31. SAYI ÇIKTI

  • 76 SHARES

QP Türkiye’nin yeni sayısı satışa çıktı. Kapağında, Cartier’nin form özgürlüğü tarihçesinden yola çıkarak 2020’ye uyarladığı Tank Asymétrique’in, illüstratör Natalia Ramos tarafından yorumlanmış versiyonuna yer veren 31. sayıya, info@qpmagtr.com adresine e-mail atarak ulaşabilirsiniz.

Tecrübe ettiğimiz aylar bize, idefikslerimizi güçlendirebileceğimiz ya da tam tersi, aklımızı özgürleştirebileceğimiz alternatifler sunuyor. Sözün kısası, yeni normalin keşfi, öznel olacağa benziyor. İlerlemek ya da yerinde seyretmek… Ama düşünmeden ilerlemek ya da sadece adapte olmaya çalışmak değil. Aslında iç sese kulak verip sonunda “kendi” olmayı başarabilmek. Hayatta 1 dakikayı bile istemediğin şekilde geçirmemek… Peki bu bir lüks gibi mi geliyor kulağa? Cartier’nin Asymétrique ya da Crash gibi hiç alışılmadık saat formlarıyla, satış kaygısına rağmen, özgürce şansını deneyebilmesi gibi? İlk duruşta, evet, bu bir lüks, diğer bir deyişle, sahip olmanın pek kolay olmadığı bir imkan. Ama öte yandan, hayır, öyle değil, bu sadece karakterli bir seçim. Hem insanlar, hem kurumlar, kuruluşlar, markalar, fabrikalar vs. için. Nasıl mı…

Bugünlerde sosyal medyanın yegane iletişim aracı gibi hissedilmesi, satış kaygısının şiddetini salt kuvvetle görünebilir kıldı. Pek çok marka, hiç durmadan, sosyal medya fikirleri üretti. Diyelim ki bazısı öğrenmek, dinlemek adına etkileyici projelerdi; ama dürüst olmak gerekirse, pek çoğu da sadece satış korkusuyla gündemde olabilmek içindi. Evde kaldığımız ilk günlerde iyiydi; zamanla, insanı boğan bir ajandaya dönüştü. Kişiyi, bir kitap ya da derginin satırlarını yavaş yavaş okuyup rahatlama alışkanlığından koparabileceğine inanacak kadar. Zira bütçe kesintilerinde ilk adım sanarız ki dergi reklamlarında yaşandı. (Örneğin dikkatli bir QP okuyucusuysanız, ilk sayıdan bile daha az ilanın yer aldığını fark edebilirsiniz; bu sebeple bu sayıda bizden desteğini esirgemeyen, sürekliliğe değer veren markalara teşekkürü bir borç biliriz!) Sektör dışından olanları bilgilendirecek olursak, reklamların “yok oluş”larının sebebi, markaların yeni “seçimlerinden” kaynaklanıyor.

Finansal endişeler elbette, belki de hiç olmadıkları kadar şiddetli. Ama bu sayede öncelikler de meydana çıkıyor. Ve belli ki, bazıları için kültür sahnesinde dijital hareketlerin, anlık etkileşimlerin yeri; kütüphanelerden daha önemli. Dijital entegrasyon zoraki bir hal aldı. Olabilir elbette; değişim süreci bireye “önyargıları kaldırarak” doğruyu yanlışı ayırt edebilmeyi gerektiriyor. Biz de kendimizce çabalıyoruz… Fakat toplumsal değerler bu kadar hızlı değişirken, umuyoruz ki bu değişimde kütüphaneleri daha kapsamlı olanlar daha büyük roller kaparlar. Tıpkı Richard Deacon’ın aşağıdaki eserini adlandırdığı gibi, karşımızda tırmanılacak “bir diğer dağ” daha olsa da…

Richard Deacon, “Another Mountain” 2007, Paslanmaz çelik, 290x420x340cm.