BİR TESADÜF ESERİ, GORE-TEX

  • 1 SHARES

Gore-Tex’in kablo yalıtımından outdoor aktivitelerine ve oradan da tasarım dünyasına uzanan süreci, başlıktan da anlayacağınız üzere beklenmeyen bir sonuç. Üstelik bu durum, tahmin ettiğinizden de bir yüksek performansla birlikte geliyor.

Pek çok mucizevi icadın kazara keşfedilmiş olması, başarıya ait kredinin kimin omuzlarına yükleneceği sorusunu doğuruyor. Percy Spencer, mikrodalga fırını aslında yeni bir vakum makinesi üretmek için yaptığı deneyler sırasında buluyor. Penisilin, içinde bulunduğu kutunun kapağı açık unutulan bir bakterinin küflenmesi sonucu, akla gelen fikirlerin vuku bulmasıyla keşfediliyor. Kalp pilinin, kalp ritmini ölçmek için atılan bir adımdan sonra keşfedilmesi de bu örnekleri çoğaltıyor. Henry Ford “yaptığınız büyük bir başarısızlığın günün sonunda çok önemli bir zaferle sonuçlanabileceğini” söylerken, belki bu hatalı adımların büyük icatlara dönüşmesinden bahsetmiyor ancak anlatmaya çalıştığımız durumun sinopsisini oluşturuyor.

Benzer bir durumun sağlık ya da beyaz eşya sınıfına mensup olmayan versiyonu, 1959 yılında vuku buluyor. Wilbert Lee Gore, Amerika Birleşik Devletleri’nde, DuPont fabrikasında çalışan bir kimya mühendisi. Kendi hayallerinin peşinden gitmek üzere, yıllardır süregelen düzenini bozuyor ve yoluna devam ediyor. Bu minvalde kendisini bu hamleyi yapmaya iten şey, bilgisayar teknolojilerinde kullanılmasını hedeflediği polimer politetrafloroetilen ile yalıtılan kablolar üretmek. Lee Gore ve eşi Genevieve kendilerini bu işe adıyorlar ve ortaya W.L. Gore & Associates çıkıyor. Şirket, polimer politetrafloroetilen yani diğer adıyla teflon ile yalıtılmış kabloların üretimine başlıyor. Ancak bu sırada ailenin genç nesil üyesi Bob Gore bu üretim sırasında nasıl kara geçebilecekleri üzerine kafa patlatmaya başlıyor. Teflonun esnek bir hal alması ve birim başına düşen materyal kullanımını minimize etmek için polimer politetrafloroetilen’in içerisine hava ekliyor. İlk denemeler büyük bir hüsranla sonuçlansa da, Bob Gore denemelerine devam ediyor. Hava eklendikten ve ısıtıldıktan sonra esnekleşmesi gereken teflon, Gore her ne yaparsa yapsın iki ucundan çekildiğinde kopuyor ve istenilen sonucu vermiyor.

W.L. Gore & Associates kurulduktan 10 yıl sonra, 1969 yılında Bob Gore hala denemeye devam ediyor ve bir gece, yine içerisine hava eklediği teflonu ısıtma işlemi tamamlandıktan hemen sonra hiç vakit kaybeden iki ucundan çekerek esnetiyor. Sonuç bu kez başarılı. Hatta öyle başarılı ki polimer politetrafloroetilen yüzde 800 oranında esniyor, materyal mikro gözenekli ve yüzde 70’i havadan oluşan yeni bir forma kavuşuyor. Materyalin iplikleri arasında oluşan bu gözenekler o kadar küçük hale geliyorlar ki, suyu dışarıda tutabiliyorlar, lakin bir o kadar da yeterli büyüklüğe erişiyorlar ve buharı içeride tutma konusunda da başarılı oluyorlar. Bu durum, ileride Gore-Tex olarak adlandırılacak kumaşın su geçirmez özelliğini, kişinin kendi ısısını açığa çıkararak soğuk havadan koruyabildiğini işaret ediyor. Yapılan denemeler sonucu bunun tek seferlik bir genleşme olmadığı ispat edildikten sonra, şirketin yeni icadı genişletilmiş polimer politetrafloroetilen olarak kayıtlara geçiliyor.

Bu süreçten sonra 1976 yılında Gore-Tex için ilk sipariş Early Winters adındaki marka tarafından geçiliyor. Çadır ve yağmurluk üretiminde kullanmak üzere alınan Gore-Tex kumaşı, outdoor aktivitelerden hoşlanan ve ekstrem sporlarla ilgilenen tüketicinin anında ilgisini çekiyor. Önceki su geçirmez özelliği bulunan kumaşlara kıyasla Gore-Tex’in hava alabilir oluşu, Gore-Tex kullanılan ürünleri daha sağlıklı, başarılı ve güçlü bir ikame olarak piyasada adından söz ettiriyor. Akabinde rüzgar geçilmez özelliği ve giderek hafifleyen kumaş seçenekleriyle Gore-Tex dış giyimde büyük başarı elde ediyor. Kumaşın hafifliği ve pratik çözümler üretmesi sadece outdoor tutkunlarının değil, bilim insanlarının da radarına takılıyor ve NASA, 1981 yılında Columbia’da başlattığı uzaya araç gönderme çalışmalarında, astronotlara Gore-Tex kumaşının kullanıldığı üniformalar giydiriyor. O günkü teknolojiyle üretilen üniformalar, bugün hala NASA için tasarlanan kıyafetlerde tercih ediliyor. Amerikan ordusu da NASA’nın bu adımından etkilenerek askerlerin giyeceği kamuflajlarda tercihini Gore-Tex’ten yana kullanıyor ve üretilen üniformalar -51 dereceye kadar dayanıklı hale getiriliyor.

Yazının devamını merak edenler 23 sayının 107. sayfasından devam edebilir. Abone olmak için abone@qpmagtr.com’a mail atabilirsiniz.