CÉSAR’IN HAKKI CÉSAR’A

  • 53 SHARES

Heykeltıraş César Baldaccini’nin aramızdan ayrılışının 20. yılında Centre Pompidou, kendisini, ilk retrospektifini düzenleyerek onurlandırıyor. Hızlandırılmış bir modern heykel tarihi için César’dan öğrenilecek çok şey var.

İlkokulda yapılan müze gezilerinden sonra yapılan özetler gibi, bu yazıda biraz daha kişisel bir dille karşılaşmanız kuvvetle muhtemel zira sergiyi daha yeni gezmiş biri olarak tümüyle objektif olmak mümkün değil. César, modern heykelciliğin kuruluşunda kilit isimlerden biri. İşlerini başka bir heykeltıraşla kıyaslamak ya da başkasına benzetmek mümkün değil. O yüzden Centre Pompidou bu retrospektifi altı ay süresince sergileniyor çünkü bunu tümüyle hak ediyor. Kariyerine katı metalleri kaynak yoluyla birleştirerek başlayan César’ın Giocometti’den aldığı ilham, ilk döneminde kendini belli ediyor. Paris’te bir hurdacıda karşılaştığı hidrolik sıkıştırma makinesini sanatına taşıması da hem heykeltıraş hem de modern heykelcilik için bir dönüm noktası oluyor. Eski araba parçalarını bu yöntemle işlerine taşıyan sanatçı, gündemi eserleriyle hala meşgul etmekte. ‘Yeni Realizm akımına bağlı sanatçı’ diyip geçmeyip aslında kendisinden bir alıntıyla vizyonunu anlayabilmek mümkün: “Gençliğimde heykeltıraşı, elinde bir çekiçle yontmak istediği taşa vurup duran bir adam gibi düşünürdüm. Oysa bu, materyal yardımıyla yapılan bir ifade biçimi.” Dolayısıyla Yeni Realizm, tüm sanat akımlarında olduğu gibi, yenilik arayışında olan ve eski sanat biçimlerine ciddi eleştirilerle yaklaşan bir hareket. Pop Art’ın sunduğu toptan üretime karşı çıkan akımda, César da -eleştirilerini yeni materyal ve formlarla ifade etmek adına- heykellerini gerekirse seyirci karşısında yapacak kadar ileriye gidiyor. Mesela genişletme tekniğiyle yarattığı poliüretan köpük heykelleri… 26 Mayıs’a kadar mutlaka bir Paris seyahati organize etmeli, bizden söylemesi.