90’LARIN AKTİVİST RUHU: RON ARAD

  • 62 SHARES

Tasarımda var olan kalıpları içerisinde olmayı reddedip kendi yolunu çizen ve çağdaş tasarım dünyasının öncülerinden biri olarak kabul edilen 90’lı yılların tasarımcısı Ron Arad’ın perspektifi.

Yazı Benan Kapucu

Aykırı, kural tanımaz, özgür ruhlu bir aktivist… Ron Arad bireysel tavırların; yıldız tasarımcıların çağı 90’larda dönemin ikonlarından biriydi. Tıpkı aklın evrimine ve dünyayı iyileştireceğine inanan Philippe Starck, yeni organik formların üstadı Ross Lovegrove ya da uzay teknolojisi ürünü milyon dolarlık “sanat nesnesiyle” Marc Newson gibi… Bugün de çizgisinden sapmadan ama yeni teknolojileri dahil ederek, mimariden enstalasyona her alanda aynı tutkuyla üretmeye devam ediyor.

Ron Arad var olan kalıpları yıkmayı seçip hiçbir akımın izinden gitmeyen ve kendi yolunu çizen bir tasarımcı. Mücadeleci tavrıyla hep yenilikçi işler üretirken, eleştirmenlerin ya da küratörlerin onu belli bir mesleki kategoriye koymasına da karşı çıktı. Zaten üretimlerini tek bir etiket altında anlatmak kolay değil. Mimarlık eğitimi alsa da mimarlık üretiminden daha çok cesur, deneysel ürünler tasarlamaya odaklandığı için, kendini “göçebe mimar” olarak tanımlıyor.

Yıllar önce ilk kez, British Council Genç Tasarım Girişimcisi Yarışması’nın jüri üyesi olarak geldiği İstanbul’da, jüri değerlendirme toplantısında tanışmıştık. Özellikle genç tasarımcıların gözünde yarı-tanrı mertebesine yükselmiş olan Arad, jüride girişimci adaylarını değerlendirirken de kural tanımaz işlere duyduğu hayranlıkla yine onların “içinde yanan ateşi” arıyordu. Ardından -o günden beri hiç değişmeyen tarzı- başında ilginç şapkası, ayağında şıpıdık terlikleriyle sorularımı yanıtlarken, “Ben şapkaları hep sevmişimdir” demişti, “Egomani sahibi insanlara benzemek istemem, o yüzden komik şapkalar takıyorum. Üzerinde logoları olan giysileri sevmem ama şapkalarım bana ait sözcükler gibi…” Ron Arad’ın özgür tavrı, biraz da ailesinden geliyor. 1951’de Tel Aviv’de, sanatçı ve komünist bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Kudüs’te Bezalel Academy of Art and Design’da okurken -İsrail’in topraklarını genişlettiği altı günlük- Yom Kipur savaşından sonra dinler çatışmasının getirdiği nefret ortamında, ailesinin de insancıl bir İsrail’e olan inancını kaybettiğini anlatır bir röportajında. Silahın ucundaki güce inanmayan Arad, 1973 yılında mezun olduktan sonra Londra’ya taşınır ve savaş karşıtı rüzgarların estiği bir dönemde, Peter Cook ve Bernard Tschumi gibi ünlü mimarların stüdyolarında eğitim gördükten sonra 1979’da, Architectural Association’dan mezun olur.

Yazının devamını QP No:29’de 62. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz.