın zamanda ‘Pepsi’ GMT-Master II modeli ile göktaşı kadranları yeniden gündeme getirdi. Paslanmaz çelik versiyonuyla geçtiğimiz yıl Baseworld’de parlayan saat, bu defa Basel’deki randevusuna beyaz altın kasası ve meteor kadranıyla giderken, kronolojisinde özellikle Daytona, Day-Date ve Datejust koleksiyonlarına entegre ettiği muhtelif göktaşı kadranlı model bulunan marka da bu uzaylı kadranları ilk kez bir GMT’de denemiş oldu. Mavi-kırmızı seramik bezel ile çerçevelenen gümüş gri meteor kadranının, saatin genel sportif görüntüsü ile tezat oluşturduğu yeni ‘Pepsi’ GMT- Master II, saat görevini ise otomatik kalibre 3285 ile yerine getiriyor.

Bir diğer tarafta, bu yıl rafine tasarımı meteor kadranlar ile taçlandırılan üç yeni Piaget Altiplano Automatic var. 6.5 mm yüksekliğindeki kasalarıyla, ultra ince saatleri ile ünlü markanın en ince üretimleri arasında olmasalar da, Piaget Altiplano Automatic Meteorite serisinde karşınıza, iddiasını başka noktalarda konuşturan üç incelikli saat çıkıyor. Antrasit, sarı altın ve mavi renklerde galvanizle kaplanan ve bu sayede Thompson desenleri iyice ortaya çıkan kozmik kadranlar, haliyle saatlerin odak noktası. Mavi versiyon, ayrıca üzerinde bezel boyunca dizilmiş 72 adet elmas taşıyor. Kasalar içinde ise, mekanizma olarak manüfaktür 1200P üzerine geliştirilen 1203P mevcut.

Yazının devamını QP Women No:3’de 194. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz.