KESKİN HIZ

  • 57 SHARES

Otomobil dünyasında lüksün tanımı hala deri ve ahșap ile yapılıyordu, ta ki Aston Martin ‘mikroçip’ ile bu betimlemeyi değiștirmeye karar verene kadar.

UZUN ADIM

Ürettiği lüks ve hızlı spor otomobiller sayesinde James Bond’un dahi vazgeçilmez markası olmuş Aston Martin, 1970’li yılların sonunda tarihin en sıra dışı otomobillerinden birini yaratmıştı. Adını, David Brown’un 1947’de Aston Martin bünyesine kattığı eski bir İngiliz otomobil markasından alan Lagonda, fütüristik kelimesinin adeta sözlükteki karşılığı gibiydi. Öyle ki bu sıra dışı model, yalnızca markanın geleneksel tarzının dışında olmakla kalmamış, aynı zamanda otomobil dünyasının da alışık olmadığı yenilikleri beraberinde getirmişti.

KÖȘELİ UZAY GEMİSİ

Tasarımında 70’li yılların köşeli tasarım anlayışının hakim olduğu lüks dört kapılı sedanın asıl alametifarikası ise teknolojik anlamda barındırdığı görülmemiş yenilikleriydi. Çünkü Lagonda ile birlikte Aston Martin, dönemin teknolojisini yoğun bir şekilde kullanarak, tüm dünyayı ilk kez dijital paneller ve bilgisayar kontrolü ile donatılmış bir seri üretim otomobille tanıştırmıştı. Ancak zamanının ötesinde bu özellikler, ilk başlarda özellikle petrol zengini Arap şeyhleri başta olmak üzere lüks otomobil tutkunlarının dikkatini çekmiş olsa da sonraki yıllarda Lagonda’nın kusurları ve arızalarıyla tanınan bir model sayılmasına sebep olacaktı.

HAYAL KIRIKLIĞI

Lagonda ile Aston Martin dikkat çekici bir hamle yapmış olsa da model, üretimde kaldığı 14 yıl boyunca bekleneni verememiş; sancılı üretim süreci, bitmek bilmeyen arızaları ve yüksek tamir masraflarının da etkisiyle Time ve Bloomberg Business tarafından ‘tarihin en kötü 50 otomobilinden biri’ olarak gösterilmişti. Evet, ‘Aston Martin’ ve ‘kötü’ sözcüklerini aynı cümlede kullanmak kulağa pek hoş gelmiyor. Fakat Lagonda, barındırdığı ilkler ve kendi döneminde attığı cesur adıma duyulan hayranlık ve saygı sebebiyle, bugün yollarda olmasa da (çünkü yüksek maliyetli arızalar insanlara hala korkutucu geliyor) koleksiyonerlerin garajında görmeyi istediği özel otomobillerden biri.

KRONOLOJİ

Gelecek, bazen de geleneği bir kenara koyup alışılagelmişin dışına çıkmaktır ve Aston Martin için bunun anlamı Series I ile başlayan Lagonda serüveniydi.

1974: Series I olarak adlandırılan ilk Lagonda, London Motor Show’da tanıtıldı. DBS modeli üzerine inșa edilmiș otomobil, İngiliz tasarımcı William Towns eseriydi ve yalnızca yedi müșteriye satıldı.

1976: Series II olarak adlandırılan ve tasarımıyla kibrit kutusunu andıran Lagonda, London Motor Show’da gün yüzüne çıktı. Günümüz için bile ilgi çekici olan tüm yenilikçi teknolojik donanımının aksine motor, Series I’den miras kalmıștı. 280 beygir güce sahip 5.3 litrelik bu motor, dev sedanı saatte 230 km hıza ulaștırabiliyordu. Ayrıca Series II, Lagonda dendiğinde gözümüzde canlanan otomobilin bașladığı seridir.

1979: İlk Lagonda, sahibine teslim edildi. Tamamen el üretimi olan Lagonda’nın üretim süresi, yaklașık bir hafta sürüyordu. Seri II’nin üretimi küçük iyileștirmelerle 1985 yılına kadar devam etti.

1986: Seri II yerini Seri III’e bıraktı. Bir yıl boyunca toplam 75 adet üretilen Seri III’ün en önemli yeniliği enjeksiyonlu motoruydu.

1987: William Towns’ın dıș görünüșünde belirgin değișiklikler yaptığı ve Seri IV olarak anılacak model, Cenevre Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Yeni serinin en dikkat çekici değișikliği, tasarımcı Towns’ın açılıp kapanan farları -sağda ve solda üçer adet olmak üzereyeni ön aydınlatma sistemi ile değiștirmesiydi. Üç senede toplam 105 adet üretildi.

1990: Üretimde kaldığı 14 yıl boyunca toplamda 654 adet Lagonda yaratıldı. Bu rakamın ABD ve Birleșik Krallık’a satılan çeyreği dıșında kalan kısım Orta Doğu’ya gönderildi.

Fotoğraf kredisi: Lagonda dendiğinde gözümüzde canlanan model: Seri II.