15×15 CM’LİK PASLAŞMALAR

  • 2 SHARES

Alfred Butts, “1930’lu yıllarda Büyük Depresyon yaşanmasaydı, Scrabble diye bir şey de olmazdı.” der. İkisi arasında korelasyon kurabilmek için kendisinin oyunun mucidi, bir mimar ve bu dönemde işsiz olduğunu hesaba katmanız gerekmekte.

En distopik kurgularda bile kendine yer bulan bir oyun Scrabble. Örneğin Margaret Atwood The Handmaid’s Tale adlı romanında, kadınlara yönelik en karamsar dünya tasvirlerinden biri olan Gilead’da dahi Scrabble’a ilişkileri güçlendirme metodu olarak yer verir. Kitabın 1985 yılında basıldığını göz önünde bulundurduğumuzda, oyunun gerçek tarihçesi için 47 sene öncesine gitmemiz
gerekecek; yani 1938 yılına. Baş karakterimiz Alfred Butts. 1929 depresyonundan zarar gören jenerasyona mensup, işsiz, zamanını bulmaca çözerek geçiren bir mimar. Kafasında masa oyunlarını üç tipe ayırıyor: Sayı, hareket ve kelime. Sonuç ise bu özelliklerin üçünü de barındıracak yeni bir oyun yaratma fikrine dönüşüyor.

Lexico, IT, Criss-Cross, Criss-Croswords. Bunlar, Alfred Butts’ın oyununa sırasıyla verdiği ve başarısız olan isimlerin tümü. Ta ki 1948’de James Brunot adlı girişimcinin deneme setlerinden birini satın alıp etkilendiği tarihe kadar. Bundan sonrası Brunot’nun kuralların (New York Times üzerinden elde ettiği sıklık analizlerinin tipik bir Amerikalı tarafından anlaşılacak seviyeye indirilmesi) ve tasarımın üzerinden geçmesi, isim hakkını Butts’tan alması şeklinde gelişiyor. Tabii adını da daha eğlenceli bir fonetiği ve anlamı olan Scrabble olarak değiştiriyor. James Brunot ve eşinin günümüzdeki formata en yakın ilk Scrabble’larını ürettiği fabrika ise Connecticut Newtown’daki eski bir okul binası oluyor. 1949 yılında saatte 12 adet set çıkarabilen bu fabrikanın başarılı olması içinse biraz daha zaman gerekiyor. Bu arada yeri gelmişken söyleyelim, her satılan oyundan üç cent telif alan Butts; “Kazandığım telifin üçte biri vergilere gidiyor, üçte birini dağıtıyorum, geri kalanı da zevkli bir hayat yaşamama yetiyor.” şeklinde durumu özetleyerek 93 yaşına kadar oyunu oynamaya devam ediyor.

Scrabble’ın bugünkü popülerliğine erişmesi ise 1950’leri buluyor. New York Macy’s Yönetim Kurulu Başkanı Jack Straus’un bir tatilinde oyunu keşfetmesi ve döndüğünde mağazada Scrabble’ın satılmadığını fark etmesiyle seyir değişiyor; zira yüklü bir sipariş geçiyor. 1952’ye gelindiğinde, arz-talep dengesindeki oynama, Brunot’nun üretim için daha önceden oyunu reddeden Selchow and Righter adlı firmayla anlaşmasına sebebiyet veriyor. Bundan sonrası ise dünya üzerinde gerçek bir akım. 29 farklı dilde, 121 ülkede, 150 milyondan fazla satılan bir oyun seti. İngiltere’de evlerin yüzde 53’ünde Scrabble’ın varlığından söz ediliyor. Öyle ki 1971’de Bristol’daki bir hapishanede, televizyonda izlediği belgeselde İngiliz kraliyet ailesinin de bu oyunu oynadığını gören Gyles Brandreth National Scrabble Championships’i kurmaya karar veriyor.

100 taşlık bu oyunda, 1938 yılından beri kelime dağarcığı ne kadar gelişirse gelişsin bazı harflerin yeri ayrı. Mesela ‘S’, başından beri İngilizce Scrabble’daki en değerli harf. Kelimeleri çoğullaştırmak ve üçüncü şahısta çekmek için kusursuz bir çözüm ortağı. Olur da Alfred Butts’ın oyunda neden sadece dört adet ‘S’ harfine yer verdiğini merak ederseniz, “başından beri
Scrabble’ın çok kolay olmamasına dikkat ettiği için” cevabını verebiliriz. ‘Q’ ise oyundaki harflerin en belalısı. Hem harfin bulunduğu yeterince kelime yok hem de genelde oyunda +1’ini yanında taşımak zorundasınız çünkü İngilizcede ‘U’ harfiyle ayrılmaz bir ikili. Tabii bu çıkarımların hepsi Collins Scrabble Words’e ait. Ve İngilizce düzenlenen oyun müsabakalarında kullanılan kelime listesi kendilerinden sorulmakta.

Oyunun ünlü fanlarından Vladimir Nabokov da bahsettiğimiz harflerle ilgili sıkıntıları yaşıyor muydu bilinmez ama Scrabble’ı birkaç farklı dilde oynama yeteneğine sahip ender kişilerden olduğu ve oyuna romanlarında da yer verdiği bilgisine sahibiz. İster üstün zekalı bir yazar, ister okuryazarlık oranının yüzde 40 civarında olduğu ama yine de Scrabble’ın futbol statüsünde bir spor dalı olarak görüldüğü Senegal’de yaşayan bir vatandaş olun durum fark etmiyor. Scrabble, dünyanın çoğu ülkesinde insanları aynı masa etrafında toplamayı başarıyor. Bu seviyede kaç oyun kaldığını düşünme kısmını size bırakıyor ve naçizane tavsiyemizi paylaşmak istiyoruz: Siz siz olun Atwoodcu bir yaklaşımla kadınların gücünü bu oyunda asla hafife almayın. Sonuçta Alfred Butts’un en ezeli rakibi istisnasız her oyunda kendisini yenen eşiydi; bu bilgiyi unutmayın…