TROYA’NIN ARKEOLOJİK DOKTRİNİ

  • 4 SHARES

Geçmişi 7 ya da 8. yüzyıla kadar uzandığına inanılan İlyada ve Odessa’nın satırlarına ev sahipliği yapan Tevfikiye Köyü, şu an ziyaret etmek ve zamanda yolculuğa çıkmak için çok daha cazip.

Her ne kadar İlyada ve Odessa’yı Homeros’un yazdığına dair var olan soru işaretleri, bugün hala cevap bulamamış olsa da, Antik Yunan’da üretilen en eski edebi eser olarak bu hikayeyi aklınızın bir köşesinde tutmanızı öneriyoruz. Aynı şekilde 2018 yılının Troya Yılı olarak açıklandığından haberdar değil iseniz, bu noktayı da işaretleyiniz. Zira iki uzak nokta arasındaki bağlantı, Çanakkale’de ziyaretçilerini ağırlayan Troya Müzesi’nde kuruluyor. Tevfikiye köyünün 800 metre ilerisinde konuşlanan müzeye uzaktan bakıldığında, yapılan kazılar sonucu ortaya çıkan arkeolojik bir kalıntı hissiyatı yaratılmaya çalışılıyor. Bu yüzden Troya Müzesi’nin etrafı paslanmış metal ile kaplanıyor ve sanki topraktan çıkartılan bir kalıntının başına gelecekler gibi, Troya Müzesi de renk değiştiriyor ve demir oksitleniyor. Yalın Mimarlık tarafından tamamlanan proje, İlyada’da bahsedilen mitolojik hikayeden bugüne kadar uzanan zaman içerisinde toparlanan kültürel ve arkeolojik parçalarla, hikayeyi tamamlıyor ve zengin tarihi dokuyu gözler önüne seriyor. 6.000’i aşkın arkeolojik eserin sergilendiği ve 30.000’e yakın eserin de Troya Müzesi bünyesinde depolandığı biliniyor. Müzeye adım attığınız andan itibaren her katta Troya hikayesinin farklı bir durağına uğrayacak ve noktaları birleştireceksiniz. Yeni açılmış olmasından mütevellit, Pazartesi de dahil olmak üzere müzenin her gün ziyaret edilebilir olduğunu hatırlatmakta fayda var.