20. SAYI ÇIKTI

  • 50 SHARES

Aklımızda yaz var ama temel nosyonumuz değişim. QP’nin 20. sayısı işte bu bakış açısıyla sizinle buluşuyor; seçkin kitabevlerinden eylülün üçüncü haftasına kadar ulaşabilirsiniz.

Değişim, sözlük anlamıyla bir zaman dilimi içerisinde gözlemlenen farklılıklar bütünü olarak tanımlanıyor (bkz sf. 54). Ve hiç şüphesiz yaz mevsimi de her açıdan değişim potansiyelinin doruk noktasına çıktığı süreç olduğundan, bünyeniz veya ekolojiniz namına bu aylarda muhtemel farklılık önerileri sunmak da bize düşüyor. Eau de parfum’den eau de toilette’e geçmek; güneşlenmek; sosyalleşmek; tembellik hakkını kullanmak; denize duyarlılığınızı artırmak; bir yandan keten gömlek sayınızı da artırmak… Şimdi bunların tam sırası. Zira biz de hepsinde hemfikir olacağınızı düşünerek 20. sayımızı mevsimsel bir kültür kozmolojisi etrafında şekillendirdik.

Aklımızda yaz var ama temel nosyonumuz değişim. Yüksek saatçilik minvalinde bu yüzden Rolex’in jubilee bileziğini ilk kez
adapte ettiği yeni GMT-Master II modelini takıyor; Bulgari CEO’su Jean-Christophe Babin’den Octo Finissimo’nun historik markada neleri değiştirdiğini dinliyoruz (bkz sf. 58). Öte yandan bir diğer yeni dünya olgusu olan sosyal sorumluluk kavramına eğilip maison’lar arasında okyanus ekosistemini korumaya çalışmanın ne anlama geldiğini irdeliyoruz (bkz. sf 72).

Sanatta ise bir önceki sayıda yer verdiğimiz Montmartre’ın joie de vivre keşfini takiben, şimdi Montparnasse’tayız. Proust’vari bir tabirle, iki savaş arasındaki dönemde ‘kaybolmuş zamanın’ Montparnasse’ta yeniden bulunuşuna ve devamında bıraktığı izlere tanık oluyoruz (bkz. sf. 90). 80’lerde Mübin Orhon’un koyu renklerine dek nüfuz eden Montparnesse etkilerini, Baksı Müzesi’ne yaptığımız seyahatle beraber (bkz. sf. 76), Alev Ebüzziya’nın açık tonlarına bağlıyoruz.

Kısacası Francis Picabia’nın 2016’daki majör sergisinin ismi gibi (kafalarımız yuvarlak ki düşüncelerimiz yön değiştirebilsin), fikirlerimize yeni yollar kazandırmaya çalışıyoruz. Pek tabii kapaktan da anlayacağınız üzere, bu arada bisiklete biniyoruz. Size de o yüzden stabil konseptler aşılamadan aslında yalnızca bir öneri: Yazın keyfini çıkarın. Ama en önemlisi, Hemingway’in de belirttiği gibi, tatile mutlaka sevdiklerinizle çıkın.