BLANCPAIN FIFTY FATHOMS

  • 140 SHARES

Bugün kullandığımız dalış saatlerinin teknik anlamdaki en yetkin ve ilk üyesi gizli bir ajanın çizdiği eskizler üzerinden yaratılmıştı; belki de hiç kimse bu modelin bir ikon olmasını beklemiyordu, ancak Fifty Fathoms bunu başardı.

Blancpain’in Fifty Fathoms macerası başladığında bugün bildiğimiz birçok profesyonel dalış saati henüz literatüre eklenmemişti. İkinci Dünya savaşı ertesinde henüz 1960’lar kuşağı hak ve isteklerini dile getirmeden önce 1950’ler, savaş ertesindeki yıkım sebebiyle ülkeleri şüpheye sürüklemişti. Fransızlar da bunlardan biriydi, gizli görevler yardımıyla kendilerini güvene almak istiyorlardı. Yüzyılın ortalarında gizli kalabilmek için denizlerin altı önemli bir yer teşkil ediyordu, dolayısıyla buralarda ne kadar efektif olabilirseniz istediklerinize o kadar kolay sahip olabiliyordunuz. Fransa bunun bilincindeydi ve dönemin Savunma Bakanlığı hızlı bir kararla uzman dalgıçlardan kurulu bir ekip yaratma fikrini ortaya attı. 1944’de Fransız İstihbarat Ajansını kuran ve savaş esnasında İngilizler adına casusluk yapan Yüzbaşı Robert Maloubier, Plongeur de Combat’ın yani Fransızların su altı taarruz ekibinin başına getirildi. Bir bakıma James Bond’un su altında casusluk yürüten bir versiyonuydu Plongeur de Combat, yabancı ülkelerin karasularına giriyor, görevleri sabote ediyor ve gizli bilgileri ele geçirmeye çalışıyorlardı; gerektiğinde yakın dövüş konusunda da maharetlerini sergilemek zorunda kalıyorlardı. Özel tim, dönemin teknolojik yeniliklerinden azami şekilde faydalanıyordu; pusulalar, derinlik ölçerler, özel dalış kıyafetler ve tüpleri gibi. Dalış saatleri de bunlardan biri olmalıydı, ancak Maloubier’nin istediklerini verebilecek bir manüfaktür yoktu, üstelik yüzbaşı saati kendisi tasarlamak istiyordu. Bir kağıt, kalem ve açıölçerle Maloubier, ilk Fifty Fathoms’un çizimlerini kısa sürede yapmıştı, ancak modelin üretimi için başvurduğu markalar çeşitli bahanelerle yüzbaşının isteğini geri çevirmişti. Kimi manüfaktürler saati üretilemez bulurken kimileri de düz bir tasarım ve geleceği olmayan bir çizim bile demişti. Üstelik takım elbise saatlerinin trend olduğu bir çağda dalış saatinin akım yaratması için neredeyse 10 yıla daha ihtiyaç vardı. Maloubier arayışlarını kesmedi, sonunda o zamanlar için küçük çaplı bir manüfaktür sayılan Blancpain’e başvurdu. Şansı yaver gitmişti çünkü dönemin Blancpain CEO’su Jean-Jacques Fiechter dalışa merakı olan ve mücadeleden kaçmayan biriydi. Tim komutanı Blancpain’le anlaşma sağlamıştı, Robert Maloubier daha sonrasında bu anlaşma için “O kadar arayışımızın ertesinde küçük bir saat üreticisi olan Blancpain ile anlaşmaya vardık. Proje kapsamında siyah kadrana, geniş hatlara, okunaklı ve geniş indekslerle birlikte döner bezele sahip bir saat yaratacağız. Dönen bezel üzerine kolay görülebilen dakika göstergeleri koyarak dalış zamanımızı ölçmek istiyoruz, aynı zamanda saat üzerindeki bütün indekslerin de gece görüş özelliğine sahip olacağını söyleyebiliriz.” diyecekti. Aslında bu kadar isteği görünce projenin Blancpain’e gelene kadar diğer üreticiler tarafından reddedilmesinin sebebini daha rahat anlamak mümkün. Dalış saatleri henüz yeni yeni ortaya çıkmaya başlamışken modele hiç kullanılmamış bir döner bezel eklemek ve gece görüş özelliğini saatin bütününe yaymak pek de kolay bir iş değildi. Blancpain bunu yapabilirse bu alanda büyük bir adım atılmış olacaktı, Maloubier ve Fiechter ikilisi bunu başardı. Maloubier’nin eskizlerinde ve zihnindeki her şey 1953’de gerçeğe dönüştü. Saat küçük çaplı modellerin aksine 42 mm’lik bir kasaya sahipti, uzun ve geniş kulaklar Fifty Fathoms’u olduğundan daha büyük gösteriyordu. Model, adını da İngilizlerin eskilerden beri kullandığı ölçü birimi olan Fathom’dan almıştı, 50 Fathom, 91 metreye tekabül ediyordu. Blancpain’in dalış saati dönem şartlarına göre oldukça yüksek bir su geçirmezlik değerine sahipti. Fifty Fathoms’un su geçirmezliği şimdilerde basit gibi görünen fakat 1950’lerde uğraş gerektiren iki bileşenle sağlanmıştı, vidalı kasa arka kapağı ve tepe kolu mekaniğinde kullanılan çift contalı başka bir sistemle. Tepe kolu üzerinde su geçirmezliği sağlayacak başka ve daha yaygın bir yöntem vardı, fakat patent başka bir üreticinin elindeydi ve Blancpain bu sistemi kullanamadı. Bu ‘başka üretici’ de tahmin ettiğiniz üzere Rolex’di. Ancak otomatik kurmalı mekanizmaya sahip Fifty Fathoms’un tepe kolu Oyster kasalardaki kadar sık hareket etmek zorunda kalmıyordu, bu yüzden Blancpain Oyster’ın ilk türevlerine oranla daha uzun ömürlüydü. Üstelik Fifty Fathoms anti manyetik bir saatti. Dalış arketipinde Yüzbaşı Maloubier’nin istediklerinden daha fazlası da mevcuttu. Saat 6 pozisyonunda çift renkli bir alt kadran da vardı. Maloubier bunu ilk gördüğünde ne olduğunu anlamış mıdır bilmiyoruz ama saatlerin su geçirmezliğinin sorgulandığı bir zamanda bu özellik büyük önem taşıyordu. Bu dairesel gösterge modelin kasa içerisine su alıp almadığını belirtiyordu, güncel seride turuncu olan ikinci renk ilk türevde kırmızıydı ve kasa içerisine su sızıntısı olduğunda ya da nemlenme başladığında renkler arasındaki %50’lik oran bozuluyordu. Bu da dalış esnasında dalgıca saatin verimli olamayacağını belirtiyordu, yani operasyonu tehlikeye atmaya gerek kalmıyordu.

Fifty Fathoms 1953’deki lansmanından sonra dalış saatlerinin yapı taşı oldu, model sonralarında birçok başka ülke tarafından da donanmalar için tedarik edildi. Fifty Fathoms yıllar içerisinde ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendi ve bugün büyük, ikonik bir serinin yüksek saatçilikte yer almasını sağladı.