THOM BROWNE: YENİ İTALYAN

  • 36 SHARES

İtalyan kesim dendiğinde aklınıza gelen takım elbise kalıbını yakın zaman içerisinde unutmak zorunda kalabilirsiniz. Ancak bu, moda sektörünün de üreticilerin de dayatmasıyla olacak bir şey değil zira lüksün yeni oyuncuları yumruğunu masaya vuruyor.

Moda sektörünü, gardırobunuz üzerindeki etkisinden ve trendlerden ayrı düşünüp işin matematiği üzerine konuşmak gerekirse, sektörün mütemadiyen değişen değerlerini dikkate almak gerekir. Güncel giyim akımlarıyla paralel ilerleyen bir marka kimliği yaratmak ya da yeni bir yol çizmek üzere görev alan kreatif direktörler, logolar, tasarım ve estetik anlayışı ve tabii akabinde gelen popülarite ya da değer kaybı, bu denklemin sağlamasını yaparken ihtiyaç duyacağınız değişkenlerden sadece birkaçı.

Özellikle birkaç sene içerisinde lüks modaevlerinin tasarım diline yön veren isimler arasındaki korelasyon, içler dışlar çarpımı yapmanızı gerektiren bir orantı tablosu gibi; ancak ondan daha beklenmedik gelişmeleri işaret ediyor. Yıllar boyunca Givenchy ile özdeşleşen Riccardo Tisci’nin Burberry ile el sıkışması, 17 yıl boyunca aralarından su sızmayan Stella McCartney ve Kering Group’un bir süre sonra yollarını ayırması gibi. Tabii hatırlatmakta fayda var, her ayrılık bu kadar basit bir şekilde sonlanmıyor, zira Hedi Slimane’ın Saint Laurent’a dava açarak burada çalıştığı süre boyunca hak ettiği maaşı kazanamadığını iddia etmesi ve davanın tasarımcı lehine sonuçlanması, çok uzak bir tarihte yaşanmadı. Tahmin edersiniz ki konu moda sektörünün matematiği olduğunda, bu değişiklikler birden çok sıfırın alt alta eklendiği yeni bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.

Bundan birkaç gün önce, yukarıdakine benzer bir yol ayrımı, Farfetch, Karl Lagerfeld, Topshop gibi markaları bünyesinde bulunduran Sandbridge Capital ve Thom Browne arasında yaşandı. İkili, aralarındaki işbirliğine son verirken İtalya’nın lüks pazar payında oldukça önemli bir rol oynayan Group Ermenegildo Zegna, Amerikan pazarındaki ilk önemli ve güçlü adımını atarak Thom Browne markasının yüzde 85’ini satın aldı. Danışıklı dövüşün en güzel örneklerinden birini oluşturarak iki tarafı da farklı pazarlara entegre etmeyi başaran satış sözleşmesi, basit bir yenilikten, yüzde 85’lik hisseye biçilen 500 milyon dolardan ve tasarım değeri taşıyan kıyafetlerden çok daha fazlasını ifade ediyor.

Thom Browne’un yarattığı algı, 2011 yılında kadın kıyafetleri tasarlamaya başlamasıyla değişti; lakin bu yenilik aslında markanın bir farklılaşmaya ihtiyaç duymasından ziyade Z jenerasyonunun ihtiyaçlarını karşılamak üzerine atılan bir adımdı. Malum, yeni nesil lüks tüketicileri, aslında genç neslin ta kendisi ve çağa ayak uydurmak, her markanın kaçınılmaz kaderi. Konu bu noktaya evrildiğinde, Thom Browne’un kadın ve erkek tasarımları bir araya geliyor ve marka yeniden güçleniyor. Özellikle yeni nesil lüks tüketicilerinin sosyal medya ve influencer’lar aracılığıyla dikkatini çeken marka, sadece müşterinin değil, yatırımcının da radarında. Hal böyle olunca, modayı kendi oyun alanına çeviren Thom Browne, yeni ailesinin takım elbiselerini de Z jenerasyonunun süzgecinden geçiriyor olacak. Üstelik İtalyan pazarında adından sıkça söz ettireceği gerçeği de cabası.

Ermenegildo Zegna Group tarafından Thom Browne’un geçtiğimiz seneki performansına dair herhangi bir açıklama yapılmazken güçlü ve dikkat çeken bir artış yaşanacağının garantisi veriliyor. Financial Times’ın arşivine göre ise marka, geçtiğimiz sene 100 milyon dolarlık bir ciro ile yılı kapatıyor. Amerikan pazarının İtalya çıkartması, bu rakamı ne kadar etkileyecek, merak konusu.