CONCEPT STORE KÜRATÖRLÜĞÜ ÜZERİNE

  • 54 SHARES

Londra seyahatleriniz için hazırladığınız klasik Mayfair adresleriyle dolu ajandanızda bir değişiklik yapıp, Soho’ya yönelin ve Lexington Street’teki Alex Eagle Studio’yu keşfetmenin mutluluğuna erişin.

Evet o da eski Kensington’lılardan ve önceki mağazası da bu muhitte bulunuyordu. Ama küçük yaşta odasındaki mobilyaları bile durmadan değiştiren birinin stabil kalmasını beklemek, hele ki bu kişi çevresinden beslenen kreatif bir karaktere sahipse, imkansız. Büyüyünce Alex Eagle olmak istediğim doğru, çünkü bence kendisi samimilik ve cool olmak arasındaki o çizgideki yerini doğru seçebilen ender kişilerden biri.(Instagram’da yorumlarımı beğenip, içten cevaplar atacak kadar.) Ki inanın Londralı ve moda sektöründe çalışmış bir editörün bu karaktere sahip olması gerçek bir şaşkınlık sebebidir. Soho’daki loft’undan bahsetmeyeceğim bile çünkü bazı fotoğrafları bilgisayar duvar kağıdım yapacak kadar ileriye gitmiş bulunmaktayım. Alex Eagle, editörlüğün getirdiği dergi sınırları içerisinde kendi dünyanı yaratabilme hissiyle kendisini sınırlandırmayıp 2014 yılında galeri; yaşayan bir ev; ve mağaza konseptlerini füzyonlayarak yaratıcı bir ortak çalışma alanı ve konsept mağazaya çevirmeyi başarıyor. Ve bunu gerçekleştirebildiği tek alan kendi adını taşıyan mağazası değil. Kendisi Berlin ve Cotswolds’da bulunan Soho House’ların içindeki konsept mağazalarının da yaratıcısı aynı zamanda.( Berlin’deki “The Store”, tam anlamıyla şehirde seçmek zorunda kalsak tek alışveriş yapacağım mekan). Küratör olmak sadece sanatla sınırlanacak bir kavram değil. Özgün zevklere sahip insanların evlerinde uyguladığı gibi, bunu moda, mobilya, sanat eserleri, tasarım, fotoğraf, kitaplar ve seramiklerleri birleştirip bir hikaye yarattığınızda, ve Alex Eagle kadar zevkli olduğunuzda, sadece sizin değil insanların da kasılmadan güzel vakit geçirecekleri kollektif mekanlar yaratmak mümkün. Ve Alex Eagle Studio da Londra’da kendimizi yakın hissettiğimiz bu en yeni konsept mağazalardan biri.