MERCEDES TRADİSYONU

  • 50 SHARES

Mercedes AMG GT’yi cabrio olarak düşlemek içgüdülerle yapılacak kadar doğaldı ve üretici GT C ile bekleneni yaptı.

1954’teki Mercedes Benz 300SL Gullwing birçok otomobil hayranının hayallerini süsler, bu durum tarih boyunca da hiç değişmeyecek bir gerçektir. Mercedes 1950’lerden 2010’lara kadar bu gerçeği büyük ihtimalle biliyordu, ancak görmezden gelmişti. Uzunca bir süre üreticiden güncel bir martı kanat beklenmişti fakat Mercedes 2009’daki Frankfurt Otomobil Fuarı’na kadar bu konu hakkında sessiz kalmıştı. 2009’da silver arrow renginde bir SLS AMG Mercedes standındaki yerini almıştı, araç 2010’da ise yollarda görünmeye başladı. Bu otomobil aynı zamanda Mercedes’in F1’e ısınmaya başladığı dönemin de tetikçisi oldu. Fakat her güzel şeyin bir sonu vardı ve SLS yerini AMG GT’ye bıraktı. 300SL Gullwing’in tasarımı olmasa bile ruhu AMG GT üzerinden devam ettirildi. Fakat AMG GT’yi görenler ilk günden itibaren bir şeyi merak ediyordu: Acaba bu aracın cabrio versiyonu nasıl görünürdü. Evet, artık cevabı biliyoruz, üstelik bu cevap alternatifli bir cevap. AMG GT Roadster standart bir GT, şimdi bahsedeceğimiz GT C ise standartların ötesindeki bir başyapıt. GT Roadster 469 hp güç üreten bir parçayken GT C’nin bu alandaki verisi 550; bu yüzden GT Roadster’ın 100 km/h hıza ulaşması için 3.9 saniye gerekirken, C’de bu rakam 3.7. Otomobilde kullanılan 4 litrelik V8’in özel bir adı da var, F1’den sonra değişen isimlendirme hamleleri motora M178 takısını kazandırmış. Otomobil şasi olarak GT’nin coupe versiyonundaki şasiyi kullanıyor, arkadan itiş sistemi düşük hızlarda konforlu sürüş için gücü ön tekerleklere veriyor ve GT C bu sayede önden çekişli bir otomobile dönüşüyor. Bu kadar teknik verinin arasında boğulmak istemeyenler, yani saf tasarım güzelliği arayanlar araç için dizayn edilen ön ızgaranın detayları arasında da kendini kaybedebilir.