KONVANSİYONEL GİYİM KODLARI

  • 70 SHARES

“Trench-coat.” İngilizceden siper paltosu olarak çevrildiğinde hiçbir anlam ifade etmiyor olsa da bu temel etimolojik çözümleme, tasarım tarihine sıfır noktasından başlamayı mümkün kılıyor.

Trençkot, işlevsel olması açısından savaş konjonktüründe yaratılan ve sonrasında sivil hayata adapte olan birçok tasarım arasında, belki de markaların koleksiyonlarından hiçbir sezon eksilmemiş, yegane olanı. Patenti konusundaysa 2019 yılına gelindiğinde hala bir anlaşmaya varılabilmiş değil. Taraflar, iki İngiliz marka: Burberry ve Aquascutum. İkisi de trençkotun mucidi olarak kendilerini gösterseler de, kronolojik sıralamada Aquascutum bir 30 yıl daha erken davranmış gibi görünüyor. İcat sebebi de Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz ve Fransız askerlerin giydiği ağır, hava almayan ve çoğunlukla su geçiren kumaştan paltolara bir alternatif oluşturmak.

Aquascutum, sadece tasarımlarıyla değil marka ismiyle bile su geçirmezlik konusuna değinen bir marka. İsminin anlamı Latince “su kalkanı” olan marka, 1853 yılında, Mayfairli terzi John Emary’nin tasarladığı su geçirmez yünden imaledilenpaltonunpatentinialıyor. Buicat, İngiliz ordusuna 1853-56 yılları arasındaki Kırım Savaşı’nda eşlik ediyor.

Thomas Burberry ise 1879 yılında soyadını verdiği markası altında, kendi tekstil laboratuvarını işin içine sokmasıyla oyuna dahil oluyor. Marka, Hampshire çobanlarının lanolin kaplamalı önlüklerinden ilhamla, yün ve pamuk karışımı örgü dokuma tekniğiyle oldukça sık dokunan, su geçirmez bir gabardin kumaş üretiyor. Bu kumaşı bir tasarımında kullanan marka böylece trençkotun doğumunu kayıtlara geçiriyor. Tasarımı geliştirip Savunma Bakanlığı’na, daha doğrusu eski adıyla İngiliz Savaş Ofisi’ne sunması ise 1901 yılını buluyor.

İngiliz ordusu için trençkot, bir üniformadan ziyade opsiyonel ve konforlu bir dış giyim ürünü. Ta ki, Birinci Dünya Savaşı zamanında modifiye edilereksavaşatamteçhizatlıbirhalegetirilene kadar. Güncellemeler, apoletlerin asılmasını kolaylaştıran omuzluklarla harita ve kılıçları kemere takmak için geliştirilen “D ring” isimli tokanın tasarıma dahil olmasını kapsıyor.

İşte bu bahsettiğimiz tasarım askerlerin dilinde trençkota dönüşürken, üniforma hissiyatını taşıması için kruvaze bir kesime bürünüyor. Harita taşımak için büyük ceplere, suyun akması için arkada mini bir pelerine ve nefes alması açısından deliklere sahip olmasıyla, gözümüzde bugün beliren imaja en yakın versiyon bu. Renk kullanımında ise kamufle olmak birincil önem taşıdığı için hakiden çok uzaklaşmak mümkün olmuyordu. Savaşın bitmesi trençkotun hikayesine bir nokta koyulmasını değil, virgüllerle günümüze kadar uzamasını sağlıyor. Nitekim savaştan dönen askerlerin, hafif ama sıcak tutan paltolarıyla vedalaşamamaları, tasarımın kısa sürede sivil hayatta da popülerleşmesine sebep oluyor. Malumunuz, Birleşik Krallık sınırlarında yağmur bulutları gökyüzünü pek terk etmiyor.

Yazının devamını QP No:27’de 118. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz.