BUZUL ÇAĞI SONRASI ORTA AMERİKA

  • 40 SHARES

Şekli itibarıyla deniz fenerine benzetilen Lighthouse resifinin uzaydan çekilen fotoğrafına bakıyorsunuz. Resifin hemen ortasındaki küçük karartı, aslında çapı 381 metre olan Belize’deki Great Blue Hole.

Belize ismini belki hiç duymadınız, belki de kulağınıza bir yerlerde çalındı ama dikkat etmediniz. Oldukça küçük ve dünya sahnesinde görmeye alışkın olmadığınız bu ülke, aslında oldukça ilginç özellikleriyle dikkatleri üzerine çekiyor.Bir kere her şeyden önce dünyanın geri kalanıyla kıyaslandığında, resmi bayrağında insan figürüne yer veren tek ülke. Ayrıca Maya nüfusundan İngiliz egemenliğine kadar uzanan geniş bir kültür kompleksi olarak nitelendiriliyor. 1973’e kadar Ingiliz Hondurası’na bağlıyken 1981’den bugüne bağımsız bir ülke olarak varlığını devam ettiriyor.

Belize’yi bu satırlara taşıyan ise ülkenin deyim yerindeyse turistleri kara delik gibi kendine çeken doğa harikası Great Blue Hole. Başkenti Belize City’nin 70 kilometre uzağında, Karayip Denizi’nde konuşlanan Lighthouse resifinin merkezinde, yaklaşık 318 metrelik çapı ve 124 metrelik derinliğiyle, dünyanın en sıra dışı yer altı mağaralarından biri yer alıyor. Yaklaşık 150 bin yıl önce şekillenen mağara, Buzul Çağı sırasında ilk formunu alıyor. Deniz seviyesinin yükselmesi sonucu sular altında kalan oluşum, basıncın etkisiyle çöküyor ve ortaya Great Blue Hole çıkıyor. Bu coğrafi olaya yerellerin gözünden bakacak olursanız, Maya kültürünü yaşatmaya çalışan halk, tanrıların burada yaşadığına ve Maya kültürünün çöküşüyle bölgeyi terk ettikten sonra arkalarında hiç iz bırakmadıklarına inanıyor. Hatta çoğu yerli, burayı hala bir tapınak olarak görüyor. 1971’de Fransız deniz subayı ünvanına birden çok sıfat ekleyen Jacques-Yves Cousteau tarafından derinliği ölçülen ve zemininden alınan örneklerle araştırılan Great Blue Hole, dünya sahnesinde önemli bir yer ediniyor. Unesco Dünya Mirası Listesi’ne giriyor ve Belize’nin en önemli geçim kaynaklarından biri olarak milyonlarca turisti ağırlıyor. Ned Middleton’ın 1988’de yayımlanan Ten Years Underwater kitabından ilhamla ismine kavuşan The Great Blue Hole’u dalış ile su altında; skydiving ile gökyüzünde keşfetmek de mümkün.