SEMPEROPER

  • 148 SHARES

Kendi tarihinin üç Rönesans’ını yaşayan Semperoper’den yükselen müzik sesleri, A. Lange & Söhne’ye saat literatürüne dünyanın ilk dijital göstergeli mekanik saatini ve outsize date komplikasyonunu kazandırması konusunda nasıl ilham verdi?

Hislere bilimsel yollardan yaklaşmak kolay değildir. Fakat sesin oluşumunu, kontrolünü, dinleyiciye iletimini ve onlar tarafından karşılanmasını hesaplayarak canlı performansları ideal boyuta taşıyan akustik bilimi, müziğin arabuluculuğuyla kendi iç dünyamıza doğru bir yolculuğun haritası olabiliyor. Konser salonlarının ‘kültürel mabet’ mertebesine ulaşıp kutsallaşmasını, sahiplenilerek tarih boyunca korunmasının önemli bir nedeni de bu değil mi zaten? Bireyselliğin kolektif bilince organik bir şekilde evrildiği bu durumun efsanevi bir örneğine Almanya’nın Dresden şehrinde, bir opera binasında rastlıyoruz.

Hikayemiz 19. yüzyılın ortalarında Saksonya’nın başkenti Dresden’de, spesifik olmak gerekirse Elbe Nehri kıyısında başlıyor… Opera aşığı Saksonya Kralı II. Frederick Augustus, o dönem henüz genç bir mimar olan Gottfried Semper’i şehrin tam kalbinde yeni bir opera binası yapması için görevlendiriyor. Sadece politik yönüyle değil; sanatsal açıdan da devrimci ruha sahip olan Semper, yapımına 1838’de başladığı Dresden Devlet Operası’nı (Semperoper) üç yıl sonunda geç dönem Klasisizmi ve Rönesans unsurlarıyla tamamlıyor.

Açılışın gerçekleştiği 13 Nisan 1841’de opera binasının kapılarıyla birlikte yüksek saatçilikte de yeni bir sayfa açılmakta. Buna ön ayak olansa Kral Augustus’un opera ritüellerinde fark ettiği ve o ‘kutsal’ sürece dakikalar kala konsantrasyonunu dağıttığını düşündüğü sesler. Bir başka deyişle opera salonunda yerlerini alan izleyicilerin, konsere tam olarak kaç dakika kaldığını öğrenmek için düzensiz aralıklarla ya cep saatlerini açıp kapaması ya da birbirine saati sorması. Takıntının tutkuyla pekiştiği her durumda rastladığımız üzere, Saksonya kralının aklına şöyle bir fikir geliyor: Opera salonundaki cep saatlerinin tıkırtısını ve homurtuları, ortak zaman göstergesi fikriyle alt etmek. Böylece Kral Augustus, Semperoper’in açılış gününe yetiştirilmesi üzere güvendiği bir isme, saray saat ustası Johann Christian Friedrich Gutkaes’e başvuruyor. Gutkaes’e bu prestijli ve zorlu görevde, saat yapımında uzmanlaşmak üzere gittiği Paris, Britanya ve İsviçre’den yeni dönen eski öğrencisi Ferdinand Adolph Lange eşlik ediyor. Bu arada bahsi geçen saatin, Semper’in mimari planına göre sahnenin tam ortasında iki metre yükseklikte ve dört metre genişlikteki bir kemerin içine yerleştirilmesi ve salonun en arka sırasından bile rahatça görünmesi gerekmekte…

Sonunda Semper ile Gutkaes, kral tarafından aynı yıl aldıkları farklı siparişleri, aynı gün müthiş bir görsel harmoniyle teslim ediyor. Goethe’nin Torquato Tasso oyunu ile Carl Maria von Weber’in Jubel-Ouvertüre operasına dakikalar kala, kralın en başından beri arzuladığı o mutlak sessizlik içinde, herkes Gutkaes & Lange’nin yapımını tamamladıkları ve yüksek saatçilik literatürüne five minute clock (beş dakikalık zaman dilimlerini gösteren saat) olarak geçecek mekanizmaya gözlerini dikmiş bekliyor: Sol tarafta Romen rakamlarıyla saat, sağ tarafta bulunan pencerede Arabik rakamlarla dakika ibareleri. Dakikalar da beş dakika arayla; 00, 05, 10, 15 şeklinde devam ederek ilerliyor.

Performans sona eriyor ve artık salon, fuaye, sahnenin mimari biçimlendirmeleri, ses tasarımında kullanılan doğru parametrelerle hem akustik hem de görsel açıdan doruk noktasına ulaşılıyor. İzleyici ve elbette kral, o günden itibaren sahnelenen her performansla Dresden Opera Binası’nı coşkuyla kucaklıyor. Ta ki bina 1869’da çıkan yangında çok büyük bir zarar görene dek.

Fakat ‘hazin’ Semperoper’e dair herhangi bir cümlenin içinde yeri olmayan bir sözcük. Ayrıca 28 yıl, kolektif bellekte yer etmek için -özellikle de Alman ekolünde- oldukça yeterli bir süreç… Dresdenliler yangının ardından opera binasının şehre derhal geri kazandırılmasını yüksek sesle dile getirmeye başlıyor. Hatta binanın yeniden inşasını o sırada politik görüşleri nedeniyle Richard Wagner ile Viyana’ya sürgüne gönderilen 67 yaşındaki Gottried Semper’in üstlenmesi için imza bile topluyorlar. Dresden halkının fikir birliği neticesinde görev yine Semper’e veriliyor ama sürgünde olduğu için o tasarımları Viyana’da yaparken, talimatlarını saha içinde oğlu Manfred uyguluyor.

1878 yılında opera binası tekrar açıldığında, ‘yeniden doğuş’ stilistik açıdan da yaşanıyor: Yüksek Rönesans ve barok ögelerle zenginleştirilmiş Neo-Rönesans mimarisi. O tarihten itibaren Semperoper, Richard Wagner, Richard Strauss gibi kompozitörlerin en önemli operalarının prömiyerlerine ev sahipliği yapıyor. Yeni bir yüzyıla girdiğimizdeyse müzikal doruk noktalarına defalarca ulaşan Semperoper ve saat yapımına Glashütte’de konuşlanan merkezinde devam eden A. Lange & Söhne, bir dünya savaşını geride bırakıyor.

Yazının devamı için 16. sayımızdaki A. Lange& Söhne Koleksiyoner Eki’nin sayfalarını karıştırabilirsiniz.

Fotoğraf kredisi: Semperoper’deki duvar saati; A. Lange & Söhne Ref. 191.039; outsize date komplikasyonunun işleyiş çizimi; Semperoper’deki duvar saatinin Mathematics & Physics Müzesi’nde sergilenen 1896’da yapılmış modeli; Lange 1