YÜKSEK SAATÇİLİĞİN BRONZU SAHİPLENMESİ

  • 240 SHARES

Bronz belki en değerli materyallerden biri değil, kendisi aslına bakılırsa bir element bile değil. Fakat bu onun artılarını görmezden gelebileceğimiz anlamına gelmiyor.

Bronzu en iyi üçüncü olarak biliyorsanız işin biraz daha teknik kısmından bahsetmemizde fayda olabilir. Panerai SIHH’de üçüncü bronz kasasını tanıttı, geçtiğimiz yıl da Oris ve Tudor bu yolu tercih etmişti, bronzun son temsilcisi ise Eterna’nın KonTiki’sinde karşımıza çıktı. Yüksek saatçiliğin bronzu tıpkı daha önceki paslanmaz çelik ve mavi kadran gibi benimsediğini ya da benimseyeceğini söyleyebiliriz. Ancak öncesinde bronzu kısaca incelersek daha iyi olur.

Bronz içeriğinde çoğunlukla bakır içeren bir alaşım, az oranda manganez, arsenik, alüminyumla beraber soluk altın rengine sahip olması için de fosforun dahil edildiği bir materyal. Dikkatli bakıldığında üzerinde görülebilecek solgun dairesel formlar sebebiyle de kendisine benzeyen pirinçten kolaylıkla ayrılabilecek bir özelliğe sahip. Sertliği ve sürtünmeye karşı dayanıklılığı sebebiyle heykel yapımında ve müzik aletlerinde kullanılan bronzun yüksek saatçilikteki işlevi ise biraz tarihsel doku biraz da benzersizlik üzerine yoğunlaşıyor. İlk olarak benzersizlikten bahsetmek gerekirse bronzun yaşlanma sürecine değinmemiz gerekir. Bronz zaman içerisinde değişiklik gösteren bir alaşım, üstelik altın ya da çelikten farklı şekilde çeşitlenerek değişen bir materyal. Kullanıcının bulunduğu ortama, saati kullanış biçimine göre bronz renk farklılıklarına maruz kalıyor ve diğer materyallerin yarattığı etkiden farklı olarak daha kişisel bir yaşanmışlık vadediyor. Bu sebeple de bronz kasalı bir model alırken aslında tek adetle limitli bir saat almış oluyorsunuz, bunun için ise sadece kısa bir zamana ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu nüans bronzun tercih sebeplerinden ilkiydi ve daha çok müşterileri ilgilendiren bir konuydu. İkinci özellik ise bronzun yarattığı etki. Vintage modeller sıklıkla soluk renkteki altına benzeyen bu alaşıma yöneliyor, bunun da kendi içinde iki sebebi var. Eğer bu saat bir dalış saati değilse manüfaktür antik dönemlerden bu yana kullanılan bronzun retro hissini kullanarak kişilere vintage bir parça sunmuş oluyor. Eğer model bir dalış saati ise bu sefer de uzun yıllardan bu yana gemilerde ve denizcilik sektöründe aktif olarak kullanılan bronz sayesinde insanlara denizcilikle ilgili marka tarihlerini anlatmaya çalışıyor. Tıpkı Tudor Heritage Black Bay Bronze, Oris Diver Carl Brashear ve Eterna KonTiki Bronze gibi. Bu üç model de dalış geçmişleri olan parçalar, örneğin Oris’in modeli ABD Donanmasının ilk Afrika kökenli dalgıcı Carl Brashear için çıkarılmış, 2000 adetle limitli 42 mm’lik bronz kasaya sahipti. Model; mavi kadranı, parlak bronz kasası (alışılmışın dışında bu modeldeki bronz muadillerine oranla daha parlak bir görüntüye sahipti) ve kahverengi deri kayışıyla tam bir vintage’dı. Tudor’un bronz hamlesi ise markanın Black Bay modeliyle geldi. Fransız Donanması için hazırlanan vintage Tudor’lardan esinle yaratılan parça 1970’lerdeki kar tanesi formundaki saat ibresiyle 1950’lerde tercih edilen bir tepe kolunu kullanmıştı. 43 mm’lik model aynı zamanda COSC sertifikalı manüfaktür kalibre MT5601’i kullanması sebebiyle de güçlü bir seçenek halini almıştı. Bu akıma son katılan parça ise Eterna’nın KonTiki Bronze’u oldu. 1958’de tanıtılan ilk KonTiki bilimsel araştırmalarda karşılaşılacak zorlu koşulları kompanse etmek için özellikle tuzlu suya dayanıklılık ön plana alarak tasarlanmıştı. Doğal olarak kendisi de bir bakıma dalış saati sayılabilirdi. Yeni model yivli bezeli ve granit desenli kadranıyla biraz agresif. Bronz kasaya kontrast yaratabilecek kahverengi kayışla gelen KonTiki Bronze 65 saatlik güç rezervi sunan manüfaktür kalibre 3902A ile donatılmış. 44 mm’lik kasanın 200 metreye kadar su geçirmezliği de saatin kendisini dalış şartlarına ne kadar hazır hissettiğinin bir göstergesi.